Navigation

March 2011 tarihli yazılar


İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /2

28 Şubat süreci İslamcı kesimler içinde yaşanmakta olan dönüşümün dışa vurmasında önemli bir rol oynayacaktı. Bu kesimden birçok yazar daha liberal görüşler savunmaya başladı. İslamcı kesimler 28 Şubat darbesini yedikten sonra gözle görülür bir şekilde insan haklarına ve demokrasiye vurgu yapma ihtiyacı duyuyorlardı. İslami akımların ana gövdesi artık eskisi gibi Batı karşıtı bir tutum içinde değildi ve hatta RP’nin yerine kurulan Fazilet Partisi’nin (FP) Genel Başkanı Recai Kutan, ilk yurt dışı gezisini ABD’ye yaparken, şeriat düzenine karşı olduklarını söylüyordu. FP, demokratikleşme ve sivilleşmeyi öne çıkartırken, beri taraftan da Özal’ın misyonunu da üstlendiğini dile getirmekteydi. Ancak tüm bunlar Milli Görüş hareketini bir arada tutamadı. Artık Milli Görüş hareketi misyonunu ...

Güneşi Göremeyen Bir Film!

Kendisi de bir Kürt olan Mahzun Kırmızıgül’ün “Güneşi Gördüm” filmi, filme piyasa yaptıracak “acı” sosunu bolca kullanmış. Acıların ticaretini yapan kapitalizm gerçeği bu filmde de kendini bize hissettiriyor. Acıların, kederlerin, katliamların, bir ulusun yok sayılışının, hatta yok edilişinin üzerini çirkin bir ağlaklıkla örtüyor bu film. Milliyetçilikle doldurulmuş Türk izleyici kitlesinin belki önemli bir kısmı film için, Kürtlerin propagandasını yapıyor, “bölücülere” sempati yaratmaya çalışıyor diye düşünebilir. Hatta bir kısım hümanistlerimizin de gözlerini ıslatmıştır film. Ama filmi izledikten sonra filme, Kürt sorununun siyasi bir mesele oluşu gerçeğinin değil de, meseleyi yoksulluk sorununa indirgeyen inceltilmiş bir sahtekârlığın hâkim olduğudur.

Devletin “Şerefli Polisine” Atılan Tokatla Kopan Fırtına

Hal böyle olunca aslında o tokadın yapılanların yanında çok hafif kaldığını görüyoruz. En hafif tabirle alçak ve ikiyüzlü olarak nitelendirilecek TC egemenlerine ve onların aynı sıfatlara sahip siyasetçilerine hiçbir şekilde bel bağlanamaz. Bu düzene karşı Türk ve Kürt işçilerinin ortak mücadelesi örgütlenemeden, burjuvazinin gerek ezilen Kürt halkına gerekse işçi sınıfına dönük saldırılarının son bulmayacağını unutmayalım. O tokat bir balyoz gibi burjuvazinin tepesine inmelidir!

Büyüyen Sorun: İşsizlik

Burjuvazi sözümona işsizliğe çözüm arıyor. Daha düne kadar işsizliğin en önemli nedeni olarak, “değişen ve gelişen teknolojiye bağlı olarak çalışan ve iş arayan işçilerin eğitimlerinin yetersizliği” gösteriliyordu. Ancak 2010 yılı istatistik verileri bunun hiç de inandırıcı olmadığını göstermektedir.

Sosyal-Şovenistlerin Irak Petrolü Tasası

Kürt sorunu yakıcılığından hiçbir şey kaybetmeden orta yerde duruyor. Ateşkes süreci açısından Mart ayının kritik olduğu daha önce Kürt hareketi tarafından açıklanmıştı. Diğer taraftan yaklaşan seçimler, tüm burjuva partilerinin, en başta da AKP ve CHP’nin Kürt yoksullarının desteğini nasıl alırız sorusuna cevap arayışlarını hızlandırıyor. Bunun anlamı yeni yalanlar, yeni içi boş paketler, yeni sahtekârlık ve ikiyüzlülük gösterileriyle karşılaşacağımızdır.

İşçi Sınıfı Mücadelesi Hukuki Mücadeleye İndirgenemez

İşçi sınıfı hareketindeki tıkanıklığı yaratan çeşitli etkenler söz konusu. Şüphesiz en önemli faktör, komünistlerin sınıf hareketi içindeki etkisizlikleri ve sendika bürokrasisinin sendikal örgütlerde ipleri tamamen ellerinde tutuyor olmalarıdır. Bu yüzden, işçi sınıfının haklarını savunmak üzere kurulmuş olan sendikalar, toplu iş sözleşmesinden faydalanabilen işçi sayısı 550 bin civarına düştüğü, dibin dibi göründüğü halde içine düştükleri ataletten kurtulamıyorlar. Bu durum da, işçi sınıfının moralini bozan, kendine güvensizliğini arttıran etkiler yaratıyor.

İstanbul’da Newroz Yüz Binlerle Kutlandı

Başta Diyarbakır olmak üzere, onlarca kent ve ilçede, bu sene de Newroz kutlamaları coşkulu katılımlarla gerçekleştirildi. İstanbul’da Newroz, yüz binlerin Kazlıçeşme alanında yerini almasıyla görkemli bir kitlesellikle kutlandı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Newroz’u kutlamak için Kazlıçeşme’yi dolduran Kürt emekçiler, soğuk havayı baharın renkleriyle ısıttılar.

The Mass Uprisings in the Middle East and North Africa: Leaving the First Phase Behind

The wave of popular uprisings that started in Tunisia and continued with Egypt embracing North Africa and the Middle East has reached a new phase. Though one needs to analyse the situation in Egypt in the aftermath of Mubarak’s overthrow, there is no doubt that the process of mobilisation of millions and Mubarak’s eventual step-down in itself is already a serious source of inspiration in the eyes of other Arab peoples. New upsurges of mass movement that are taking place especially in Yemen, Bahrain and Libya are a demonstration of this fact. Whatever the short term results of this mass wave of revolt it is clear that there is a new era in this region unfolding and that nothing will be the way as they were so far. The social-political struggles to take place in this region in the period ...

Dilovası’nda Kanser Vakaları Artmaya Devam Ediyor

Kocaeli, demir, çelik, kimya, petrol, otomotiv ve lastik sektörü olmak üzere 400’ün üzerinde büyük ölçekli sanayi kuruluşunun bulunduğu, her gün fabrika bacalarından kimyasalların havaya saçıldığı bir havza. Hele ki Dilovası’nda olduğu gibi işçi mahallelerinin fabrikalarla iç içe geçtiği bölgelerde, işçilerin hasta olma olasılıkları çok daha artmış oluyor.

16 Mart Katliamları Protesto Edildi

Beyazıt ve Halepçe katliamları bu yıl da unutulmadı ve katliamları gerçekleştiren güçler 16 Martta yapılan gösterilerle nefretle kınandı. 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi çıkışında devrimci öğrencilerin üzerine atılan bomba sonucunda Eczacılık Fakültesi önünde 7 öğrenci katledilmiş, onlarca öğrenciyse yaralanmıştı. 16 Mart katliamı yargılamalarında katiller burjuva devletçe korunmuş ve açılan dava zaman aşımından geçtiğimiz yıllarda sessiz sedasız düşürülmüştü.

16. Yılında Gazi Katliamı Lanetlendi!

Bundan 16 yıl önce yaşanan Gazi katliamı, 12 Martta yapılan gösterilerle lanetlendi. Gazi Mahallesinde neredeyse tüm kepenkler kapatılarak protestolara destek verildi. Binlerce kişi eski karakol bölgesinde toplanarak Gazi Mahallesi mezarlığına kadar yürüdü.

Kadınlar Mücadelede Bir Adım Önde

Büyük bir isyan dalgasının Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı sarstığı şu günlerde, zalim diktatörleri devirmek için sokaklara dökülen kitleler içinde emekçi kadınlar da yerlerini alıyorlar. Miadı dolmuş bu baskı rejimlerinin ne gazı, ne copu, ne de kurşunu mücadeleci kadınları durdurmaya yetiyor. Onlar da tıpkı sınıflarının erkekleri gibi kavgada öne atılmaktan geri kalmıyorlar.

“Bağımsız Yargı” İftiharla Sunar: Pınar Selek Davası

1998 yılında Mısır Çarşısı’nda meydana gelen patlamada 7 kişi ölmüş, 127 kişi ise yaralanmıştı. Bu olayın üstüne mal bulmuş mağribi gibi atlayan devlet, tam bir yargılama karikatürü sahneye koydu. Olayla hiçbir alâkası olmadığı halde “Mısır Çarşısı faili” olarak yargılanmaya başlayan Pınar Selek yıllarca hapiste kaldı. Üstelik aleyhinde hiçbir delil olmamasına rağmen! Patlamanın bombadan kaynaklanmadığı birçok raporla kanıtlanmış olduğu için Mısır Çarşısı olayını bir bombalama eylemi olarak adlandırmak bile doğru değil. Yargının ne kadar “bağımsız”, ne kadar “tarafsız”, ne kadar “adil” olduğunun en güzel örneklerinden biridir Pınar Selek davası!

"Balyoz"cu Paşaların Tutuklanmasına Dair!

Hayattaki her şey gibi adalet isteği de insanların sınıfsal konumuna göre değişiyor. Bugün Ergenekon ya da Balyoz davalarından tutuklanan “paşa”larına yapılanları eylemlerle protesto edenler kendi sınıf doğalarına uygun hareket ediyorlar. Devrimcilere, öncü işçilere yapılanlara tepkisiz kaldıklarında da aynı sınıfsal dürtüyle hareket ediyorlardı. Tüm bunlar safları karıştırmamanın önemini, burjuvazinin çıkarlarının işçi sınıfıyla hiçbir alanda ortaklaşamayacağını tekrar gözlerimizin önüne seriyor.

Kıbrıs’ta Neler Oluyor?

Kuzey Kıbrıs’ta, 28 Ocakta, Sendikal Platform öncülüğünde düzenlenen “Toplumsal Varoluş Mitingi”ne 40 bini aşkın emekçi katıldı. Mitinge muhalefet partileri ve esnaf odaları, akademisyenler ve sanatçılar da destek verdi. Böylelikle, yaklaşık 270 bin nüfusa sahip Kuzey Kıbrıs’ta, tarihinin en büyük mitinglerinden biri gerçekleşti. Miting nedeniyle devlet daireleri ve özel sektör kuruluşlarının büyük bölümü de grevdeydi.

Analar İçin Burjuvazinin Timsah Gözyaşları

Rezil bir tarih gizlidir bu caddede. Yakından bakanlar, katledilen, sürülen Musevileri, Rumları, onların dükkânlarını, kiliseleri görmeye başlar. Biraz daha yakından bakanlar Cumartesi Annelerinin sesini duyup katillerin katletmeye devam ettiklerini de görür. Cumartesi Anneleri yaklaşık 14 yıldır bıkmadan, usanmadan, korkmadan çocuklarını katleden katillerden, katilleri barındıran, besleyen devletten hesap soruyorlar. Ancak yıllardır acıları dinmedi.

Kitle Ayaklanmalarında İlk Evre Tamamlanırken

Tunus’la başlayıp Mısır’la devam eden ve Kuzey Afrika’yı ve Ortadoğu coğrafyasını saran halk ayaklanmaları süreci, Mısır’da Mübarek’in devrilmesiyle yeni bir evreye girmiş bulunuyor. Mübarek’in devrilmesiyle Mısır’da ortaya çıkan durumu elbette dikkatlice ele almak gerekiyor. Ama diğer Arap halklarının gözünden bakıldığında Mısır’da milyonların seferber olduğu süreç ve sonunda Mübarek’in çekilmesi olgusunun başlı başına önemli bir esin kaynağı olduğu açıktır. Özellikle Yemen, Bahreyn ve Libya’da kitle hareketinin sergilediği yeni yükselişler bunu gösteriyor. Bu kitlesel isyan dalgasının kısa vadedeki sonuçları ne olursa olsun bu coğrafyada yeni bir dönemin açıldığı ve bu dönemde işlerin eskisi gibi yürütülemeyeceği açıktır. Önümüzdeki dönemde bu bölgede yaşanacak toplumsal-siyasal ...

Bir Yılan Hikâyesi: Pınar Selek ve Mısır Çarşısı Davası

1998 Temmuzunda tarihî Mısır Çarşısında bir patlama yaşandı. Olayın faili olarak tutuklanan Pınar Selek’in davası bir yılan hikâyesine dönüştü. Geçen 13 yıl içerisinde 2,5 yıl hapis yatan, işkencelerden, sorgulardan geçirilen, 2 kez beraat eden Pınar Selek, 9 Şubatta yine beraat etti. Ancak mahkemenin verdiği karar tekrar Yargıtay Genel Kuruluna gidecek. Çünkü ortada bir insanın hayatı değil, devletin prestiji duruyor!

Demokratik Özerklik Tartışmaları Üzerine

Görünen o ki düzen cephesi Kürtlerin taleplerini bastırmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. CHP, Kürt sorununa dair ağzında bir iki şey gevelemeye devam edecek ama statükocu çizgisini koruyacaktır. AKP de her şeyi seçimden sonraya atarak oyalama taktiğini devam ettirecek, milliyetçi oyları kaybetmemek için “tekçi söyleme” devam edecek, Kürt oylarını kaybetmemek için onlara da bir iki güzel laf edecektir. Liberaller ise hırsızın hiç suçu yokmuş gibi ev sahibini eleştirmeye devam edecekler. Tablo gösteriyor ki Kürt halkına tek tutarlı ve samimi destek yine devrimci işçi sınıfından gelebilir ancak.

Her Sınıfın Ecdadı Kendine!

Tüm toprakların padişahın mülkü sayıldığı, tebaanın padişahın kulu kabul edildiği, eski çağa ait bir imparatorluktur egemenlerin böbürlendikleri. Elbette “ecdadımız” diye böğüren muhafazakâr siyasetçiler kendilerini Osmanlı sınırları içerisindeki yoksul halkların torunları olarak görmüyorlar; Osmanlı padişahlarının ...

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh