October 2011 tarihli yazılar


Açlık Bir İstikrarsızlık Sorunu Değil, Kapitalist Sistemin Sonucudur!

Almanya eski Çevre Bakanı ve Birleşmiş Milletler Çevre Programının eski başkanı Klaus Töpfer verdiği bir röportajda, gıda fiyatlarının yükselmesini geçim sorununun izleyeceğini söylüyor. Bunun isyanları tetikleyeceğini eklemeyi de ihmal etmiyor.

Egemen Devlet Zihniyeti Devam Ediyor!

Bugün insanların gündeminde temelde üç konu var ve bunlar içiçe geçmiş durumdalar: 24 askerin ölümü, ordunun başlattığı 26. kara harekâtı ve Van’da yaşanan deprem.

Şili’de Mücadele Yükseliyor

Şili’de öğrencilerin grev ve direnişleri aylardır devam ediyor. Aynı zamanda işçiler de öğrencilerin taleplerine sahip çıkarak mücadele çıtasını yükseltiyorlar. Eğitim ve sağlıkta özelleştirmelerin durdurulmasını, sosyal hak gasplarına son verilmesini ve daha iyi yaşam koşullarının sağlanmasını talep eden Şilili işçi ve öğrenciler anayasanın değiştirilmesi için sokaklara çıkıyorlar.

Kaddafi Sonrası Libya Üzerine Pazarlıklar

Dikkati çeken önemli noktalardan biri Türkiye’nin de emperyalist paylaşım pazarlıkları içerisinde etkin bir rol oynamaya çalışmasıdır. Türkiye sosyalist solunun bir kesimi tarafından Türkiye bağımlı, yeni-sömürge ya da yarı-sömürge bir ülke olarak görülse de, gerçekliğin bununla yakından uzaktan ilgisinin olmadığını Arap coğrafyasında Türkiye’nin attığı adımlar ve izlediği politika çok net bir biçimde göstermektedir. Çin’den sonra dünyanın en çok büyüyen ikinci ekonomisi pozisyonunda olan Türkiye, olanca iştahıyla hinterlandında söz sahibi olmaya ve emperyal niyetlerini hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Şark Islahat Planı ve TC’nin Asimilasyon Politikaları

Baskı, imha, inkâr ve asimilasyon politikaları nedeniyle kangrene dönüşmüş olan Kürt sorunu, üzerinde yaşadığımız topraklarda yaklaşık 150 yıldır varlığını sürdürüyor. Fakat bugün bu sorunun böyle köklü bir tarihi olduğu geniş kitleler tarafından ne yazık ki bilinmiyor. Aksine, tümüyle bilinçli ...

Kürt Halkına Dönük Linç Kampanyası

Burjuva gazeteler kocaman başlıklarla savaş naraları atıyorlar. Savaş düzeni alan medya, masa başında kendinden menkul operasyonlar düzenliyor, asıp kesiyor, mağaraları temizliyor, milliyetçilik kusuyor. Düzen cephesi, halkın tepki göstermesi, meydanlara çıkması ve balkonlara bayrak asması için elinden geleni ardına koymuyor. Ellerine bayraklar verilmiş gençlere kentlerin caddelerinde ölüm kokan sloganlar attırılıyor. Devletin tepesi saldırgan tutumu tırmandırıyor ve “intikam”, “kökünü kazıyacağız” demeçleri veriyor. İzmir gibi güya çağdaş kentlerden “kana kan, intikam” sloganları yükseliyor.

Sosyalistler ve İşçi Sınıfı Arasındaki Güven Bunalımı /1

Sosyalist hareketin gelişmeler karşısında politika üretmedeki bu basiretsizliği, onun, aslında emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı belâların ve zulmün altında inim inim inleyen ve bir çıkış arayan kitlelerin gözünde bir türlü alternatif ve umut haline gelememesi sonucunu doğurmuştur. Oluşan boşluğu ise, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyası özelinde İslami hareketler, Avrupa'da ve Latin Amerika'da ise burjuva solu doldurmuştur. Sosyalistlerin bir diğer büyük yanılgısı da bu noktada devreye girmiştir. Örneğin Latin Amerika'da, gerçekte kitlelerin devrimci kalkışmalarının ve yarattıkları dalganın sönümlendirilmesi, işçi sınıfı ve ezilenlerin hareketinin düzen içi kanallara çekilmesi işlevine sahip olan Chavez gibi liderler, 21. yüzyıl sosyalizminin kurucusu olarak ...

Özel Yetkili Mahkemeler Kapatılsın

Son dönemlerde Özel Yetkili Mahkemeler meselesi sıkça haber konusu yapılıyor ve bu mahkemelerin kapatılması talebiyle basın açıklamaları, duyurular vs. gerçekleştiriliyor. Sermaye sınıfı içindeki iç hesaplaşmada AKP hükümetinin temsil ettiği taraf mesafe kaydettikçe ve buna paralel olarak diğer tarafı temsil eden kanadın içindeki pek çok kişi hapse tıkıldıkça yargı sistemi hararetli bir şekilde tartışılır oldu.

7,2 Değil Kapitalizm Yıktı!

Depremin ilk gününde, yıkılan binaların altında kalan yüzlerce insanın “kurtarın bizi” çığlığı etraftakileri kuru insan gücüyle hiçbir şey yapamamanın çaresizliğine sürüklerken, devlet akşam saatlerine kadar ortada yoktu. Kızılay deprem bölgesine ilk gün 1200 çadır ve 4500 battaniye götürmekle övünürken, on binlerce insan o geceyi sıfırın altına inen hava sıcaklığına rağmen çoluk çocuk sokakta geçirmek zorunda kaldı. Enkazı kaldıracak iş makinelerini, arama kurtarma ekiplerini ve sağlık görevlilerini derhal koordine edip devreye sokmaya sıra geldiğinde, “güçlü devlet” sırra kadem bastı.

Halkların Demokratik Kongresi Kuruldu

Kongre’nin, misyonuna uygun olarak önüne koyduğu görevlerde birleşik bir mücadeleyi örgütleyebilmesi Türkiyeli emekçiler açısından son derece önemlidir. Burjuvazinin ve sermaye devletinin Kürt halkına ve emekçi sınıflara yönelik saldırılarının doruğa tırmandığı, emperyalist savaşın bölgeyi kasıp kavurduğu mevcut konjonktürde, işçilerin, emekçilerin ve ezilen halkların ortak mücadelesi her zamankinden daha yakıcı bir gereklilik halini almıştır. Halkların Demokratik Kongresi bunu hayata geçirme yolunda anlamlı bir girişim olarak desteklenmeyi hak etmektedir.

Kızıl Gülüşlü Yürekler

Burjuva devletin zindanlarında ağır hastalıklara yakalanan yüzlerce devrimci tutsak, bilinçli bir zulüm politikasıyla tedaviden mahrum bırakılıp ölüme itiliyor. Burjuvazi devrimcileri düzmece mahkemelerle onlarca yıl hapse mahkûm etmekle yetinmeyip bir de bu yolla intikam alıyor. Ancak bütün bu canice uygulamalar devrimcileri yıldırmıyor, yıldıramaz. Devrime olan inancıyla ciğerinin acısına dayanma direngenliği gösteren bir devrimci tutsaktan aldığımız mektubun ekindeki şiiri, ona ve tüm devrimci tutsaklara komünist selamlarımızla yayınlıyoruz.

Avusturya’da Sınıf Savaşı Kızışıyor!

2008 yılında patlak verip tüm dünyayı kasıp kavuran ve her geçen gün daha da derinleşen küresel ekonomik kriz AB’nin kapitalist kalelerini de vurmaya başladı. Bundan henüz 3 yıl öncesine kadar Avusturya burjuva çevrelerinin pek övündüğü “Wiener Lebensqualität” (Viyana yaşam kalitesi) artık birkaç bin kişiden ibaret Viyana jet sosyetesi dışında hiç kimse için bir şey ifade etmiyor.

Suzan Zengin Sonsuzluğa Uğurlandı

52 yıllık yaşamını sosyalist mücadeleye adayan Özgür Gelecek gazetesi Kartal Temsilcisi Suzan Zengin hayatını kaybetti. 14 Ekimde Tuzla Aydınlı Cem Evi’nde cenaze töreni yapılan Suzan Zengin, ailesi, dostları ve devrimci çevreler tarafından Aydınlı mezarlığına defnedildi.

Kentsel Dönüşüm Aldatmacasının Son Kurbanı: Sulukule

Sulukule’de yaşayan Romanlar, “Kentsel Dönüşüm Projesi” ile yerlerinden oldular. 2007 yılında 50 ilâ 100 bin liraya evlerini satmak zorunda kalan Sulukuleli emekçiler, burada yapılan yeni evlerin 400 bin liradan başlayan fiyatlarla satıldığını öğrenince aldatıldıklarını anladılar.

