Navigation

November 2011 tarihli yazılar


Şark Islahat Planı ve TC’nin Asimilasyon Politikaları /2

Kürtlerin sesine kulak vermeyen TC, yüz binden fazla insanı katletme pahasına bildiğini okudu. Ancak Kürt halkı 80 yıl öncenin Kürt halkı değildir.

“Şüpheli” Asker Ölümleri

Ekim ayında bir asker daha ana ocağına dönemeden militarizme kurban verildi. Askerlik yaptığı Kıbrıs’ta bir arkadaşıyla tartıştığı gerekçesiyle ceza verilen ve “disko” diye adlandırılan disiplin koğuşunda gardiyan erler tarafından dövülen, susuz bırakılan, güneş altında kelepçeyle bekletilen er Uğur Kantar fenalaşıp 2,5 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra öldü.

Wall Street İşgalleri ve ABD’de Polis Terörü

İşsizlik ve yoksulluğa karşı mücadeleye girişen Amerikalı işçilerin “Wall Street’i İşgal Et” (Occupy Wall Street) eylemleri diğer kentlere ve ülkelere de sıçradı; kapitalizm karşıtı işgal eylemleri dünyanın birçok bölgesinde gelenek haline geldi.

Mermiler Altında Büyümek

Merhaba, sizlere Dersim’den bahsetmek istiyorum. Ben 1983 doğumluyum. Yıllarca askeri baskılarla baş başa kaldık, hep ezildik, hep dışlandık. Normalde belki de yıllar sonra öğreneceğimiz devleti daha çocukken bizlere kendileri bir bir anlatıyorlardı.

KCK Operasyonları Adı Altında Avukatların Tutuklanması Protesto Edildi

Kürt halkı ve sosyalistler üzerindeki siyasi baskılar ve tutuklamalar giderek artıyor. Kürt halkının seçilmiş yöneticilerinden sonra şimdi de Asrın Hukuk Bürosu avukatları gözaltı ve tutuklama terörüyle karşı karşıya. 21 Kasım sabahı, 16 kentte gerçekleştirilen polis operasyonlarında 47’si avukat olmak üzere 100’ü ...

Mısır’da Halkları Birbirine Kırdırma Girişimleri

Mısır’da Mübarek döneminin kalıntılarının tasfiye edilmesine dönük eylemler devam ederken, bir taraftan da Müslüman kitleler Hıristiyan Kıptilere karşı kışkırtılıyordu. Ekim ayı başlarında Kıptilere dönük saldırılar arttı.

İsrail İran’a Yönelik Bir Askeri Saldırıya mı Hazırlanıyor?

İranlı Marksist Maziar Razi’nin Committee for Marxist Revival web sitesinde yer alan Is Israel preparing a military attack on Iran? başlıklı yazısından yaptığımız çeviriyi yayınlıyoruz.

On Binler Kazlıçeşme’de Haykırdı: “İrademe Dokunma!”

BDP’nin İstanbul Kazlıçeşme Meydanı’nda düzenlediği “İrademe Dokunma-Yarın Çok Geç Olmadan” mitingine on binlerce kişi katıldı. Miting programı saygı duruşuyla başladı. Konuşmaların yanı sıra, mitingde, KCK operasyonu adı altında İstanbul’da son iki ayda tutuklanan 150 BDP’li, akademisyen ve gazetecilerin ismi ...

Ekim Devriminin Kadın Kahramanları

Rus Devriminin kadınları, tarihin en devrimci partisinin inşasında ter akıtmış, otokrasinin sonunu getiren Şubat devriminin kıvılcımını 8 Mart gösterileriyle çakmış, Ekim fırtınasının ve zorlu iç savaş yıllarının fedakâr militanları olarak, eşitliği ve özgürlüğü kazanma yolunda gerçekleştirilen tarihsel atılımların ...

Daha Dur

BDP ve Sosyalist Partilerden Ortak Çağrı: “İrademe Dokunma!”

