March 2012 tarihli yazılar


Özgür Gündem Gazetesi Bir Kez Daha Kapatıldı

Özgür Gündem gazetesi hakkında verilen 1 aylık kapatma kararı, Taksim’den Galatasaray Meydanı’na yapılan yürüyüşle protesto edildi. Taksim Tramvay durağında toplanan ve “Özgür Basın Susmayacak!” pankartı açan kitle, “Sansürcü AKP Hesap Verecek”, “Özgür Basın Susturulamaz”, “Özgür Gündem Susturulamaz!” sloganları atarak yürüdü.

Kapitalizmde Emekçi Kadın Olmak

Kapitalist sınıfın kadınlarıyla emekçi sınıfın kadınlarının sorunları bir ve aynı değildir. Kapitalist sınıfın kadınları, işçi sınıfının yaşadıklarından, kadınıyla, erkeğiyle tüm bireylerinin hayatının cehenneme dönmesinden, kapitalist sınıfın erkekleri kadar sorumludurlar. Bu nedenle kapitalist sınıfın, en az erkekleri kadar gaddar ve sömürücü olan kadınları konumuzun dışındadır. Onların aksine işçi sınıfının kadınları açısından yaşam, çifte ezilmişlik altında geçirilen yıllardan başka bir şey değildir. Hem ait oldukları sınıfın hem de kadın olmanın getirdiği çifte ezilmişlikle baş etmek zorundadırlar işçi kadınlar.

Fatih Projesiyle Kim, Neyi Fethedecek?

Türkiye’de eğitim sistemi “deneme tahtası” deyimi ile beraber kullanılmadan bir anlam ifade etmiyor artık. Eğitim sistemi siyasal iktidarların kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek üzere el attıkları alanların başında gelmektedir. Birkaç yılda bir değiştirilen sınav sistemiyle kafalar karıştırılır, teknolojik iyileştirmelerle sisteme cilâ çekilir, sonra da tüm bu düzensizliğe “eğitim sistemi” denir. Bu sistem yalnızca uygulama biçimiyle, düzensizliğiyle sorun değildir. Kapitalist sisteme sorgusuz-sualsiz hizmetkârlar yetiştirmeyi hedefler ve bunu yaparken de bir taşla iki kuş vurup bu işten maksimum kârı elde eder.

Milletvekili Maaşları ve Burjuva Parlamentarizmi

Biz Marksistler, tarihsel olarak miadını doldurmuş olan bu burjuva parlamentarizminden kurtulmayı, emekçileri doğrudan siyaset sahnesinin içine çekmeyi, kendi kaderlerini kendi ellerine almalarını, kendilerini gerçekten de kendilerinin yönetir hale gelmesini hedefliyoruz. Bizler burjuva demokrasisinden milyon kat daha demokratik bir işçi demokrasisini hedefliyoruz. Temsili kurumları ortadan kaldırmayı değil, onları gerçekten de seçmenlerini temsil eden kurumlar haline getirmeyi, sayılarını arttırmayı ve yönetim işlerinin bu kurumlar eliyle yürütülmesini savunuyoruz.

DİSK’in Kitle ve Sınıf Sendikacılığı Mazide Kaldı

2000’li yıllar boyunca burjuvazi içindeki saflaşmada DİSK, CHP’nin de desteklediği statükocu burjuva kanadın ekmeğine yağ sürmek için elinden geleni yaptı. Kimi zaman burjuvazinin en devletçi kesimine hizmet ederken mücadeleci pozlar takınmayı ve geçmişin mirasını sömürmeyi ihmal etmedi. DİSK, bugün burjuvazinin işçi sınıfı içerisindeki ajanları olan sendika bürokratları tarafından teslim alınmış durumdadır.

Jones Ana

Bölüm 14 - Çocuk Emeği

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 14.bölümü

Kütahya’da Kürt İşçilere Irkçı Saldırı

Askerin, polisin ne işe yaradığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Grev ve direniş yapan, hakkını arayan işçilere “terörist” diye saldırırken gözünü kırpmayan bu devlet güçleri faşist güruhu ikna etme girişiyor.

Kazanan Ezilen Kürt Halkının İradesi Oldu

AKP hükümetiyle burjuva basın Uludere katliamının üstünü örmek için yaptıkları iğrenç işbirliğini bu defa da tekrarladılar. Örneğin Güneş gazetesi şöyle bir manşet atmış “Polis 1: BDP 0”. Sanki yaşanan bir polis terörü değil de maçmış gibi polis galip taraf olarak sunuyor.

Devletin Newroz Terörü ve Boşa Çıkan Oyunu

Kürt sorununun çözümü ve halkların kardeşliği için Türkiye işçi sınıfına büyük görevler düşüyor. Eğer bugün ortada bir sorun varsa, hiç kuşkusuz bunun müsebbibi Kürt halkının demokratik taleplerini karşılamayan ve savaş politikalarında ısrar eden egemenlerdir. Bu sorun çözülmediği için her iki ...

Yunan İşçi Sınıfı Reformizmin Kıskacında

Yunanistan’ı iflasın eşiğine getiren derin ekonomik kriz şiddetli bir siyasi krizle de birleşerek sistemi sarsmaya başlıyor. Son beş yıldır uygulamaya sokulan birbirinden ağır kesinti paketleri milyonlarca emekçiyi yoksulluk girdabına iterken ve büyük bir öfke içindeki yoksul emekçi kitleler düzen partilerine güvenlerini yitirirken, burjuvazi tam anlamıyla bir yönetememe krizi içinde. Kitlelerin hoşnutsuzluğunun bu ölçüde artmadığı kesitlerde acı ilaçları bir parça şekere bulayıp emekçilere yutturabilen burjuvazi, şimdi o kadarcık şekerden bile yoksun durumda.

Türkiye’de İnsan Hakları İhlallerinin Gösterdikleri

Bugün yürüyen emperyalist savaş ve kriz koşullarında dünyada güvenlik ve terörle mücadele bahanesiyle emekçi kitleler üzerindeki baskılar arttırılmaktadır. Başta ABD emperyalizminin 11 Eylülde İkiz Kulelerin vurulmasını bahane ederek güvenlik gerekçesiyle herkesi terörist olarak göstermesiyle başlayan süreç dünyanın diğer kapitalist ülkelerinde de devam etmiş, burjuva devletler aynı bahanelerle baskı yasalarını devreye sokmuştur.

“Dindar Nesil” mi, İtaatkâr İşçiler mi?

Türkiye’de devletin milliyetçi ve dindar nesiller yetiştirme sevdası hiç eksik olmamıştır. Kemalist tek parti diktatörlüğü döneminin belli bir kesitinde dinin etkisini kırmaya dönük olarak tepeden inmeci bazı baskıcı politikalar izlendiyse de, çok geçmeden bunun işe yaramadığı, hatta ters teptiği görülmüştür. O nedenle Kemalistler de dahil olmak üzere egemen sınıfın tamamı bir şekilde topluma devlet yoluyla din verme konusunda mutabık olmuştur. Hepsi devletin burnunun dinin içinde olmasını şevkle savunmuşlardır. Aralarındaki fark sadece dinin içeriğinin belirlenmesinde olmuştur.

An Era is Coming to a Close in European Workers’ Movement

The bourgeoisie in Europe, where the global capitalist crisis displays itself in harshest ways, is trying to get out of the pit of the crisis by carrying further its attacks on the historical gains of the working class. But programs that aim to put the burden of the crisis over the back of the working class sharpened the class struggle as well. A simultaneous struggle has sprung up in many countries against these destructive programs especially starting with the spring of 2010.

16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamı Lanetlendi

Katliamlar çeşitli kentlerde yapılan eylemlerle protesto edilirken, yitirilen canlar da anıldı. İstanbul’daki eylemlerden biri de İstanbul Üniversitesi önünde gerçekleştirildi.

Eğitimi Niçin Kullanıyorlar?

Burjuvalar genç nesillerin potansiyel enerjisinden korktuklarından onları sindirmek, sisteme uysal birer birey haline getirmek için kullanıyorlar. Çünkü onlar biliyorlar ki bu çarpık sistemi fark etmeye başladığımızda ilk saldıracağımız yer, anti-demokratik birçok yasayı içinde barındıran, azınlığın çoğunluğa hükmettiği bu sistemdir.

NATO’nun Kanlı Tarihi ve Suç Ortaklığının 60. Yılı

Türk devleti NATO’ya üye oluşunun 60. yılını kutluyor. Egemen sınıfın ve siyasi temsilcilerinin, kuruluşundan bugüne emperyalist savaş örgütü NATO’ya gönülden bağlı olmaları ve her fırsatta NATO’yu muhabbetle anmaları elbette boşuna değildir. NATO’nun kuruluş amaçlarına, tarihçesine, yapısına ve geçmişten bugüne Türk burjuvazisinin hangi amaç ve çıkarlarına hizmet ettiğine bakarsak, bu örgütün burjuva devlet açısından taşıdığı kıymet anlaşılacaktır.

Sivas Katliamı Davasında Zaman Aşımı!

2 Temmuz 1993 tarihinde, Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucunda 33 aydının ve 2 otel çalışanının yanarak hayatını kaybettiği Sivas katliamına ilişkin dava, zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü.