“İkinci Cumhuriyet” Tartışmaları

Her yıl olduğu gibi bu Ekim ayında da Türkiye’de cumhuriyetin kuruluş yıldönümü kutlamalara sahne olacak ve burjuva cumhuriyet 88 yaşına girmiş olacak. İşçi sınıfı ve diğer yoksul emekçiler için, komünistler için, Kürtler için, gayrimüslimler için, her türlü mezalimle, katliamlar, işkenceler, zindanlar, sürgünler, açlık, yoksulluk ve mahrumiyetlerle dolu 88 yıl geride bırakılmış olacak. Tam da bu sebeplerle olsa gerek, ne denli şaşaalı olursa olsun, diğer birçok resmi kutlamalar gibi 29 Ekim kutlamaları da onca zorlamalara rağmen geniş yoksul emekçi kitlelerde pek ilham uyandırmıyor, yankı bulmuyor.

“Ulusal İstihdam Stratejisi” Saldırısı

Bütün dünyada burjuva hükümetler işçi sınıfının ekonomik-sosyal haklarına ve sendikal örgütlenmelerine ilişkin saldırı programlarını hayata geçiriyorlar. Ekonomik krizin faturasını işçi sınıfına ödetmek isteyen sermaye sınıfı, burjuva hükümetlerden yeni saldırı yasalarının bir an önce çıkartılmasını istiyor. Hemen her ülkede farklı adlarla hazırlanan ve uygulamaya sokulan saldırı yasalarının özü aynı: İşçi sınıfının kazanılmış haklarını geriletmek, dünyayı sermaye sınıfı için dikensiz gül bahçesine çevirmek.

Jones Ana

Bölüm 7 - İnsancıl Bir Yargıç

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 7.bölümü

Türkiye’nin Emperyalist Atakları

Türk burjuvazisi kendisi için yatırım ve pazar alanları oluşturmak, uluslararası siyaset arenasında dikkate alınacak bir nüfuz elde etmek ve dolayısıyla yürüyen emperyalist paylaşımdan pay kapmak amacıyla Afrika’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar dört bir yana ulaşmaya, buralarda yerleşmeye çalışıyor. Bu kapsamda, Başbakan Erdoğan’ın kapitalistlerin de içinde bulunduğu kalabalık bir grupla Kuzey Afrika’ya yaptığı “Arap Baharı” turu, Türkiye’nin emperyalist hamlelerinde önemli bir evreyi temsil etmektedir.

Bağcılar’da “KCK Operasyonu” Adı Altındaki Tutuklama Dalgası Protesto Edildi

AKP hükümetinin “KCK operasyonu” adı altında yaptığı baskınlar, gözaltılar ve tutuklamalar tırmanarak devam ederken, buna yönelik protesto eylemleri de yaygınlaşarak sürüyor. Baskıların sona ermesi ve tutukluların serbest bırakılması için 6 Ekimde Bağcılar BDP binasında toplanıldı.

Emperyalist Savaş Son Sürat Devam Ediyor

İnsanlık emperyalistlerin elinde bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Her yıl silahlanmaya milyarlarca dolar yatırıyorlar. Tüm bu paralar işçiler ve emekçilerin cebinden çıkıyor. Bu para dönüp dolaşıp kurşun veya bomba olarak tepemize iniyor.

Egemenlerin İkiyüzlü Siyaseti

Kapitalist dünya bir çalkantı içerisinde. Emperyalistler kıyasıya bir rekabet halindeler. Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında halkların kanı üzerinden siyaset yapıp, nüfuz alanlarını genişletmeye ve güçlerini arttırmaya çalışıyorlar.

Türkiye Barış Meclisi’nden Basın Açıklaması

“Savaş Öldürüyor, Barış Hemen Şimdi” diyen Türkiye Barış Meclisi, Ankara’da, 1 Ekim Cumartesi günü saat 12.30’da Sakarya Caddesi’nde bir basın açıklaması düzenledi. Yeni yasama yılının başlaması ve BDP’li milletvekillerinin yemin etmesi ile yeni bir sürece girildiğinin vurgusu yapıldı. Silahların susması, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik müzakerelerin tekrar başlatılması, herkes için demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin ve sosyal adaletin tesisi için barışın hemen şimdi gerçekleşmesi gerektiği belirtildi.

Apoletlilerin Ayrıcalığı: OYAK

Burjuva kampta yürüyen iç çatışma son yıllarda ortaya kirli çamaşırların dökülmesine sebep oluyor. Sivil-asker bürokrasi kanadının, özellikle apoletlilerin gizledikleri gerçeklerin bir kısmı gün yüzüne çıkıyor. Gencecik acemi erin eline cezalandırmak için pimi çekilmiş el bombası verenler, onların kafalarına koydukları şişeye gerçek kurşunla ateş ederek atış talimi yapanlar, askerleri alnından vuranlar ve bunu saklayanlar, terörist diye küçücük Kürt çocuklarını öldürenler, darbe planları yapanlar ortaya dökülüyor.