16 Kasımda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve sol partilerin genel başkanlarının katılımıyla, BDP üye ve yöneticilerine ve Kürtlerin demokratik haklarını sahiplenen aydınlara dönük tutuklama furyasını protesto eden bir basın açıklaması düzenlendi.

Historical Experience: The Fate of Isolated Revolution

The debates on “the nature of the Soviet state” served to divide the communist movement into pieces for many years. This question is still important and is not just confined to explaining a historical phenomenon. The question is about how do we conceive socialism, what kind of workers’ state do we aim and how do we attain these goals. It is self-evident that a question of this nature is fundamental to almost all aspects of political struggle. Therefore on the occasion of the anniversary of the October Revolution we think it will be useful to provide a summary composed of the work In the Light of Marxism by Elif Çağlı who provided a scientific and original answer to this question on Marxist premises.

İşçiler Az mı Çalışıyor?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın “Cumartesi de mesai yapılsın, mesai saatleri 6’da başlasın” önerisinin ardından patronlar, yıllardır hasretle bekledikleri bu sözleri şiddetle destekleyen açıklamalarda bulundular. Hem enerji tasarrufu açısından hem de verimliliği artıracak bir formül olarak ortaya konan bu parlak fikrin ardından patronlar, “Cumartesi yetmez, Pazar günü de iş günü olsun” dediler. Öyle ya gönüllerinden geçirdiklerini bakan bir çırpıda söyleyivermişti.

Kürt Halkının Haklı Mücadelesi Engellenemez!

TBMM’de Türban Krizinin Gösterdikleri

Marksistler, türban sorununu farklı sınıfların kadınlarının farklı boyutlarda yaşadığını da ortaya koyarlar ve emekçi sınıfların kadınlarını toplumsal baskıdan, cinsel ayrımcılıktan ve her türlü esaretten kurtulmak üzere sınıf mücadelesinde saf tutmaya çağırırlar. Zira, ister başı açık ister kapalı olsun, kapitalizmin boyunduruğundan kurtulmadıkça emekçi kadınların özgürleşebilmeleri mümkün değildir.

“Demokratik ve Özgür Afganistan” Kan Ağlıyor!

ABD öncülüğündeki emperyalist koalisyonun 7 Ekim 2001’de Afganistan’a başlattığı savaşın üzerinden on yıl geçti. Emperyalist güçler, savaşın yoğunlaştığı ilk üç ay boyunca büyük bir yıkıma yol açmakla kalmadılar, bunu izleyen on yıllık dönemde Afganistan’da adeta taş üstünde taş bırakmadılar. On binlerce yoksul Afganlı yaşamını kaybederken, çok daha fazlası yaralandı, sakatlandı ve yüz binlerce insan evini terk etmek zorunda kaldı. Zaten iç savaşlarda bitap düşen Afganistan’ın yoksul halkı, emperyalist yıkım sonucunda Ortaçağı aratacak bir yaşama mahkûm edilmiş durumda.

Jones Ana

Bölüm 8 - Roosevelt, John Mitchell’i Çağırdı

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 8.bölümü

Turkey: Attacks on Kurdish Movement

Once again Turkish state is stepping up repression of Kurdish movement and Kurdish people. As usually it is accompanied by chauvinist frenzy stepped up after Cukurca raid by Kurdish guerrillas. As military operations go on in Kurdish provinces, especially in the border areas, there are many attacks by fascist gangs in the company of the police across the country against the Kurdish party BDP (Peace and Democracy Party) premises and Kurds. Ocalan has not been allowed to see his lawyers for more than 3 months. And media employ a strongly anti-Kurd language which is similar to 1990s.

Yüzde 99’un Öfkesi ya da Yeni Alâmetler

%99 olmanın bilincinde olmak, yani toplumun büyük çoğunluğunun küçük bir azınlık karşısında çıkarları ortak bir bütün oluşturduğunu fark etmek önemli bir şey. Bunun sınıfsal ayrım çizgilerinin varlığının popülarize edilmiş bir anlatımı olduğu açık. Ancak işçi sınıfı açısından asıl odaklanılması gereken nokta ...

Sıra Kimde İnisiyatifi: Siyasi Tutsaklar Serbest Bırakılsın!

