Ankara’da Devrimcilere Yönelik Polis Saldırısı


Devrimci grupların, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısını protesto etmek ve İsrail’le yapılan anlaşmaların iptal edilmesini istemek için Ankara’da düzenledikleri yürüyüş polis saldırısına uğradı. 16 Ocak akşamı YKM önünde buluşularak, “İsrail İle Yapılan Anlaşmalar İptal Edilsin – İsrail Elçilikleri Kapatılsın” pankartı arkasında toplanıldı. “Katil ABD, İşbirlikçi MGK”, “Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak”, “Siyonizme Geçit Vermeyeceğiz”, “Filistin Halkı Yalnız Değildir”, “Direnen Filistin Kazanacak”, “Katil İsrail Ortadoğu’dan Defol” sloganları atılarak Meclise doğru yürünmek istendi. Ancak polis güçleri, bu yürüyüşe izin vermeyeceklerini, basın açıklamasının toplanma yerinde yapılmasını, yürüyüşün yasal olmadığını söylediler. Devrimciler yürümekte kararlı olduklarını söyleyerek polis barikatlarını aşmaya çalışınca da polisin müdahalesiyle karşılaşıldı.

Devrimcilere gaz bombalarıyla saldıran polis, çok sayıda devrimciyi de gözaltına aldı. Yine saldırılar sırasında çok sayıda devrimci de yaralandı. Olay yerinden uzaklaşan eylemciler Kızılay’a doğru harekete geçerek kısa süreliğine yolu trafiğe kapattılar. Daha sonrasında Kızılay’ın ara sokaklarına dağılan eylemciler, Sakarya Caddesinde tekrar toplanarak gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılması için Yüksel Caddesine doğru yürüdüler. Burada yapılan açıklamalarda, polislerin saldırganlığı da bir kez daha teşhir edildi.

Haftalardır süregiden eylemlerde, Filistin’e yönelik yürütülen haksız saldırılar protesto edildi. Bu eylemlerin her defasında da polis gücü üzerine düşen görevi yerine getirmekten geri durmadı. 16 Ocak akşamı devrimcilere yönelik polis terörü bir kez daha alanlardaydı. Burjuva medya olayı bir kargaşa ortamı olarak sunmaktan geri durmadı. Medya’ya göre, Ankara savaş alanına dönmüştü ve bunun nedeni de devrimcilerdi! Polis saldırısı haberlerde yankısını böyle bulmuştu. Ancak asıl olan devletin kolluk güçlerinin, haksız bir saldırıyı protesto etmek isteyen devrimcilere tahammülünün olmadığıydı. Yürütülen baskıya ve teröre dur diyebilmenin yolu işçi sınıfının örgütlülüğünü güçlendirmekten geçiyor.