Portekiz’de 47 yıl süren faşizmin çözülüş ve yıkılış süreci derslerle doludur. Faşist rejimlerin ilânihaye süremediğini, er geç çözüldüğünü ya da yıkıldığını, ancak bunun olağan burjuva rejimdeki gibi seçim sandığı yoluyla değil, iç ve dış faktörlerin zorlaması ve/veya kitlelerin mücadelesi yoluyla olduğunu gösteren bir örnektir. Portekiz’de yaşananlar, kitle hareketinde önderliğin hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle önemini, kritik dönemeç noktalarında yaptığı hata, ihmal ve ihanetlerin nelere yol açabileceğini göstermesi açısından da incelenmeyi hak eder. Ayrıca Hitler ve Mussolini rejimleri derecesinde baskıcı olmadığı gerekçesiyle yasama, yürütme ve yargıyı tek bir korporatif devlet erkinde toplayan, sansür, baskı, işkence, siyasal ve sendikal yasaklar uygulayan bir rejimi faşizm olarak nitelendirmekte tereddüt edilmesi, bugün Türkiye örneğinde gördüğümüze benzer bir yanılgıdır.