Yayınlanan çok sayıdaki roman, deneme, röportaj, öykü ve şiir kitabıyla edebiyat dünyasında derin izler bırakarak aramızdan ayrılan Yaşar Kemal’in ölümünün ardından on yıl geçti. Ölüm yıldönümünde, her yıl olduğu gibi bu yıl da, onun edebi ustalığı ve eserlerinin değeri, hak ettiği övgülerle pek çok yerde çeşitli yönleriyle ortaya kondu, anlatıldı. Yaşar Kemal’in edebiyattaki yeri üzerine söylenenlere eklenecek çok fazla bir söz kalmadı. Ancak Yaşar Kemal’i sadece edebi değeri kapsamında değerlendirmenin de eksik olacağı kanaatindeyiz. Çünkü, edebiyatın dev çınarlarından biri olan Yaşar Kemal, eserleriyle yalnızca edebiyat dünyasına değil, aynı zamanda toplumsal hafızamızın oluşmasına da önemli katkılar yapmış bir anlatıcıdır. Onun romanlarında başta uçsuz bucaksız Çukurova, geçit vermez Toroslar olmak üzere Anadolu ve bu toprakların insanları destansı bir dille hikayeleştirilmiş, benzersiz bir edebi ustalıkla anlatılmıştır. Ancak onu, Balzac, Zola gibi eserleri kuşaklar boyunca okunacak yazarlar arasına katan özelliği, edebi ustalığının yanı sıra bir dönemin toplumsal, ekonomik ve siyasal koşullarını ve bu koşulların insanlar üzerindeki etkilerini titizlikle eserlerine yansıtmasıdır da.