Kuşkusuz öğrenci gençlik sınıfsal bir yekparelik oluşturmuyor. Kapitalizmin dört bir koldan yürüttüğü saldırılardan egemen sınıfın, burjuvazinin çocukları değil işçi sınıfının çocukları etkileniyor. Tuzu kuru sınıfların çocukları paralı üniversitelerde, en son olanaklardan sınırsızca yararlanarak eğitim görürken ve okul biter bitmez işleri onları hazır beklerken, işçi sınıfının çocuklarını hiç de parlak bir kader beklemiyor. Onların liselerde okumaları için bile ailelerinin belli bir gelir düzeyinde olmaları gerekiyor. Milyonlarca çocuk, salt bu nedenle ilköğretimi bitirir bitirmez kapitalizmin çarkları içinde dönmeye başlıyor. Aldıkları kötü eğitime rağmen, bin bir fedakârlıkla (dershane parası, kitap ve kırtasiye giderleri, yol parası, yemek parası) üniversiteyi kazananları da, okulu bitirmeyi başardıklarında bekleyen şey, yıllar süren bir işsizlik ya da mesleğiyle hiç ilgisi olmayan, düşük ücretli ve kötü koşullu işler. Onlar üniversiteye girmeden de, üniversitede okurken de, bitirdiklerinde de aynı sınıfa mensup gençler: onlar işçi çocukları ve geleceğin işçileri. Burjuvazi herkes sınıfını bilsin, boş sınıf atlama hayalleri kurmasın istiyor. Biz de bunu istiyoruz. Herkes sınıfını bilsin. Ama yetmez, herkes safını da seçsin.