1990’lı yıllarda yaşanan Bosna Savaşı sırasında, bazı zengin İtalyanların para karşılığı Sırp keskin nişancı mevzilerine götürülerek sivilleri hedef aldığı iddiaları günlerdir gündemde. İtalyan gazeteci-yazar Ezio Gavazzeni’nin sunduğu belgeler, Saraybosna Kuşatması boyunca İtalya’dan bu bölgeye giden zengin insan avcılarının, bunun için Sırp keskin nişancılara para ödediklerini ve ücret tarifesinin hedefin kadın, erkek ve çocuk olmasına göre belirlendiğini gösteriyor. Gavazzeni, bu insan safarisine sadece İtalya’dan değil diğer Batılı ülkelerden de katılanlar olduğunu belirtiyor. Bunların bir haftasonu için 250-300 bin avro ödeyebilecek kadar zengin insanlar olduğuna ve bu “av partisi”nde ilk tercihlerinin çocuklar olduğuna da işaret ediyor. İtalya’nın Milano Savcılığı bu iddialara yönelik soruşturma başlatmış durumda. Soruşturma, “kasten adam öldürme” kapsamında yürütülüyor. Bu gelişmenin ardından ABD’de de benzer bir adım atıldı. Bosna Savaşında Saraybosna dört yıl boyunca kuşatma altında kalmış, 11 bin 500’den fazla sivil hayatını kaybetmişti ve bunlardan 1600’ü çocuktu. 1600. Çocuk.
Aslında 1425 günlük Saraybosna kuşatması, sadece yıkım değil, insanların hayatının parayla nasıl hedef haline getirilebilir hale geldiğini gösteren dramatik bir olaydır. 5 Nisan 1992’den 29 Şubat 1996’ya kadar uzanan süre boyunca bu kuşatma, tepelerden atılan mermilerin yanı sıra, insan onurunun, yaşamının nasıl yok sayılabildiğini de gösteriyor. Bugün belgeleriyle gündeme taşınan gerçekler, zengin “silah meraklılarının” para karşılığında yaptıkları insan avının yalnızca savaşın doğasından değil, aynı zamanda geldiği aşamada kapitalizmin ne kadar insanlık dışı hale geldiğini anlatıyor. Konu gündeme getirildiğinden bu yana pek çok vakaya ilişkin tanıklıklar da ortaya dökülmüş durumda. Hatta Sırbistan’ın mevcut cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in de insan avına katıldığı iddia ediliyor.
Peki Marksist bir perspektiften bakıldığında, bu tablo, yalnızca birkaç “eğlence düşkünü” zenginin sapkınlıklarıyla mı açıklanmalı, yoksa daha derin bir çürümeyi, kapitalist düzenin insan yaşamını nasıl değersizleştirdiğini mi gözler önüne seriyor? Gazetecilerin ve bu konu hakkında yapılan belgesellerin (örnek olarak Sarajevo Safari) işaret ettiği üzere, para ile satın alınan “macera”nın hedefi masum insanların bedenleri, çocukların geleceğiydi; bunun adı insanlık suçuysa eğer, kökü kapitalizmde aranmalıdır!
Saraybosna örneğinden bakacak olursak, zengin bir züppenin “eğlence” anlayışı, bir çocuğun son nefesine denk düşebiliyor. Şehrin yükseklerinden sivil hedeflerine nişan alanların hikâyesi, sadece bireysel sapkınlıkların örneği değil, aynı zamanda savaş ekonomisinin, oligarkların ve uluslararası çıkar ağlarının insanı metalaştırmasının devasa bir resmidir. Bu düzende paranın dili, insanın acısından daha güçlü konuşuyor. Şehrin çocuklarına ateş eden merminin arkasında, aynı zamanda bir pazar ilişkisi, seyirlik zevk ve toplumsal çürüme vardır.
Bugün Milano’da açılan soruşturma, geçmişin bir yarasını deşse de, esas yapılması gereken, o yarayı yaratan koşulları teşhis etmek, değiştirmek ve sorunu kökünden çözmektir. Yani bu kokmuş kapitalist düzende, tek tek “fail” bulmak yetmez. Asıl fail, insanı meta gibi gören sistemin kendisidir. Kapitalizm, kârı ve iktidarı korumak uğruna hayatı harcayabildiği sürece, Saraybosna’daki acılar başka coğrafyalarda tekrar doğacaktır ve doğuyor da! Bugün Üçüncü Emperyalist Paylaşım Savaşının alevleri başta Ortadoğu olmak üzere bütün dünyada yükseliyor. Yüz milyonlarca insan göç etmek zorunda kalıyor. Açlık ve yoksulluk kol gibi geziyor bütün ülkelerde. On binlerce kadın, erkek, çocuk, yaşlı, bölgesel savaşlarda ölmeye devam ediyor. Peki ne yapmalı?
Savaşların, açlıkların, sürgünlerin ve Saraybosna örneğinde de görülen katliamların son bulması; üretim araçlarının toplumun ortak mülkiyetine geçirilmesi, sınıfsız bir düzenin kurulması ile mümkündür. Yani bu düzeni yıkıp yepyeni başka bir dünyayı, sosyalizmi inşa etmekle mümkündür. Çünkü bu düzen devam ettiği sürece, Saraybosna’nın sessiz çocukları her coğrafyada yeniden doğacak; her şehrin üzerinde başka türden bir kuşatma gezinecek.
link: Mersin’den bir MT okuru, Saraybosna Kuşatmasında “İnsan Avı”, 26 Kasım 2025, https://en.marksist.net/node/8657
Çürüyen Kapitalizm Kadına Şiddeti Daha da Arttırıyor
“Fosil” Söylemlere Mahkûm COP30