Devletin 12 Yaşındaki Çocuk Karşısında “Orantılı Gücü”

Yüzlerce Kürt çocuğunu, avuç içlerinde “taş izi var” diye cezaevlerine dolduran, tek kişilik hücrelere atan, onlara tecavüz ettiren devlet, 2004 yılında, 13 kurşunla 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı ve 8 kurşunla babası Ahmet Kaymaz’ı katletmişti. Devlet, açılan dava sonucu, AİHM’e verdiği savunmada ...

Gazi Katliamı Unutulmadı

1995 yılında devletin gerçekleştirdiği “Gazi Katliamı,” 12 Martta yapılan yürüyüşlerle protesto edildi. Katliamlar bir kez daha lanetlendi. 1995 yılında Gazi Mahallesi’nde bir kahvehanenin taranmasının ardından sokaklara çıkan Gazili emekçilerin üzerine kurşun yağdırılmış, polis Gazi ve Ümraniye’de 23 kişiyi katletmişti.

Barış İstiyorsanız Adalet Ekin!

Eli kanlı diktatörleri halkına karşı adil olmamakla suçlayan ve Ortadoğu halklarına adil devlet imajı veren AKP hükümeti, demokrat pozlar kesmeye devam ediyor. Diğer taraftan Kürtlere karşı açıktan yürütülen savaş kara propaganda eşliğinde körükleniyor ve adil olmayan yargı sistemiyle Kürt muhalefeti uyduruk bahanelerle zindanlara tıkılıp susturulmaya çalışılıyor. Bu saldırıdan sosyalistler ve devrimci öğrenciler de paylarına düşeni alıyorlar. Puşi takan öğrenciye verilen ceza, devletin ve AKP hükümetinin adalet anlayışını gözler önüne seriyor.

MİT Krizi Neyin Krizi?

Önümüzdeki dönemde, derinleşen küresel kriz ve yeni cephelere doğru genişleyen emperyalist savaş, içeride Kürt sorunuyla da birleşerek egemen sınıfı sıkıştıracak ve düzenin bağrında yeni krizler üretecektir. Sınıf hareketindeki bir yükseliş ise, burjuvazinin krizlerini daha da derinleştirecektir.

Pozantı Cezaevinde Tecavüz Saldırısı

Pozantı Cezaevi son günlerde çocuk tecavüzleriyle gündeme geldi. İnsanın içini ürperten bu olayla, devletin Kürtlere yönelik zulmü bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmış oldu. İnsan yüreğine derin acılar salan bu olay her duyarlı insanın bu zulme karşı öfkesini daha da bilemelidir.

Kapitalizm Çıkmazda

Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde ...

Taksim’de Düzen Güçlerinin Faşist Gösterisi

Bugün “Hocalı’nın hesabını sormaya” kalkışan Türk devleti, yarın “Humus’un hesabını sorma” türünden çağrılar yükseltebilir! İşçi sınıfının içerde kitleleri emperyal saldırılara payanda edecek böylesi kitle gösterilerine karşı uyanıklığı elden bırakmaması gerekiyor. Emperyalist kriz ve savaşın büyük kitleleri işsizlik ve belirsiz bir gelecek endişesine sevk ettiği günümüzde, milyonlarca insana faşist güçlerin sunacağı hiçbir insani seçenek olamaz.

Hürmüz Boğazı’nda Emperyalist Dalaş

Hürmüz Boğazı krizi emperyalist paylaşım kavgasının hararetinin giderek yükseldiğini ortaya koyuyor. Emperyalistler arasındaki paylaşım savaşı kızışırken Türkiye işçi sınıfı da bölgesindeki yakıcı gelişmelerin önüne koyacağı sorunlardan uzak duramayacaktır. Çünkü Türkiye burjuvazisi de emperyal emellerini hayata geçirmek için bu paylaşım kavgasının içinde olma arzusundadır. Dolayısıyla Türkiye işçi sınıfı emperyalist savaş sürecinde öncelikle kendi burjuvazisinin kuyruğuna takılmaktan kaçınmalı ve bu savaşa karşı sesini yükseltmelidir.

İki Haftada 6 Asker “İntiharı” Biraz Garip Değil mi?

31 yaşındaki Deniz Yurtsever, Çanakkale Gelibolu Topçu Birliği’nde kısa dönem askerlik yapıyordu ve terhisine sadece üç hafta kalmıştı. Deniz’in gece saat 02.00 sularına denk düşen nöbet değişiminde kalbine piyade tüfeğiyle ateş ederek intihar ettiği ileri sürülüyor.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh