Navigation

April 2012 tarihli yazılar

Capitalism at an Impasse -part two

A new revolutionary situation is in the works all over the world as the harbinger of a new future. The sense of revolt in the heart of the broad masses evoked by illnesses of capitalism such as inequality, injustice and persecution ushers in an era of great social revolutions to change the fate of the world. It is becoming more and more obvious that the only solution of social problems is through overthrow of capitalism and bringing about socialist relations of distribution throughout the world. With all its signs socialism winks at humanity through the dilemmas of capitalist system!

Suriye Halkının “Dostları” Kimlerdir?

Suriyeli işçi ve emekçiler, “kırk katır mı kırk satır mı” misali, emperyalistlerle Esad rejimi arasında tercih yapmak zorunda değildir. Suriye halkı için üçüncü bir şık mevcuttur. Ama bu kolay bir iş değildir. Esad rejiminin ve emperyalistlerin tezgâhladığı oyuna gelmemeli, onların Alevi-Şii-Sünni diye yarattığı suni ayrımları aşmalıdır. Suriyeli işçi ve emekçiler, Suriye Ulusal Konseyi gibi burjuva muhalefet odaklarına güvenmemelidir. Kendi bağımsız sınıf çıkarlarını ortaya koyabilmeli ve kendi yollarını çizebilmelidirler.

1915’te Katledilen Ermeniler Taksim’de Anıldı

“Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Girişimi”nin çağrısıyla, Taksim’de, 1915 Ermeni soykırımında katledilenler anıldı. İstanbul’daki bir grup Ermeni aydının ve ileri gelenlerin Osmanlı egemenleri tarafından evlerinden alınıp sürgüne ve ölüme götürüldüğü 24 Nisan 1915 tarihi, “büyük felaket”in başlangıç tarihi olarak her yıl acıyla anılıyor.

Manşetlerin Ardındaki İran’a Bakış

İranlı Marksist Murad Şirin’in Committee for Marxist Revival web sitesinde yer alan “Looking at Iran Behind the Headlines” başlıklı yazısından yaptığımız çeviriyi yayınlıyoruz.

İşçilerin Katili Sermaye Düzeni

Pek masum kapitalizmin ahtapot gibi kuşattığı dünyada iş cinayetleri ve meslek hastalıkları marifetiyle her yıl ortalama 2 milyon 300 bin işçi katlediliyor. İş cinayetlerinin daha düşük seviyelerde seyrettiği ülkeler var kuşkusuz. Ancak bu ülkelerde iş güvenliği önlemleri kapitalizmin gelişmişliği sayesinde değil işçi mücadeleleri sayesinde alındı. İş cinayetlerini kapitalizmin değil, işçi sınıfının siyasal ve örgütsel gelişmişlik düzeyi dizginleyebildi.

4+4+4’ün Arkasına Gizlenenler

AKP hükümetinin “12 yıllık kesintili eğitimi” öngören ve 4+4+4 olarak kodlanan yasa teklifi, şiddetli kavgaların ardından Meclis’te kabul edildi. Bir yandan imam-hatip okullarının orta kısımlarını açmak, öte yandan eğitim alanındaki neo-liberal saldırıları dizginsizce yürütebilmek üzere hazırlayıp “büyük bir reform” olarak sunduğu bu yasayı tam bir emrivakiyle Meclis’ten geçiren AKP, bu süreçte hiçbir sese kulak vermedi. Söz konusu yasayı protesto etmek isteyen kamu emekçileri üzerinde polis terörü estirmeyi de ihmal etmedi. Doğrusu bu tutum, temel nitelikteki pek çok kanunun gündeme getirilip yasalaşması sürecinde de görüldüğü üzere AKP açısından bir tarz haline gelmiştir. “Çoğunluk benim, ben yaparım olur” dayatmacılığıyla ve burnu büyüklüğüyle karakterize olan bu tutum, bu son yasayla birlikte iyice zorbalığa dönüşmüştür.

Dört Mevsimlik Dram

Mevsim dönüşleri çoğu insan için yeni başlangıçlar ifade eder, çoğu insana heyecan verir. Yaz gelirken denizi, güneşi, tatili, kış gelirken beyazlara bürünen dünyayı sevinçle karşılayanlar olur. Sonbahar renkleriyle mest eder. İlkbahar doğadaki canlanmadır, insandaki umuttur. Ama mevsimlik işçiler için mevsim dönüşleri yeniden yollara düşmek demektir. Yeni gelen mevsim bir öncekinin çilesine eklenecek yeni çilelerin, bitip tükenmek bilmeyen bir göçebelik ve çalışmanın habercisidir.

Unutmadık O Zemheri Geceleri

Biz ki
Gölgesinde büyüdük
Dev gibi bir çınarın
Ne olduğunu biliriz
Yanmanın
Ateşin rengini
İçtiğimiz tadını şarabın
Dönüşü yoktur
Çıktığımız davanın
Ardımızdan haykıran dağların
Yol keser gibi

Capitalism at an Impasse

Capitalism is in a state of deep crisis. This crisis is far from being one of the ordinary crises of capitalist economy. By all evidence it is a deep system crisis of historical importance. Capitalism is at an historical impasse, argues Elif Çağlı in her article. After her booklet titled "Crises of Capitalism and Revolutionary Situation" she explains the nature of capitalism with a special emphasis on the role played by credit mechanism, referring to Marx who made a special emphasis on the role of credits in the workings of capitalist economy. While the credit mechanism helps the system overcome certain problems, it reproduces them on a greater scale. Çağlı makes the point that the credit mechanism as well as other tools used by capitalism is now quite worn out. They have almost completely lost their efficiency in overcoming great crises. Capitalism has also lost its capacity for a great scale transformation and reforms that might save it a new era of freshness and provide the broad working masses a genuine welfare.

Pusuya Yatmış Kan Emicilerin İnadına

78’in Şubatındaydık
firardaydık
düşlerimizin peşindeydik
fişlendik
hüznümün aynasında büyüdüğünde üç adam
biz kendi kavgamızın içindeydik
derin izleri yılların şimdi çatlamış yüzümde

Kapitalizmde Şiddet ve Terör Üzerine

Kapitalizm içine girdiği tarihsel çıkmazda debelenirken insanlığı da kendisiyle birlikte çürütüyor. Bunun en bariz göstergelerinden birisi de fiziksel şiddet olgusunun toplumun gündelik hayatına kadar yayılmış ve artık kanıksanmış olmasıdır. Devlet terörü denilen ve topluma yönelik olarak bizzat devlet aygıtları tarafından uygulanan şiddetin, baskının, sindirmenin, terörün dozu alabildiğine arttırılıyor. Hemen her ülkede terörle mücadele yasaları mevcut ve baskıcı politikalar yaygınlaşıyor, devletler polis devleti haline dönüşüyor.

İşçi Sınıfına Selam

Dünyada işçi ve emekçilerin sömürüye ve baskıya karşı mücadelelerinde belirgin bir artış yaşanıyor. Bu durum dünyayı değiştirmenin asıl motor gücü olan işçi sınıfının anlam ve önemini hatırlatmayı her zamankinden daha gerekli kılıyor. Bu bakımdan Elif Çağlı'nın, "Elveda Proletarya" diyenlerin "robotlara dayalı üretim" gibi sözde teorilerini çürüterek, işçi sınıfının tüm hayatiyetiyle varlığını ve kilit önemini sürdürdüğünü ortaya koyan makalesi tazeliğini koruyor. 1 Mayıs'a ilerlediğimiz günlerde bu makaleyi tekrar yayınlamanın anlamlı olacağını düşünüyor ve tüm işçileri, mücadeleyi yükseltmek üzere 1 Mayıs'a çağırıyoruz.

12 Eylül’ün Tüm Sorumluları Sanık Sandalyesine!

4 Nisanda başlayan, 12 Eylül darbesinin işçilerin gündemine taşınması ve hatırlanması açısından önemlidir. 12 Eylül faşizminin simgesi haline gelen Evren ve Şahinkaya ile birlikte tüm darbecilerin yargılanması, listenin daha da uzatılması gerekir. 12 Eylül’ün başbakanı Bülent Ulusu ve hükümet üyeleri, Danışma Meclisi üyeleri, Sıkıyönetim komutanları, valiler, cezaevi müdürleri, emniyet müdürleri, polisler, işkenceci gardiyanlar, MİT, kontrgerilla örgütleri ve darbenin yanında taraf olanlar… Ve yalnızca darbecilerin, siyasetçilerin yargılanması da yetmez. Sahnenin arkasında yer alan ve “şimdiye kadar işçiler güldü, şimdi gülme sırası bizde” diyen TİSK başkanı Halit Narin ve TÜSİAD üyelerinden, yani darbecileri harekete geçiren patronlar sınıfından da hesap sorulmadığı müddetçe 12 Eylül’ün defteri kapanmış olmayacaktır.

KESK Grevinde 4+4’lük “Polis Terörü”

Kamu emekçileri, geçtiğimiz hafta, hükümetin meclisten geçirmeye çalıştığı 4+4+4 yasa teklifinin ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geri çekilmesi için iki günlük grev yapacaklarını duyurmuşlardı. KESK tarafından alınan karara göre kamu emekçileri, özellikle de Eğitim-Sen’e üye eğitim emekçileri, iki gün iş durdurarak grev yapacak ve aynı zamanda diğer illerden toplanarak Ankara’da ortak bir eylem örgütleyeceklerdi.

Kıdem Tazminatı Nedir, Nasıl Kazanılmıştır?

İşçiler için hayat-memat meselesi olan kıdem tazminatı, patronlar sınıfı tarafından "istihdam maliyeti" olarak görülüyor. İşçiyi istediği gibi işten atmak isteyen patronlar, kıdem tazminatının kaldırılmasını istiyorlar. İlk aşama olarak da kıdem tazminatının bir fona devredilmesini planlıyorlar.

Jones Ana

Bölüm 15 - Moyer, Haywood ve Pettibone

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 15.bölümü