Navigation

April 2011 tarihli yazılar

1977-1980 Metal Grevleri Yol Gösteriyor

Metal işçileri sendikaları ile metal patronlarının örgütü olan MESS arasında iki yılda bir yapılan grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri 2010 yılı Aralık ayında başlamıştı. Gangster sendikacılığın en önemli örgütü Türk Metal, işçilerin saat ücretlerine yapılan 35 kuruşluk zamma derhal evet deyip toplu sözleşmeyi imzalarken, onun ardından Çelik-İş sendikası da aynı sözleşmeye itirazsız imza attı. Metal işkolunda örgütlü sendikalardan sadece Birleşik Metal-İş bu sözleşmeyi kabullenmeyeceğini belirterek grev kararı aldı ve böylece 21 yıl sonra metal işçilerinin bir bölümü için grev süreci başlamış oldu.

Kadına Şiddet: Erkek Egemen Toplumun İktidar Tatmini

İşçi sınıfının kadın ve erkekleri, ancak devrimci işçi mücadelesi içerisinde eşitliğin, dayanışmanın, omuz omuza geleceğe yürümenin güzelliğini yaşama şansı elde ediyor. Devrimcileşen kadın ve erkek işçiler mevcut sömürü düzenini ve her tür eşitsizliği sorguluyor. Baskı ve sömürüyü alt etmek için sınıfsal öfkesini bayraklaştırıyor. Sınıflı toplumun varlığının devamını sağlayan değer yargılarıyla hesaplaşıyor. İşçi sınıfının devrimci mücadelesi içerisinde ter akıtanlar eşitliğin ve dayanışmanın tadına varıyor.

Toplu Mezarlar Açılmayı Bekliyor

Kürt illerinde toplu mezar gerçeği ilkin 1989 yılında gündeme gelmişti. Bu tarihlerde Newala Qesaba’da (Kasaplar Deresi) çok sayıda ceset tespit edilmişti. Kayıp aileleri ve insan hakları örgütleri 200’ü aşkın insanın gömüldüğü Kasaplar Deresinin 20 yıldır açılmasını bekliyor. 2000 yılında ise mezar evlerde Hizbullah’ın kaçırıp, domuz bağıyla bağladıktan sonra işkenceyle katlettiği kişilerin cesetleri ortaya çıktı.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /3

Önümüzdeki dönemde İslamcı akım ve tarikatların kapitalist tepesiyle yoksul tabanının ayrışması daha fazla hızlanacaktır. Nitekim sosyalist fikirlerin geçmişe göre İslamcı kimi kesimler içinde daha fazla itibar görmesi, sosyalizme referans veren yazarların İslamcı burjuvaları yerden yere vurarak eleştirmesi ve sükûtu hayale uğrayan yoksul tabanın bir bölümünün bu eleştirilere dikkat kesilmesi bunun bir göstergesidir. Önümüzdeki süreçte İslamcı solcu söylemlerin siyasal arenada daha fazla öne çıkacağı kuvvetle muhtemeldir. Nitekim geniş kitlelerin AKP dışında bir arayış içerisine gireceğini gören Has Parti, doğacak boşluğu doldurmak istemekte ve bu nedenle de sosyal demokrat bir söylemle ortaya çıkmaktadır.

Alaattin Karadağ Cinayeti Davasında Katiller Korunuyor!

Tarafsız olduğunu iddia eden burjuva hukuk, devrimciler söz konusu olduğunda ikiyüzlü tavrını apaçık gözler önüne seriyor. 19 Kasım 2009 tarihinde polisin sokak ortasında katlettiği devrimci Alaattin Karadağ davasında ilerleme sağlanamıyor. Çünkü katiller sırtını devlete dayamış durumda.

Artan Gıda Fiyatları ve Devrimci Ayaklanmalar

Kapitalizm milyonlarca insanı açlık ve yoksulluğun pençesine itiyor. Diğer taraftan kendi mezar kazıcılarını da çoğaltmış oluyor. Artan gıda fiyatları ile birlikte açlığın yaygınlaştığı Kuzey Afrika’da, isyan bayrağını çeken emekçi kitleler bugün burjuvazinin yüreğine korku salıyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Örgütü’nün (FAO) tahıl, bitkisel yağlar, süt ürünleri, et ürünleri ve şeker fiyatlarını baz alarak oluşturduğu Dünya Gıda Fiyat Endeksi verilerine göre, gıda fiyatları Ocak 2011’de artış rekoru kırdı.

Sular Özgür Akmalı, Ama Nasıl?

Hidroelektrik Enerji Santrallerine (HES’lere) karşı mücadele eden binlerce doğa ve yaşam savunucusu, “suların daha özgür akması” için 9 Nisanda Ankara’da bir araya geldi. “Doğanın ve Yaşamın Talanına Karşı Bütün Dereler Ankara’ya Akıyor” şiarıyla bir araya gelen eylemciler, Toros Sokak’tan başlattıkları yürüyüşlerini Kolej Kavşağında sona erdirdiler. Alanda toplanan göstericiler “Su Hayattır Satılamaz” dövizleriyle birlikte “kültürümüzün ve tarihimizin yağmalanmasına izin vermeyeceğiz” dediler.