Sıra Kimde İnisiyatifi “KCK oprerasyonu” adı altında tutuklanan Ragıp Zarakolu, Büşra Ersanlı, Kemal Seven, Mustafa Avcı ve diğer tutuklular için bir basın açıklaması ve yürüyüş eylemi gerçekleştirdi. 4 Kasım günü Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanan ve çeşitli siyasi kurumlardan oluşan kitle, Taksim tramvay durağı istikametine doğru yürüyüşe geçti.

KCK Operasyonlarının Aynasında Kürt Sorunu

Kürt sorununda ibre saldırılar, baskılar yönünde ilerlemeye devam ediyor. Şovenist hezeyan Çukurca baskınından sonra tam gaz tırmandırılıyor. Başta sınır bölgelerinde olmak üzere Kürt illerinde askeri operasyonlar sürerken, birçok yerde ise faşist çeteler polis eşliğinde BDP binalarına ve Kürtlere saldırıyorlar. Öcalan üç ayı aşkın bir süredir avukatlarıyla görüştürülmüyor. Medya Kürtlere karşı 90’lı yılları aratmayacak bir dil kullanıyor.

İşsizlik Artıyor, AB ve ABD’de Kriz Gittikçe Derinleşiyor

Kapitalist devletler “krizi önleme” adı altında batan tekelleri kurtarma paketleri hazırlayıp faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. Bunun anlamı emekçiler için daha çok çalışma, hak gaspı, işsizlik, yoksulluk ve sefalettir. Diğer taraftan alınan bu önlemler burjuva ideologları tarafından krizin içinden kısa sürede çıkılacağı, önlemler sayesinde krizin atlatılacağı şeklinde lanse edilip duruldu. Ne var ki kapitalist kriz derinleştikçe derinleşti ve yaşanan yeni gelişmelerle kendini sürekli dışa vurdu.

Bir Yanda Zayıflamaya Çalışanlar, Diğer Yanda Açlıktan Ölenler

İnsanları ve doğayı hasta eden bu çürümüş sistemi yerle bir etmeden insanlık kurtulamayacak. Bir taraftan patlayan nükleer santrallerle milyonlarca insanın yaşamı riske atılıyor, insanlar ölüyor; öte taraftan bu büyük risk biline biline yenileri kuruluyor. Bir taraftan aşırı stoklar, satılamayan mallar; diğer yandan tam da bu nedenle yaşanan ekonomik kriz. Gene dünyanın bazı ülkelerinde yaşanan obezite ve aşırı kilo sorunu, öte taraftan açlık çeken milyonlar... Sistemin akıl dışı olduğunu gösteren yüzlerce çelişki saymak mümkün.

Benden Selam Söyle Anadolu’ya!

Ağızlarından salya akıta akıta sokaklara salınan faşist it sürüleri Kürt halkına karşı bir saldırı kampanyası organize etmeye çalışıyorlar. Gözlerimizin önünde tırmandırılmaya çalışılan bu sahneler ilk değildir. Tarih boyunca halkların arasındaki dostluğa, kardeşliğe balta vurmak isteyen egemen güçler bu ...

Polis Terörü ve Tutuklamalar Devam Ediyor

Kürt sorununu baskı ve tutuklamalarla sona erdireceğini sanan AKP hükümetinin polis devleti uygulamaları devam ediyor. 2009’da başlayan tutuklamalar, 12 Haziran genel seçimler öncesi ve sonrasında da devam etti, baskı ve yasaklara, sınır ötesi operasyonlara hız verildi. Kürt hareketiyle birlikte toplumsal muhalefeti susturma operasyonu KCK tutuklamaları eşliğinde sürdürülüyor.

Dersim Sürgünleri Neler Yaşadı?

“Çemişgezek’e 14 kilometre uzaklıkta, Aliboğazın’ın girişinde, üç köy ve mezralarından toplanmış çocuklar ve kadınlardan oluşan bin kişilik bir kafileyi Uskêx köyünde, bir koyun ağılına tepeleme doldurdular. Üzerine gazyağı dökülüp ateşe verilmiş boğayı ağıla saldılar. Hareket etmekte zorlanan kalabalığın ortasına dalan boğa can havliyle ezip geçti önüne geleni, anneler kucaklarındaki bebekleri düşürdü ayakaltına, o izdiham içinde ağılın çeperi patladı. Çeperden taşan, savrulan kalabalığın üzerine ağır makineliler kusmaya başladı. O kurşun yağmuru altında ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Tekini sağ bırakmadılar. Ölü yaralı kim varsa süngülerle deşip, biçip üst üste yığdılar. Ayaklarına dolanan sabi çocukları yığının üzerine süngü uçlarına takarak savurdular. Sonra da, ...

Avrupa’da Romanlara Yönelik Baskılar Giderek Artıyor

Halk arasında Çingene olarak da bilinen Romanlara karşı Avrupa’da ırkçı yaklaşımlar giderek tırmanıyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde yükselişe geçen göçmen karşıtı politikalar sonucu, özellikle Romanlara karşı ırkçı-milliyetçi saldırılar arttı. Geçtiğimiz yıllarda Fransa ve İtalya tarafından sınır dışı edilen Romanlar, Macaristan’da, Çek Cumhuriyeti’nde ve Romanya’da ve son olarak da Bulgaristan’da “istenmeyen halk” ilan edilmiş durumunda.

Toplumda Kanayan Yara

Türkiye’nin temel sorunlarından olan ve bir türlü çözülmeyen Kürt sorunu, devlet tarafından bunun Kürt sorunu olarak değil de “terör” sorunuymuş gibi gösterilmesi nedeniyle, toplumda kanayan derin bir yara haline dönüşmüştür.

Polis Terörü Tırmandırılıyor!

Emperyalist savaş ve ekonomik krizin dünyayı sardığı günümüzde, emperyalist kapitalist güçler kitleleri sopayla zapturapt altına almaya çalışıyorlar. ABD’de “Wall Street’i İşgal Et!” hareketine dönük polis terörü de, İngiltere’de göçmen isyanlarına karşı polis terörü de, Yunanistan’daki grev ve gösteriler sırasında estirilen polis terörü de, Türkiye’de toplumsal muhalefete karşı AKP eliyle girişilen polis terörü de aynı şeyin ifadesidir. Kriz ve savaş sarmalına giren burjuvazi, polis devleti uygulamalarıyla düzenini güvence altına almaya çalışmaktadır. Ancak burjuvazinin bu saldırıları işçi sınıfının ve ezilen Kürt halkının mücadelesini bugüne kadar durduramadı, durduramayacak!

BDP İstanbul İl 2. Olağan Kongresi Gerçekleştirildi

BDP İstanbul İl Başkanlığı 2. Olağan Kongresi yüzlerce kişinin katımıyla 30 Ekim Pazar günü gerçekleşti. Bağcılar Göztepe Mahallesinde bir düğün salonunda yapılan kongre, Kürt halkının mücadelesine nasıl sahip çıktığını bir kez daha gözler önüne serdi. Salonun içini ve etrafını dolduran kitle, coşkusuyla ...

Bir Yanım Erzincan, Vermem Dersim’i!

Sermayenin Açgözlü Büyüme Anlayışı Doğayı Tahrip Ediyor

AKP hükümeti, hızlı büyüme politikalarının gerektirdiği miktarda enerjiyi üretebilme kapasitesine sahip olabilmek için, her türden teknolojiyi ve doğal kaynağı kullanmak istiyor. En ufak dereye varıncaya kadar bütün akarsulara hidroelektrik santralleri (HES) kurma çabaları, altın ve gümüş madenleri başta olmak üzere doğa koruma alanlarını bile madenciliğe açma uğraşları bu isteğin ortaya çıkan sonuçlarından bazıları. Akkuyu’da nükleer santral kurmak için gösterilen cansiperane mücadeleyi ve kömürle çalışıp çevresinde muazzam kirliliğe yol açan termik santrallere hız verme kararlılığını da bunlara eklemek gerek.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh