March 2013 tarihli yazılar


Marksizmin Aydınlattığı Gerçekler /II

Marx, Engels’le birlikte kaleme aldıkları Alman İdeolojisi’nden sonra da tarihsel materyalizme ilişkin çalışmalarını derinleştirerek sürdürmüştür. Onun bu kapsamda öne çıkan ve büyük önem taşıyan çözümlemeleri, Engels’in deyişiyle, sadece iktisat için değil bütün toplum ve tarih bilimleri için devrim yaratan bir keşif niteliğindedir. İnsanların kendi varlıklarının toplumsal üretimi esnasında, kaçınılmaz olarak, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurduklarını vurgular Marx. Üretim ilişkileri diye nitelediğimiz bu ilişkiler, maddi üretici güçlerin belirli bir gelişme derecesine tekabül ederler.

Bir Baskı Yasası Daha Yürürlüğe Girdi

Geçtiğimiz Şubat ayında “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun” adı altında yeni bir kanun yürürlüğe girdi. Bu kanun, 1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu sözleşme kapsamında aldığı kararlar doğrultusunda çıkarıldı. Türkiye bu uluslararası sözleşmeye 2002 yılında imza atmıştı. Hem bu uluslararası sözleşmenin gereğini yerine getirmek hem de Kürt hareketini ve sosyalist hareketi daha sıkı bir kıskaca almak amacıyla AKP hükümeti bu kanunu çıkardı. Böylece Terörle Mücadele Yasasında birkaç düzenlemeyle geçen bir hususu bağımsız bir kanun haline getirerek iyice güçlendirdi.

Halkların Demokratik Kongresi Genel Meclisi Sonuç Bildirgesi

Halkların Demokratik Kongresi Genel Meclisi ve HDP PM 23-24 Mart 2013 tarihlerinde toplanarak, başta Kürt sorunundaki yeni gelişmeler olmak üzere, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve uluslararası düzeyde yaşananları değerlendirmiş ve aşağıdaki Sonuç Bildirgesi’ni onaylamıştır:

Irak, Petrol ve Kürt Sorunu

TC’nin Irak politikasında son yıllarda önemli bir değişim sürecine girdiğini görüyoruz. Birkaç yıl öncesine kadar, TC’nin Irak’la ilişkisi esas olarak Bağdat hükümeti üzerinden yürüyor ve Federe Kürdistan Bölge Yönetimi resmi olarak muhatap alınmıyordu. Irak politikasının temelinde “toprak bütünlüğünün bozulmaması”, yani bağımsız bir Kürt devletinin kurulmaması için merkezi Bağdat hükümetine tam destek sunulması yatıyordu. Bu bağlamda Irak Kürdistanı’nın başkenti durumundaki Erbil’le (Hewler) ilişkiler esasen dolaylı olarak Bağdat üzerinden kuruluyordu. Dahası Türkiye’deki Kürt sorunu ve PKK’nin Kandil’deki varlığı nedeniyle Iraklı Kürt liderlerle zaman zaman hayli gerginleşen ve açıkça onları aşağılayan, hor gören ve çoğunlukla tehdit eden bir dil ağır basıyordu. Irak Kürdistanı Türk ...

Sendikalar ve Yetki Krizi

2 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin ürünü olan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu adı altında birleştirildi. 7 Kasım 2012’de yürürlüğe giren yeni kanun, AKP hükümetinin patron örgütleri ile aylarca sürdürdüğü görüşme ve tartışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktı. Sendikaların kritik talepleri tamamen göz ardı edilirken patron örgütlerinin tüm itirazları dikkatle dinlendi, bu doğrultuda gerekli düzenlemeler yapıldı.

Kuvvetler Ayrılığı Tartışmaları Üzerine

Kuvvetler ayrılığı, burjuvazinin mutlak monarşiye ve aristokrasiye karşı bir sloganı haline gelmiştir. Yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrışması ve tek elde merkezileşmemesi burjuva demokrasisinin temel prensibini oluşturur. Kapitalist devlette kuvvetler ayrılığının ortadan kalkması ve iktidarın tek bir elde merkezileşmesi ancak olağanüstü burjuva rejimlerde gerçekleşir.

Kemalizmin Şizofrenik Milliyetçiliği

CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler’in Ocak ayında Mecliste sarfettiği sözler, Kürt sorununun çözümü önünde önemli bir engel oluşturan ve Kemalizme içsel olan Türkçü-ırkçı kavrayışın fütursuz bir ifadesi olması bakımından önemlidir. Çünkü bu sözleri, ırkçılığı zaten malûm olan MHP’nin bir milletvekili değil, kendini “sosyal demokrat” addeden CHP’li bir vekil sarfetmiştir. Bu ifşaatla, Kemalist zihniyetin gerçek yüzünü oldukça net açığa vuran bu ifadelerin ortaya dökülmesi bir bakıma iyi olmuştur. Kendini “solcu, sosyal demokrat” olarak yutturmaya çalışan ve her fırsatta “Kürt kardeşleriyle bir problemi olmadığını” söyleyen, demokrasiden ve insan haklarından dem vuran CHP’nin nasıl da ırkçı bir eğilimi içinde barındırdığı, 1930’lardaki anlayışın hâlâ yok olmadığı bir kez daha ...

Fukuşima Felâketinin İkinci Yılı

Radyoaktif kirlenmeye maruz kalan bölgelerden 160 bin insan tahliye edildi. Ancak onlara gittikleri yerde hayatlarını yeniden kurabilmeleri için tazminat ya verilmedi ya da günlük ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak düzeyde bir tazminat ödendi. Ancak nükleer felâketin yaşanmasına sebep olan TEPCO firmasına her türlü yardım yapıldı. 2012 Haziran ayında ise firma kamulaştırılarak devletin himayesine alındı ve böylece patronları büyük bir zarardan kurtarılmış oldu.

