İşçiler ve emekçiler ağır saldırılarına maruz kaldıkları AKP’den de Erdoğan’dan da kurtulmalıdırlar. Ancak bu, burjuvazinin dayattığı politikalarla, kişilerle ve yöntemlerle değil, birleşen işçi ve emekçilerin sillesiyle yapıldığı zaman gerçek anlamına kavuşabilir. Aksi takdirde yeni gelen burjuva iktidarlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları, benzer saldırıları sürdürmeye devam edeceklerdir. Bu seçim TC’nin en üst makamına oturacak şahsın belirleneceği bir seçimdir ve o koltuğa İhsanoğlu da otursa Erdoğan da otursa, öncelikli görevi düzenin bekasını sağlamak olacaktır. Dolayısıyla işçi ve emekçi kitleler, Erdoğan’ın diktatörlüğüne hayır demekle yetinmeyip, bu baskı ve sömürü düzeninin başka bir temsilcisi olan İhsanoğlu’na da hayır demelidirler. Bu noktada HDP adayı Selahattin Demirtaş’ın desteklenmesi, emekçileri esir alan her iki burjuva kutbun da oyununu bozmak için en anlamlı tutumdur.