Navigation

February 2013 tarihli yazılar

Hayatı Şansa Bırakma!

İşçi sınıfının örgütlü gücünden korkan, onu bir araya getirecek her türlü çabayı engellemeye çalışan burjuvazi, işçi sınıfını böylesi yalan bir dünyanın içine hapsederek sisteminin bekasını da sağlamış olur. Bahis, kumar, toto, loto ve milli piyango gibi şans oyunları, yakasına yapıştığı işçileri bir daha kolayına terk etmez. Onu teslim alır ve kendisine köle yapar, iradesizleştirir.

Kapitalizm İşçinin Güvenliğine de Sağlığına da Zararlıdır

Gelinen noktada gerek işçi sağlığı ve güvenliği, gerekse de diğer sosyal haklar açısından işçi sınıfının durumu tüm dünyada büyük hızla eşitlenmektedir. Maalesef bu eşitlenme ileri bir noktada değil, tarihsel olarak geri bir noktada olmaktadır. Neo-liberal politikalar sayesinde kapitalizm işçi sınıfını adeta yeniden vahşi kapitalizm koşullarına döndürmeye çalışmaktadır. Esnek üretim, taşeronlaştırma ve örgütsüzleştirme saldırılarına, uzayan çalışma saatleri ve artan iş yükü eşlik etmektedir. Kapitalizmin işçi sınıfına dayattığı gayri insani çalışma koşulları “karoşi” gibi (aşırı çalışmadan kaynaklanan ani ölüm) meslek hastalıklarını ortaya çıkarmaktadır. Kapitalizmin işçi sınıfının başına açacağı belâların sonu olmadığı gibi, ona reva gördüğü berbat çalışma ve yaşam koşullarının da dibi yoktur.

4+4+4’ün Yol Açtığı Sorunlar

Öğrencilerin ve ailelerin yanı sıra, 4+4+4 eğitim sisteminin mağdurlarından bir diğeri de eğitim emekçileridir. 138 bin öğretmen açığı olmasına rağmen, kademeli olarak değiştirilen sistem nedeniyle 30 bini sınıf öğretmeni olmak üzere 70 bine yakın öğretmen norm fazlası durumuna düşmüştür. Okulların açılmasına rağmen görev yerleri belli olmayan binlerce öğretmen, bakanlık tarafından kendi istekleri dışında görevlendirilmiş, yıllarca görev yaptıkları okullarından ve öğrencilerinden uzaklaştırılarak branş değişikliğine zorlanmıştır. Ayrıca öğrenci sayısının, seçmeli ders sayısının ve ders saatlerinin artması gibi nedenlerle öğretmenlerin çalışma saatlerinde de artış söz konusudur.

Emperyalist Savaşlara Karşı Sınıf Cephesini İnşa Etmek

Başta bölgedekiler olmak üzere tüm dünya sosyalistlerinin yaşanan savaşlara yönelik doğru bir tutum alma sorumluluğu var. Fakat uzun yıllardır ağır bir güç kaybına uğrayan ve Marksist bakış açısından alabildiğine uzaklaşan sosyalist hareket sürekli olarak yalpalayan tutumlar sergiliyor. Reformist Batı solunun ağırlıklı bir bölümü dün Libya’da, bugün Suriye’de, “insancıl müdahale”den dem vurarak emperyalist müdahaleyi savunma noktasına savrulmuş bulunuyor. Bunun karşıt kutbunda ise, yaşadığımız topraklarda da belli bir ağırlığı bulunan “Üçüncü Dünyacı” küçük-burjuva solun, ister açıktan ister örtük biçimde olsun anti-emperyalizm adına zorba diktatörlükleri (Kaddafi ya da Esad rejimleri örneklerinde görüldüğü gibi) savunma tutumu yer alıyor.

Devlet Bireysel Emekliliği Neden Teşvik Ediyor?

Devletin katkı payı uygulamasının arefesinde, yani 2012 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 4 milyon kişinin katıldığı bireysel emeklilik sistemine bağlı fonlarda 20 milyar TL birikmiş durumda. Devlet teşviki ile bireysel emekliliğin yaygınlaştırılması ve fonlarda biriken paranın 2023’te 400 milyar TL’ye ulaşması hedefleniyor. Orta sınıfın yanı sıra işçilerin de bireysel emekliliğe özendirilmesi sistemin en önemli ayağını oluşturuyor.

HDK’lı Vekillere Irkçı Saldırı

Halkların Demokratik Kongresi’nin başlattığı “Çözüm için Müzakere, Barış İçin Eşitlik” kampanyası kapsamında Karadeniz illerine ziyaret düzenleyen HDK heyeti Sinop ve Samsun’da saldırıya uğradı. Heyette HDK İstanbul milletvekilleri Sebahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder, Levent Tüzel, Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve HDP Eş Başkanı Fatma Gök bulunuyordu.

Marksist Tutum’a, İşçi Sınıfının Militan Duruşuna Selam Olsun!

Marksist Tutum yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. 10 yılını geride bırakan, işçi sınıfı içinde var gücüyle çalışan ve gerçek anlamıyla ter akıtan devrimci bir perspektif.

Kürt Sorununda Yeni Müzakere Süreci

Her halükârda devrimci işçi sınıfına düşen görev, Kürt halkının haklı ulusal özlemlerinin karşılanması için mücadele etmek, düzeni özgürlükçü bir çözüme zorlamaktır. Bu bakımdan müzakere sürecinin mümkün olduğunca aleni biçimde sürmesini, yeni anayasada Kürt halkının temel taleplerinin (anadil, özyönetim hakkı, anayasal güvence) yer almasını, operasyonlara derhal son verilmesini, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını, aşağılayıcı ve şoven yaklaşımlara derhal son verilmesini, terör yasalarının derhal lağvedilmesini talep etmek gereklidir.

Türkiye Burjuvazisinin Afrika Seferi

Türkiye kapitalizmi, son yıllarda yaptığı atılımla alt-emperyalist bir güç konuma ulaştı ve mümkün olan en kısa sürede, bu konumunu daha da geliştirerek emperyalist hiyerarşide daha üst basamaklara tırmanmanın derdinde. Bunun için bir taraftan içeride sermayenin emeği daha da azgın bir şekilde sömürmesi için dikensiz bir gül bahçesi yaratılırken, diğer taraftan da dışarıda hem ekonomik hem de siyasi ataklarını yoğunlaştırıyor, militarist maceralara hazırlanıyor. Henüz boyundan büyük işler gibi gözükse de, geç kalmanın verdiği sabırsızlıkla her türlü çılgınlığı yapmaya hazır görünüyor.

HDK’dan “Çözüm İçin Müzakere, Barış İçin Eşitlik” Kampanyası

Halkların Demokratik Kongresi, müzakere sürecinde barış ve eşitlik talebinin toplumsallaşması için “Çözüm İçin Müzakere, Barış İçin Eşitlik” sloganıyla bir kampanya başlattı. Kampanyanın duyurusu için 8 Şubatta, Cezayir Restaurant toplantı salonunda gerçekleştirilen basın toplantısına HDK ve HDP Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra, çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sanatçı, aydın ve akademisyen katıldı.

Avusturyalı Emekçiler Ruhsal Sorunlarla Boğuşuyor

Avusturyalı emekçilerin bedensel ve ruhsal sağlığının korunması ve bununla ilgili tüm giderlerin finanse edilmesi yükümlülüğünü taşıyan Avusturya Sosyal Güvenlik Kurumu, kamuoyuna açıkladığı yeni araştırma sonuçlarıyla ülkenin gündemini yine işgal ediyor. Avusturya kapitalizminin günah çıkarma hücresi gibi faaliyet gösteren Radyo-TV kurumu ORF’nin halka ulaştırdığı bilgiler, ülke burjuvalarının ve onların sadık bürokratlarının hiç hoşlanacağı cinsten değil.

Asgari Ücret Sermayeye Çok Fazla Geliyor

Ocak ayından itibaren asgari ücret, asgari geçim indirimi de dâhil 774 lira, yılın ikinci altı ayında ise 804,70 lira olarak belirlendi. Bu rakam, asgari ücretle çalışan milyonlarca işçinin sosyal, kültürel gereksinimlerini bir kenara bırakalım, barınma, beslenme ya da sağlık gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde bile değildir. Asgari ücretle çalışan milyonlarca işçi, gelirlerini temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir düzeye yükseltebilmek için günün yarısından fazlasını çalışmak zorunda kalıyor, yine de yükseltemiyor. Uzayan işgünü, insanı tüketen fazla mesailer, artan iş temposu ve yükü, milyonlarca işçinin hayatını zehir ediyor. Güvencesiz-esnek çalışma, taşeronlaştırma alabildiğine yaygınlaştırılıyor. Tüm bu kötü çalışma koşullarının dayatılmasının üstüne, belirlenen asgari ücret işçilerle alay etmekten başka bir şey değildir.

Sermayenin Küresel Saldırısı: Taşeronlaştırma

Taşeronlaşma, sermayenin işçi sınıfına karşı küresel-stratejik saldırısı olarak gelişmektedir. Burjuvazinin bu küresel saldırısının karşısında tüm dünya işçileri için mücadele etmekten başka çıkar yol yoktur. Sendikaların bu gelişen saldırıyı, mevcut yasalar çerçevesine hapsederek püskürtmesi mümkün değildir. Sendikalar taşeron işçi-kadrolu işçi ayrımı yapmaksızın tüm işçileri kucaklamak zorundadır. Taşeron işçisiyle kadrolu işçilerin birleşmesinin önüne dikilen yasal ya da fiili engellere teslim olunmamalıdır. İşçiler arasındaki rekabete son vermek sendikaların asli görevidir. Farklı şirketlere bölünmüş işçileri fiilen birleştirmeden üretimden gelen gücü kullanmak mümkün değildir.

Bir Devrim, Bir Kadın: Nadejda Konstantinovna

“Bir Devrim Bir Kadın” kitabı Nadejda Konstantinovna’nın (Krupskaya) hayat hikâyesini anlatıyor.