Kapitalist Kriz ve Kadınlar

Sermaye kadınların çoğunluğunu işsizliğe mahkûm ederek iş piyasasının dışına sürüyor. Onları çocuk doğurma makinesi olarak görüyor; bol bol çocuk doğurmalarını telkin ediyor. Sermaye kadını güvencesiz, esnek ve ucuza çalışmak zorunda bırakıyor. Kapitalizm kadınların bilincini teslim alarak, onları düşünmeyen, sorgulamayan, karşı çıkmayan, sömürü düzeninin birer kölesi haline getirmek istiyor. Emekçi kadınlar, kapitalist devletin, dayakçı erkeğin ve sömürücü patronun karşısına örgütlü mücadeleyle dikilmeli, aşağılanma, sömürü, işsizlik karşısında kendilerine biçilen rolü reddederek işçi sınıfının mücadele saflarında yerini almalıdırlar.

Arap Halkları Gerçek Devrimlerini Bekliyor

Bu süreçte burjuva güçlerin elini rahatlatan tek olgu ise, işçi ve emekçi sınıfların bağımsız çıkarlarını temsil eden ve onları iktidara yönlendiren devrimci bir örgütlülüğün henüz yaratılamamış olmasıdır. Ancak tarih hiçbir alanda düz bir çizgi üzerinde ilerlememektedir. Bu yakıcı eksikliğin giderilmesi sürecinin de hızlanacağı aşikârdır. Tunus’ta da Mısır’da da halk yeni bir devrim istemektedir. Bu istek ne kadar güçlü bir şekilde kendini gösterirse ve sosyalistler yaşananlardan ne ölçüde doğru dersler çıkarırlarsa, devrimin aracının inşa sürecinin de o kadar kısalacağı aşikârdır.

Chavez Geride Sosyalist Bir “Miras” mı Bıraktı?

Murad Şirin’in Marxist Revival sitesinde yer alan “Did Chavez leave a "socialist" legacy?” adlı makalesinden çevrilmiştir.

Üniversitelerde AKP Düzeni

YÖK’ün kaldırılması gerektiği geniş bir kesim tarafından savunuluyor. Üniversitelerin demokratik bir ortama kavuşması, anadilde, demokratik, parasız ve bilimsel eğitimin mümkün olması için biz de YÖK’ün lağvedilmesini savunuyoruz. Ancak mesele bir tabelâ sorunu değildir ve YÖK’ün yerine TYK’nın gelmesiyle üniversiteler demokratikleşmeyecektir. Bu kapının açılabilmesi için yükselen toplumsal mücadelelerin özgürleştirici soluğu gereklidir.

Ekonomik Kriz Büyüyor, İşçi Sınıfının Öfkesi de!

Sendikal örgütlülükten mahrum edilen, ücretli köleliği iliklerine kadar yaşayan, taşeronluğa ve esnek çalışmaya mahkûm edilen, işyerlerinde uzuvları ve hayatları biçilen işçiler, eylemlerle 2008’e göre daha güçlü bir mücadele iradesine sahip olduklarını ortaya koyuyorlar. Kitleler, umut bağladıkları AKP’nin ve sermaye partilerinin gerçek yüzünü görmeye başlıyorlar. Elbette sürecin nasıl ilerleyeceğini zaman gösterecektir. Ancak besbelli ki tarihin çok özel bir kesitinden geçiyoruz. Dünyadaki çalkantının bizim kıyılarımıza vurmaması imkânsızdır. İşçi sınıfı üzerindeki ölü toprağını atmaya hazırlandığını belli ediyor, nabız hızlanıyor.

Talimli, Terbiyeli Eğitim!

Bugün eğitim sistemi AKP eliyle, milliyetçi, muhafazakâr, mukaddesatçı bir anlayışla, itaatkâr ve dindar bir nesil yetiştirmek için neredeyse yeni baştan organize edilmeye çalışılıyor. Dün Kemalizmin ihtiyacına göre sansürden geçirilen müfredat, bugün de AKP’nin ve onun yandaşı sermaye kesimlerinin ihtiyacına göre şekillendirilmeye çalışılıyor. Ama eğitim sisteminin baskıcı, gerici ve bilimsellikten uzak yapısı devam ediyor. Eğitim hâlâ ezbere dayalı, hâlâ yüzeysel ve hâlâ düşünen, sorgulayan beyinler yetiştirmekten son derece uzak. İşte bu yüzden kitleleri zehirleyen gerici burjuva eğitim sistemine karşı mücadeleyi yükseltmek, parasız, anadilde, demokratik, bilimsel eğitim için mücadele etmek işçi sınıfının görevidir.

Marksizmin Aydınlattığı Gerçekler

Sınıflı ve sömürülü toplumların en gelişkin ve son halkasını oluşturan kapitalizm, günümüzde bizzat kendi işleyiş yasalarından kaynaklanan derin bir tarihsel krizin içinde kıvranıyor. Bu gerçeklik, Marx ve Engels tarafından temelleri atılan Marksizmin kapitalist sisteme ilişkin görüş ve ...

KESK’li Emekçilerin Tutuklanması Batman’da Protesto Edildi

Batman’da 20 Şubatta KESK tarafından yapılan ve İHD, Kurdi-Der, Meyader, Genel-İş ve İl Genel Meclisinin destek verdiği basın açıklamasıyla tutuklamalar protesto edildi.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh