Her ay iş cinayetlerinde yaşanan ölümleri kayıt altına alarak raporlaştıran İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, “Çocuk İşçiliğine ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadeleye” başlığı ile Haziran ayı verilerini paylaştı. İşçilerin mesai arkadaşlarından, ailelerden, iş güvenliği uzmanlarından, işyeri hekimlerinden, sendikalar ve basından edinilen bilgilere göre yılın ilk altı ayında en az 1063 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Raporun detaylarında son 6 aydaki iş cinayetleri verileri de paylaşıldı: Ocakta 155, Şubatta 129, Martta 149, Nisanda 190, Mayısta 212 ve Haziranda 228. Artan iş cinayetleri, güvencesizliğin, kötü çalışma koşullarının, çekilmez hale gelen yaşam koşullarının, oyun çağından mezara kadar çalışma zorunluluğunun ve en önemlisi işçi sınıfının örgütsüzlüğünün sonuçlarını bir kere daha gösteriyor.
İSİG raporuna göre son altı ayda en fazla iş cinayetinin yaşandığı Haziran ayında en çok ölüm tarım, inşaat, taşımacılık ve metal işkolunda meydana geldi. Çoğu zaman ölümcül kazaların yaşandığı işyerlerinde dahi işçi sağlığı önlemlerinin alınmaması; okulların kapanmasıyla birlikte tarlalara ve sanayiye sürülen çocuk işçilerin yıldan yıla artması; yanı sıra yazın gelmesiyle kavurucu hava sıcaklarının sağlığı tehdit edecek boyutlara varmasına rağmen işçilerin işten kaçınma hakkının kullandırılmaması, iş cinayetlerinin de artmasına yol açmaktadır. Kavurucu sıcaklara rağmen dışarıda çalışan inşaat, demir-çelik, tarım, liman ve tersane, elektrik-yol-su bakım ve onarım işçileri, turistik tesislerde çalışan işçiler, kuryeler, hayati risk altında yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyorlar. Haziran ayında sanayide 75, inşaatta 56, tarımda 54, hizmet sektöründe 43, işkolu belirlenmeyen işyerlerinde ise 6 işçi yaşamını yitirdi.
Ölüm nedenleri işçilerin içinde bulunduğu ve düzeltmek için mücadele vermenin zorunlu olduğu çalışma koşullarını ortaya koyarken, benzer işkollarında aynı sorunlardan kaynaklı olarak defalarca ölümcül kazalar meydana gelmesine rağmen işçilerin yaşamını hiçe sayan sermayenin vicdansızlığını, hoyratlığını gözler önüne seriyor. Tarım ve inşaatta ezilme veya göçük altında kalma sebebiyle 55 işçi, inşaatlarda yüksekten düşme sebebiyle 35 işçi, yarısı taşımada olmak üzere ulaşım esnasında gerçekleşen kazalarda 35 işçi, kalp krizi ve beyin kanaması nedeniyle 33 işçi, elektrik çarpması nedeniyle 18 işçi, şiddet nedeniyle 10 işçi, intihar nedeniyle 9 işçi, zehirlenme ve boğulma nedeniyle 7 işçi, patlama ve yanma nedeniyle 5 işçi, nesne çarpması nedeniyle 3 işçi, kesilme ve organ kopması nedeniyle 1 işçi ve belirtilmemiş diğer nedenlerle 17 işçi hayatını kaybetti. Artan yoksulluğu, güvencesizliği ve geçim sorunlarını iş cinayetlerine kurban giden işçilerin yaş gruplarına baktığımızda görebiliyoruz. İSİG raporuna göre 15-17 yaş arası 6 çocuk işçi (3’ü inşaatta, 2’si tarımda, 1’i cam işkolunda), 18-29 yaş arası 33 genç işçi, 30-49 yaş arası 97 işçi, 50-64 yaş arası 65 işçi, 65 yaş üstü 22 işçi (çoktan emekli olması gereken) ve yaşı bilinmeyen 5 işçi iş cinayetlerine kurban gitti.
Güvencesizlik sarmalında çalışan kadın işçiler, en kötü koşullarda çalışmaya zorlanan göçmen ve sendikasız işçilerdeki ölüm oranları ayrıca dikkat çekiyor ve sınıfın örgütsüzlüğünün sonuçlarına ışık tutuyor! Rapora göre Haziran ayında 10 kadın işçi, 14 göçmen işçi (5’i Azerbaycanlı, 3’ü Suriyeli, 2’si Mısırlı, 1’i Çinli, 1’i İranlı, 1’i Özbekistanlı, 1’i Türkmenistanlı) hayatını kaybederken, iş cinayetlerine kurban giden 228 işçinin 216’sının (yüzde 95’i) sendikasız olduğu belirlendi. Raporda sendikalı işyerlerinde iş cinayetlerinde hayatını kaybeden başka işçiler de olabileceği ama sendikalar tarafından yeterli bilgilendirme yapılmadığı için ölen işçilerin sendika bilgisine ulaşılamadığı belirtiliyor. Yine sendikalı işyerlerinde taşeron işçilerine dikkat çekilerek özellikle metal, kimya, enerji, belediye gibi işkollarında, sendikaların işyerlerindeki güvencesiz çalışan taşeron işçilerinin örgütlenmesinin önündeki engelleri aşması ve TİS sürecine dahil etmesi gerekliliği vurgulanıyor. Elbette yaşanan tüm sorunların aşılmasının en temel çözüm noktası, işçi sınıfının önüne konan tüm ayrımları ve engelleri aşarak birliğini sağlaması, yalnızca sendikalı değil gerçek anlamda örgütlü olmasıdır. Sendikaların da yalnızca ücret mücadelesiyle sınırlı tutulmaması birliğini ve mücadelesini büyütecek örgütlere dönüşmesi gerekiyor.
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana en az 37 bin 525 işçi hayatını kaybetti. İlk on yılından sonra iktidar yeni bir rejime doğru ilerledikçe işçi ve emekçilerin yaşamlarının ekonomik açıdan, demokratik hak ve özgürlükler açısından daha aleni bir şekilde kısıtlandığını ve iş cinayetlerinde artık 1000’i aşan sayıda işçinin ölümünün rutine bindiğini, bu sayıların 2000’lerin üzerine doğru yükseldiğini görüyoruz. Örtbas edilen iş cinayetleri, kaybedilen göçmen cenazeleri vs. eklendiğinde gerçekte bu sayı çok daha fazladır! 2023 yılında, İSİG Meclisinin “Yaşamak için örgütlenmek, direnmek zorundayız” başlığı ile yayınladığı raporda, siyasi iktidar “ekonomik kalkınma”, “Yeni Türkiye”, “Türkiye Yüzyılı” gibi lafları dilinden düşürmezken, emekçilerin aleyhine çıkarılan yasalar, artan enflasyon ve azalan alım gücü, hak ve özgürlük mücadelelerine karşı süreklileşen baskı ve güvencesiz çalışma koşullarıyla tam bir “İş Cinayetleri Rejimi” kurulduğu vurgusu yapılmıştı. Eğer bugün burjuvazi işyerlerinde daha fazla önlem almak zorunda kalıyorsa ve iş cinayetlerinin çok büyük bir kısmı örtbas edilemiyorsa, bu işçi örgütlerinin, sendikaların, 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren İSİG’in iş cinayetlerine sessiz kalmaması sayesinde mümkün olmaktadır.
İSİG raporlarına göre Türkiye’de çocuk işçi ölümleri de giderek artmaktadır. İSİG Meclisi sık sık çocuk işçi ölümlerini öne çıkaran başlıklarla raporlar yayınlamakta, rejimin ekonomik politikalarına, MESEM’lere, yoksulluğun pençesindeki ailelerin çocuklarına reva görülen hayatlara dikkat çekmektedir. Çalışma Bakanlığının sitesindeki istatistiklerde her yıl ancak 13-14 çocuk işçinin ölümü kayıtlara geçiyor, gerçek sayılar duyurulmuyor. Ancak İSİG Meclisinin kayıt altına aldığı iş cinayetleri raporlarına göre son on yılda en az 862 çocuk yani her yıl 64-65 çocuk iş cinayetlerine kurban gitti.
Son yıllarda giderek yaygınlaşan derin yoksulluk sorununda işçi aileleri daha oyun yaşındaki evlatlarını ağır ve güvencesiz sanayi çarklarının arasına göndermekte, rejimin eğitim sisteminde yaptığı değişikliklerle de buraya daha fazla çocuk işçinin akması sağlanmaktadır. 2024 yılında 71, 2025 yılında ise 94 çocuk işçinin iş cinayetlerine kurban gitmesi, rejimin işçi sınıfının çocuklarına yarattığı geleceği göstermek açısından çarpıcıdır: Daha kötü çalışma koşulları, güvencesizlik, geleceksizlik, bunalım, ölüm...
Kapitalist sistemde burjuvazinin tek güdüsü sömürüyü arttırmaktır. Böyle olduğundandır ki, iş koşullarındaki iyileştirmeler bile ancak işçi sınıfının bindireceği güçlü basınçla mümkündür. Bu düzende sadece daha iyi bir gelecek için değil hayatta kalabilmek için de örgütlü olmak şarttır. Kapitalizm örgütsüz kitleleri öldürür: Savaşlarda birbirine kırdırarak, yoksul bırakarak, işsiz ve geleceksiz bırakarak, işyerlerinde işçi sağlığı için gerekli önlemleri almayarak... Kapitalizmin yarattığı tüm sorunlara karşı mücadele yürütmek elzemdir. Fabrika çarkları altında, iş koşullarının yarattığı hayati sorunlar karşısında can vermemek için mücadeleci sınıf örgütlerinin içinde yer almaktan, mücadeleyi büyütüp güçlendirmekten başka bir yol yok!
link: Aylin Dinç, Haziran Ayında 228 İşçi İş Cinayetlerine Kurban Gitti, 18 Temmuz 2026, http://en.marksist.net/node/8803
Utanç ...