19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi: Gerçekler Gizlenemez!

Emperyalist-kapitalist sistemin küresel kurumları ise her geçen gün daha da göze batan bu tür gerçekleri toplumdan gizlemek için sistematik çalışmalar yapmaktan geri durmuyorlar. Bu türden çalışmalardan biri de Eylül ayında İstanbul’da yapılan bir kongreydi. ILO’nun düzenlediği 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi 11-15 Eylül tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirildi. Kongreye 100’ün üzerinde ülkeden binlerce kişi katıldı.

İsrail’de Bahar Rüzgârı

Ortadoğu’da yaşanan “Arap Baharı”nın rüzgârı tüm bölge halklarını etkiliyor. İsrail, kurulduğundan bu yana hep toprak gasplarıyla, savaşlarla, Filistin halkına uygulanan mezalimle, ABD emperyalizminin kanlı politikalarıyla birlikte anılagelmişti. Siyonizmin ve militarizmin cenderesinde yaşayan İsrail halkı 60 yıldır ilk defa Siyonist İsrail burjuvazisinin kanlı rejiminin karşısına yüz binlerin katıldığı kitlesel eylemlerle dikiliyor.

Ulucanlar Katliamı 12. Yılında da Unutulmadı

26 Eylül 1999’da devletin Ulucanlar Cezaevi’nde yaptığı operasyonda 10 devrimci tutsak katledilmişti. Bu olaydan bir yıl sonra anlaşıldı ki, bu operasyon “Hayata Dönüş” operasyonunun bir provasıydı. Aradan 12 yıl geçti ve katledilen 10 devrimci tutsak unutulmadı, unutturulmadı.

Norveç Katliamı ve Avrupa’da Yükselen Faşist Hareket

Kapitalist krizle, işçi sınıfına yönelik saldırılarla, anti-demokratik yasaların yürürlüğe sokulmasıyla, ırkçılığın ve milliyetçiliğin yükseltilmesiyle, faşizan örgütlenmelerin artmasıyla yol alan bir emperyalist savaş süreci söz konusudur. Unutmayalım ki, Avrupa burjuvazisi geçmişteki gücünü önemli ölçüde kaybetmiş bulunuyor. Bir zamanlar sömürgeci imparatorluklar kuran emperyalist Avrupa burjuvazisinin eski gücü artık yok!

Çanlar Avrupa Kapitalizmi İçin Çalıyor!

Marksistlerin, dünya kapitalizmini 2008’den bu yana kıvrandıran ekonomik bunalıma ilişkin değerlendirmeleri her açıdan doğrulanmaktadır. Kapitalizmin bunalımının finansal bir kriz olmadığını, hükümetlerin para politikalarıyla ya da kamu harcamalarının arttırılmasıyla krizin aşılamayacağını, bu krizin kısa süre içerisinde geride bırakılacağına dair pompalanan umutların boş olduğunu, ekonomik çöküşü durdurmak üzere yapılan müdahalelerin krizin etkilerini kısa vadede hafifletip ertelemekten başka bir işe yaramayacağını Marksistler açıkça ortaya koymuştu.

Tutkumuz Kadar Büyüktür Dünyayı Değiştirme Yeteneğimiz

Akıntıya karşı kürek çekebilmek her babayiğidin harcı değildir elbette, bunu ancak harcı ateş ve terle karılanlar yapabilir. İddialarımıza yakışan bir azimle çalışmalıyız. Ter dökmekten kaçmamalıyız. Demiri tavına getiren ateştir. Tavında dövülerek şekil alan demir gibi kendimize şekil vermeliyiz. Zorlu sınavlara çektiğinde hayat bizi, eleştiri örsüyle dövülmek, ter akıtmak o sınavlardan başarıyla çıkmamızı sağlayacaktır.

Alaattin Karadağ’ın Katilleri Hâlâ Serbest

19 Kasım 2009’da polis tarafından sokak ortasında katledilen devrimci işçi Alaattin Karadağ’ın katilleri devlet tarafından korunmaya devam ediliyor. 26 Eylülde beşinci duruşması görülen davada hiçbir ilerleme olmadığı gibi, Karadağ’ın katili korunarak deliller de karartılmaya çalışılıyor.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh