Yan yana yazıldığında bile çelişkinin en çarpıcı halini yansıtan kelimeler savaş ve sağlık. Üçüncü Emperyalist Paylaşım Savaşının gittikçe harlandığı, kapitalizmin tarihsel kriz içinde debelendiği günümüzde biz işçi ve emekçiler bu çelişkiyi çok daha yakıcı bir şekilde hissediyoruz. Savaşlar ne zaman biter? Sağlıklı bir toplum nasıl olur? İnsanlık nasıl bu hale nasıl geldi? Bu sorular her geçen gün sıklaşıyor zihinlerde.
Kapitalizmde sözde barış, savaşların arasındaki geçici dönemlerdir. Militarizm bu düzenin olmazsa olmazıdır. Sermayenin çözemediği her krizde her an kullanmaya hazır silahıdır savaş. Üstüne bu kan emici düzen, tıkanan ekonomiyi savaş ekonomisiyle, yıkıp yeniden inşayla aşmaya çalışır. Ve savaş bize acı, ölüm, göç getirirken, büyük tekellere yeni kârlar getirir. Kâr edemediğinde ekmek üretmeyip mermiyi üreten bu düzendir.
Biz sağlık emekçileri canlar kurtaralım istiyoruz, insanlar sağlıklı olsun istiyoruz. Dünyanın tüm işçileri yaşanılır bir dünya ve gelecek hayal ediyor. Onlar ise kârları için insanlığı savaşa ve yıkıma sürüklüyor. “Milli çıkarlar” diyorlar, “özgürlük ve demokrasi götüreceğiz” diyorlar. Savaşın en temel başlangıcı olan bu düzenden ne özgürlük ne demokrasi beklenebilir. Emperyalist güçler çıkardıkları savaşlarda sadece askeri hedefleri vurmakla kalmıyor, evleri, okulları, hastaneleri bombalıyorlar. Tanımını kendilerinin yaptığı “savaş suçlarını” yine kendileri işliyorlar. Emperyalist hedeflerine ulaşırken insanların bombalarla can vermesini, milyonlarca emekçinin evini terk etmesini zerre kadar umursamıyorlar. Bakıldığında herkese huzur veren gökyüzünün ve yıldızların yerini ardı ardına atılan füzeler kaplıyor. Bu yetmezmiş gibi; milyonların sağlığına ve canına kast etmeyi de bir savaş silahı olarak kullanıyorlar. Gıda ve tıbbi malzemelerin sevkiyatını bir savaş taktiği olarak engelleyerek de emekçileri açlığa ve sağlıksızlığa sürüklüyorlar. Ameliyat malzemelerini, anestezi maddelerini, ilaçları, aşıları, enjektörleri sınırdan geçirmiyorlar. Savaşlarda hastaneler ve sağlıkçılar bilhassa hedef alınıyor. Filistin’de yüzlerce sağlık emekçisi tedavi sunmak için çalıştıkları hastaneleri terk etmediklerinde İsrail devletinin zulmüne uğradılar, öldürüldüler. Yemen’de, Filistin’de ve dünyanın başka savaş bölgelerinde yüz binler açlıktan, soğuktan, kirli içme sularından hayatlarını kaybettiler. Kapitalist efendiler insan sağlığını, canını hiçe sayarken hiçbir hesap vermeyeceklerinden eminler, ama şimdilik.
Kardeşler, bu savaşlar bizim savaşımız değildir. Düşmanı uzakta aramayalım. “Savaşa hayır, ambargolara hayır, kirli ticarete hayır, krallara hayır” dediğimizde karşımıza kim dikiliyorsa odur düşmanımız. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs ruhuyla tüm dünyada savaştan acı çeken, yüreği sınıf kardeşinin yanında atanlara selam olsun! İşte bu yüzden 1 Mayıs. Birliğimizi büyütmek için 1 Mayıs. Emperyalist ve haksız savaşlara son demek için, burjuvaziden hesap soracağımız günler için, işçi sınıfının doğayı ve hayatı sarsacağı saat için 1 Mayıs!
link: İstanbul’dan MT okuru sağlık emekçileri, Savaş, Sağlık ve 1 Mayısımız!, 23 Nisan 2026, https://en.marksist.net/node/8756
Yok Sayarak Sorunlar Yok Olmuyor



