Kapitalizm, tarihinin hiçbir döneminde karşılaşmadığı şekilde, kelimenin gerçek anlamında küresel ve yıkıcı bir krizle sarsılıyor. Bugün dünyaya hâkim olan distopik manzara, kapitalizmin tarihsel tıkanmışlığıyla, bu tıkanmışlığın kendini eşi benzeri olmayan bir krizle dışa vurmasıyla uyumludur. Egemenler, sömürü düzenini ayakta tutmak amacıyla insanlığa kâbusu yaşatıyorlar. Bu kriz kapitalizmin tarihsel tıkanmışlık döneminde gerçekleşen, dolayısıyla son derece tahripkâr ve sarsıcı bir dinamiğe sahiptir. Burjuva iktisatçılar, her zamanki gibi krize sistemin içsel mekanizmalarının değil de dışsal etkilerin yol açtığını iddia ederek koronavirüsü suçlu ilan ediyorlar. Hayır, bu kriz koronavirüsün yol açtığı bir kriz değildir. Elif Çağlı, milenyum dönemeciyle birlikte kapitalizmin tarihsel bir sistem krizine girdiğini, bu tarihsel tıkanmışlığın sistemin bağrındaki çelişkileri alabildiğine keskinleştirdiğini ve sonuçlarının daha yıkıcı hale geldiğini çok zaman önce tespit etmişti. Kapitalist işleyiş ile krizler arasındaki doğrudan ilişkiyi ortaya koyduğu Kasım 2003 tarihli Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum broşüründen seçtiğimiz bölümleri iki parça halinde okurlarımızın dikkatine yeniden sunmayı yararlı buluyoruz.