Kapitalist üretim biçimi su kaynaklarını böylesine talan ederken, evlerde yaşanan su kesintileri ve su tasarrufu yapma telkinleri sorunun çözümü yolunda hiçbir anlam ifade etmiyor. Bunlar ancak felâketin sonuçlarının işçi ve emekçilerin sırtına yıkılması olarak değerlendirilebilir. Örneğin güncel bir örnek olarak barajları boşalan Bursa’da evlere günde 12 saat su verilmezken, ambalajlı su üretim tesisleri üretime devam ediyor. Tekstil, otomotiv, gıda vb. işkollarında iş durmuyor, patronların kârına mâni olunmuyor. Her gün ülkenin her bir karışı sermayenin azgınca saldırılarıyla karşılaşıyor, siyasi iktidar bu saldırıların önünü açıyor, destek veriyor. “Karşımızda işçiye, emekliye, kadına, gence, toprağa, ağaca, yeşile, maviye düşman bir iktidar var. Bu iktidar sermaye sınıfıyla elbirliği yaparak yaşam alanlarımıza, doğamıza, haklarımıza saldırıyor. İşçiler, emekçiler bu zorbalığa dur demedikçe, gözü dönmüşçesine gerçekleştirilen bu doğa talanı son bulmayacak.”