September 2011 tarihli yazılar


Darbenin “Dışarıdaki” Mağdurları: Kadınlar, Analar!

Analar ve çocuklar! Darbeyi yapanlar, darbeyi yaptıranlar hangisini ağlatmadı? Askeri cunta hem içerdekilere hem dışarıdakilere yıllarca kan kusturmak için uğraştı. İnsanca yaşama hakkı için verilen mücadeleyi çok görüp, yıllarca baş ezmek için uğraştı. 31 yıldır yaptıkları yanlarına kâr kaldı. Darbeyi yapanlar da, darbeyi yaptıran sermaye sınıfı da yaptıklarıyla caniliklerini her defasında ispatlıyorlar. Her türlü zulmü yaparak “biz insan değiliz, ölüm zebanisiyiz” diyorlar. Onlar dünyayı cehenneme çevirmeden başka bir dünya yaratmalıyız.

Somali’de “İnsancıl” Emperyalizm!

Somali’de binlerce insan, yağmur damlaları gibi toprağa düşüyor açlıktan. Açlık, kuraklık ve aynı zamanda emperyalist tekellerin kâr hırsı, bugüne kadar milyonlarca Somalilinin ölmesine neden olmuş durumda. Açlıktan ve kuraklıktan kurtulmaya çalışan açlar ordusu, kilometrelerce yol yürüyerek komşu ülke Kenya’daki Dadaab kampına ulaşmaya çalışıyor.

Rahat Bırakın Çocukları!

Okulların açılmasıyla beraber, gazete ve televizyonlarda, okula yeni başlayan çocukların korku ve travmaları da yoğun bir biçimde gündem edilmeye başlandı. Burjuva psikologlar çokbilmiş tavırlar içinde ailelere ve öğretmenlere akıl verip duruyorlar. Oysa çoğu, çocukların yaşadığı endişelerin gerçek sebeplerini ortaya koymanın yakınından bile geçemiyor.

İngiltere’de İsyan

Burjuva propagandanın basıncıyla, isyan eden kitlelerin yağma ve şiddet eylemlerine girişmesini kınamak yahut daha da kötüsü “biz bunun parçası olmayız” türünden açıklamalar yapmak, devrimcilikle bağdaşmaz tutumlardır. Görev, yağma ve şiddet eylemlerinin meşruiyetini tartışmak değil, asıl suçlanması gerekenin burjuvazi ve kapitalist düzen olduğunu ortaya koymak ve bu isyanlara katılan gençleri örgütlemek üzere harekete geçmektir.

Yemin Krizi ve Resmi İdeolojiye Tapınma Ayinleri

Demokrasi mücadelesinin hedefleri arasında ilkel yemin ayinlerine son vermek de vardır. İlkokuldan itibaren çocukların beynini yıkamaya yönelik bayrak törenlerine de, milletvekillerinin politik fikirlerine çerçeve çizmeye kalkışan milletvekili yemininin varlığına da karşı çıkmak gerekiyor. Devrimci işçi sınıfı sömürü düzeniyle birlikte resmi ideolojiye tapınma içerikli yemin törenlerini de ortadan kaldıracaktır.

Kadınlar Barış İçin Ankara’da Buluştu

Kürt coğrafyasına yönelik kara harekâtının hazırlığının yapılmasının gündemde olduğu bir dönemde kadınlar barış taleplerini bir kez daha dillendirdiler. Daha önce sınırda kalkan olan kadınlar bu sefer de Ankara’da bir araya gelerek ölümlerin durmasını ve barış istediklerini haykırdılar.

Emek Tadında Bir Dünya Kurmak İçin

Jones Ana

Bölüm 6 - Batı Virginia’da Savaş

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 6.bölümü

Baas ve Emperyalizm Kıskacında Suriye

Kuzey Afrika’da başlayan isyan dalgasının ciddi ölçüde sarstığı ülkelerden biri olan Suriye’de, rejim karşıtı protestolar kitleselleşerek devam ederken, Esad yönetimi halk isyanını kanla bastırma politikasını terk etmiyor. Suriye’de katliamların yanı sıra, kitlesel tutuklamalarla, gözaltında ...

Jones Ana

Bölüm 5 - Arnot’da Zafer

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 5.bölümü

Munzur’un Gözyaşları

Bu şiiri, tüm baskılara ve yıldırma çabalarına rağmen düzene teslim olmayan, inancını ve umudunu hep diri tutan bir devrimci tutsaktan aldık. Ona ve tüm devrimci tutsaklara komünist selamlarımızla yayınlıyoruz.

Savaş Tamtamları Çalarken

Düzen cephesi Kürt sorununda bir kez daha savaş kartını masaya sürmüş bulunuyor. Savaş çığırtkanlığı dört bir yanı sarmış durumda. Başta başbakan olmak üzere düzen sözcülerinin ağzından kan damlıyor. Kemalisti, muhafazakârı, İslamcısı, liberaliyle burjuva medyanın neredeyse tamamı hızla savaş arabasına atlamış vaziyette. İdmanlı oldukları şovenist nefret zehrini kusma işini tüm şevkleriyle yerine getiriyorlar.

12 Eylül’ün Hesabını Soralım!

Kapitalist sistem derin bir krizin içerisinde yuvarlanırken, dünyanın dört bir yanında işçi ve emekçiler sokaklara iniyor, kitlesel gösteriler düzenliyor, genel greve gidiyorlar. Ancak Türkiye’de işçi sınıfının kendisine karşı yürütülen saldırılara gerekli cevabı verebildiğini söylemek zor. Bunun en önemli sebeplerinden birisi hiç kuşkusuz 12 Eylül faşist rejiminin işçi sınıfı hareketine ve örgütlülüğüne vurduğu ağır darbedir. Öyle ki, üzerinden 31 sene geçmiş olmasına rağmen işçi sınıfı ölü toprağını hâlâ üstünden atamamıştır.