On Bourgeois Workers’ Parties

Although such experiences are pleasing in themselves since they carry forward the mass of the class, they are by no means enough for the working class to break the chains of wage-slavery and achieve freedom. Conditions of emancipation can develop depending on the quality and quantity of the distance taken by workers towards political consciousness and organisation. In this respect, it has a vital importance to make sure that at least the vanguard elements of the class are capable of answering the questions such as “what kind of organisation?” or “what kind of a unity?” in a way to carry forward the struggle.

Anti-Emperyalizm Adına Diktatörleri Savunanlar

Arap coğrafyasını sarsan isyan dalgasının Libya’ya ulaşması ve hızlı bir şekilde iç savaşa dönüşmesinin ardından Kaddafi’yi hedef alan emperyalist bir müdahalenin başlaması, sol içindeki bazı hastalıklı yaklaşımların tekrar su yüzüne çıkmasına sebep olmuş durumdadır. Bu yaklaşımın temelinde, Libya’nın Tunus, Mısır ve diğer Arap ülkeleriyle kıyaslandığında olumlu yanları olduğu ve Kaddafi’nin “anti-emperyalist” bir çizgide bulunduğu anlayışı yatıyor. Bu anlayıştan hareketle dünyada ve Türkiye’de bazı sol kesimler, kimi zaman açıktan kimi zaman da üstü örtük ve oportünist bir biçimde “emperyalist güçler karşısında direndiğini” söyleyerek Kaddafi’yi olumluyorlar.

Emperyalist Saldırı ile Kaddafi Kıskacındaki Libya

Şubat ortalarında patlak veren halk isyanının Kaddafi diktatörlüğünü bugüne dek hiç olmadığı kadar sarstığı Libya, isyanın belli bir aşamasından sonra burjuva güçler arasındaki kapışmanın kanlı sahnesine dönüştü. Kısa bir süre sonra emperyalist güçlerin de müdahil olduğu bu kapışma, 19 Marttan itibaren emperyalist Batı ittifakının gerçekleştirdiği hava saldırılarıyla farklı bir evreye sıçradı.

Kapitalist Cinayet: Nükleer Santraller

Marksistler olarak nükleer fisyon santrallerine karşı çıkıyoruz. Ama bu itirazımızı, dışa bağımlılık, yabancı sermaye vb. gibi milliyetçi argümanlar üzerinden şekillendirmiyoruz. Bizim zaten kullanacağımız rüzgârımız, güneşimiz ya da ırmaklarımız var da demiyoruz; çünkü biliyoruz ki dünyanın birçok ülkesinde bu kaynaklar yok. Meselenin maliyet tarafına da odaklanmıyoruz, çünkü bedavaya da gelse nükleer fisyon santralleriyle iç içe ve diken üstünde yaşamak istemiyoruz. Teknolojiye düşman değiliz, zira insanlığın kurtuluşunun üretici güçlerin devasa gelişiminde yattığını biliyoruz. Ama üretici güçlerin üretim araçları ve teknolojiden ibaret olmadığını da, onun en önemli bileşeninin insan olduğunu da aklımızdan çıkarmıyoruz. Marksistler olarak sorunun tüm insanlığı ilgilendirdiğini, çözümün de ancak tüm dünya çapında bulunabileceğini söylüyoruz. Kapitalist sömürü çarkları kırılıp, insanlık kapitalist özel mülkiyetin ve ulusal sınırların deli gömleğinden kurtulduğunda, insanlığın enerji sorununun çözümünün de önü açılmış olacaktır.

Nâsır’dan Bugüne Mısır

Tunus’ta başlayıp Mısır’a sıçrayan halk isyanları, günler süren kitlesel gösterilerin ardından Bin Ali ve Mübarek’in iktidardan alaşağı edilmesiyle önemli bir dönemeç noktasına geldiler. Tunuslu emekçiler, ordunun desteklediği ve eski rejimin unsurlarından oluşan bir geçici hükümet eşliğinde seçimlere gitmeyi ve yeni bir anayasanın hazırlanmasını beklemeye itilmiş durumdalar. Mısır’da ise Mübarek rejiminin temel direklerinden olan ordu, kurtarıcı havalarında yönetime el koymuş ve kitlelere kendi kontrolünde bir geçiş sürecini dayatmış bulunuyor.

Sivil İtaatsizlik Eylemleri

BDP’nin 24 Martta başlattığı Sivil İtaatsizlik eylemleri devam ediyor. 27 Mart Pazar günü Taksim Gezi Parkında toplanan yüzlerce Kürt kadını, erkeği, genci yaşlısı, artık savaşın bitmesi ve barışın gelmesi için “Sivil İtaatsizlik Eylemi”ne katıldı.

Alaattin Karadağ’ın Katilleri Bulunsun!

28 Martta Alaattin Karadağ cinayetiyle ilgili Çağdaş Hukukçular Derneği’nde bir basın toplantısı yapıldı. Bir devrimci olan Alaattin Karadağ İstanbul Esenyurt’ta 19 Kasım 2009’da polis kurşunuyla katledilmişti. Basın toplantısında, 21 Nisanda Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davaya katılma çağrısı yapıldı.

Patronlar Kapitalist Sistemin Ağlarını Bizim Üzerimizden Örer?

Hiçbir şey yapmayan, hiçbir işe yaramayan, bedenini yormayan asalak patronlar takımı, nasıl oluyor da aklın tahayyül edemediği boyutta servete ulaşıp sefa sürebiliyorlar?