Navigation

November 2008 tarihli yazılar

Dünyanın Üzerinde Bir Heyulâ Dolaşıyor

Yakın geçmişte ekonomik krizlerden nasibini fazlasıyla alan ve burjuva blok içindeki iktidar tepişmelerinden yakasını kurtaramayan Türkiye gibi bir ülkede krizin etkileri yoğun biçimde yaşanacaktır. Krizin dalgaları Türkiye kıyılarına daha da vurdukça, “krizin bize dokunmayacağı” yolunda uzun süre boşa böbürlenen AKP iktidarı güç yitirecektir. ABD’si Türkiye’si vb. hepsinde geçerli olmak üzere, finans kapital tüm burjuva iktidarlardan tamamen büyük sermayenin çıkarları doğrultusunda bir ekonomik düzenleyici olarak hareket etmelerini talep edecektir.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar

Statükoculuk, liberalizm ve Türk tipi burjuva demokrasisi üzerine notlar /IX

Burjuvazinin şu ya da bu fraksiyonundan tutarlı demokratlık beklemek ham hayaldir

Türkiye egemen sınıfı içinde süregelen statükocu-liberal kavgası, AB’ye üyelik müzakerelerinin fiilen ba

Krizlerden Kurtuluşun Yolu Sosyalizmdedir!

Kapitalizmin temel taşları olan aşırı üretim, daha fazla kâr, daha fazla sömürü, daha fazla rekabet, ona her yükselişin sonunda derin krizler yaşatır.

Düzen Güçleri Kürtlere Saldırmaya Devam Ediyor!

Diller Dağından Emperyalist Paylaşım Alanına

Dünyanın en çeşitli etnik bileşimine sahip coğrafyalarından birisidir Kafkaslar. Farklı dillere, dinlere ve etnik kökenlere sahip çok sayıda halk, bin yıllardır bu coğrafyada iç içe geçmiş bir şekilde yaşamaktadır. Ne var ki, halkların gönüllü birlikteliği temelinde muazzam bir kültürel zenginliğin ifadesi olacak ulusal çeşitlilik, kapitalist-emperyalist sistemde, en azgın çatışmaların, boğazlaşmaların ve düşmanlıkların kanlı yatağına dönüştürülmektedir.

Reformizmin Kıskacındaki Bolivya

2003 Eylül ayında Bolivya hükümetinin çokuluslu petrol tekelleriyle imzaladığı doğal gaz satış anlaşmasının ardından, başta madenciler olmak üzere işçilerin ve yoksul köylülerin ayağa kalkmasıyla, ABD destekli Sanchez de Lozada hükümeti düşmüş ve Lozada ülke dışına kaçmıştı. O günlerden bu yana Bolivya’da kendi iniş-çıkışlarıyla devrimci öz taşıyan bir kitle seferberliği yaşanmakta. Ancak bu süreçte burjuvazinin karşı-devrimci faaliyeti de olgunlaşmış ve gelinen noktada kitle hareketinin kazanımları da tehlike altına girmiştir.

Egemen Sınıfın Uyutma Araçlarından Biri: Masallar

Masallarda güzel yoksul kızlar prenslerini bulup sınıf atlayıp arkalarına bile bakmadan saraya doğru giderken, geride kalan çaresizler için de masallar vardır: Kibritçi kız masalı! Ona da mücadele nasip edilmemiştir. Ancak ölüm onu kurtarabilir. “Eğer çok yoksulsan debelenme, ‘çaresi yok’ diye düşünüyorsan işte sana çare: Öldür kendini, sen de kurtul ben de kurtulayım” der masalcı, yani burjuvazi. “Yaktığın her kibrit tanesi senin umutlarındır, ama çok kısa sürelidir, asla sonsuza kadar kurtuluş yok senin için” der. “Bu yüzden acı çekmeye değmez. Kimse seni görmüyor. Bunda suçlu olan sensin.”

Chicago Mezbahaları

Kapitalizmin Amerika kıtasını fethedişi, acımasızlığı ve vahşiliği, toplumcu yazarların romanlarında da anlatılır. İşte bu romanlardan biri de Chicago Mezbahaları. Amerika’da yaşanan hızlı tekelleşme süreci, sömürünün yoğunlaşması, büyük kitleler halinde toprağından kopartılmış insanların işçileşmesi sırasında yaşanan trajediler, insan aklının alamayacağı yokluk ve acılar, Upton Sinclair’in Chicago Mezbahaları adlı romanının satırlarından ruhunuza doğru içinizi de acıtarak yol alıyor.

Kürt Halkına Yönelik Baskılara Son!

DTP İstanbul il binası önünde bir araya gelen siyasi partiler ve işçi ve emek örgütleri, yaptıkları ortak basın açıklamasında, Kürt halkı ve DTP yöneticileri üzerindeki baskı ve şiddeti kınayıp, tutuklanan yöneticilerin derhal serbest bırakılmasını talep ettiler.

Genişleyen AB Çatlağı ve Marksizmin Tarihsel Haklılığı

Avrupa Birliği’nin emperyalist savaş sürecinde belirginleşen çatlakları, dünyayı sarsan ekonomik krizle birlikte daha da genişlemiş buluyor. Kriz dalgaları Amerika’dan Avrupa’ya sıçradığında, başta Birliğin lokomotif gücü Almanya olmak üzere, her kapitalist devlet, “her koyun kendi bacağından asılır” misali, ortaklığı unutarak kendi sermaye gruplarının imdadına koşmuştur.

Kapitalistler Kurtarılıyor, İşçiler İşsizlik ve Açlığa İtiliyor

Ekonomik kriz her geçen gün etki alanını yaygınlaştırıp daha da derinleşirken, burjuva medya günün 24 saati, borsadaki düşüşten, doların fırlamasından, yüz milyarlarca dolarlık kurtarma paketlerinden söz ederek krizin vurduğu tekeller için sızlanıyor. Bankalar patır patır batıyormuş, otomobil tekelleri çok zor durumdaymış, bunları kurtarmak için devlet elini taşın altına sokmalıymış!

Genç-Sen'den Ankara'da YÖK Karşıtı Yürüyüş

Tam 27 yıl önce, 6 Kasım 1981’de, 12 Eylül cuntası tarafından üniversitelerde de faşist rejimin ihtiyaç duyduğu tipte bir düzen kurulmuştu. 12 Eylül faşizminin kalıntısı olan YÖK’ü protesto etmek için, Genç-Sen, 9 Kasımda Ankara’da bir yürüyüş düzenledi.

Obama Değişim Getirir mi?

Seçim sürecinde birçok kişinin umudu olan Obama sermayenin sözcüsüdür ve onların sözünden dışarıya çıkamaz. Bu sistemde başa kim geçerse geçsin burjuvazinin egemenliği sürer. Onlar savaşa devam derlerse devam edilir. Çözüm ise işçi sınıfının örgütlü mücadelesinden geçmektedir.

Ankara’da YÖK Protestosu

Ankara’da YÖK’ü protesto etmek için 6 Kasım Perşembe günü saat 15.30’da Sakarya Caddesi’nden başlayıp Yüksel Caddesi’nde sona eren bir eylem yapıldı. Polislerin yoğun önlemler aldığı eyleme, yaklaşık 250 öğrenci katıldı.

Eşit, Bilimsel, Demokratik ve Anadilde Eğitim İçin Sınıf Mücadelesini Yükselt!

YÖK’ün kuruluşunun 27. yılında, Uludağ Üniversitesi öğrencileri YÖK’ü protesto ettiler. Eylem sırasında ÖKM’nin önü güvenlik görevlileri ve jandarma tarafından kapatıldı.

Kürt Sorunu Çözüm Bekliyor

Son 25 yılın savaş tecrübesi açıkça göstermektedir ki, işçi sınıfı bu haksız savaşa dur deyip bir devrimci özgürlük rüzgârı estirmedikçe, Kürt sorununda kalıcı, hakiki bir çözümün gelme ihtimali yok gibidir. Elbette Türkiye’deki gerici burjuva rejim sıkıştıkça kimi tavizler verebilecektir. Ancak her seferinde bunların Kürt halkının özlemlerini gidermekten uzak, bölük pörçük kırıntılardan öteye gidemeyeceği ve yeniden aynı döngüye girileceği görülmektedir. O nedenle halklar arasındaki kardeşliğin yegâne sigortası konumundaki işçi sınıfına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Sınıf bilinçli işçiler bu kavrayışla hareket etmeli ve şovenist zehrin işçileri etkilememesi için azimle çaba harcamalıdırlar.

Kapitalizm Krizde, Marksizm Işıldıyor

Kapitalizm çöküyor mu anlamına gelen tartışmalara ilişkin olarak Marksist perspektifi hatırlatmakta yarar var. Kapitalizm, yukarıda dile getirdiğimiz tüm çıkmazlarına, tüm çöküş eğilimlerine, çürümekte oluşu gerçekliğine rağmen, devrimci işçi sınıfının bilinçli ve örgütlü darbesiyle çökertilmediği sürece kendiliğinden çökmeyecektir. Lenin’in ısrarla vurguladığı üzere, kendi haline bırakıldığı sürece, kapitalizmin çözüm bulamayacağı hiçbir kriz, hiçbir açmaz yoktur. İşçi sınıfı tarafından yıkılmadığı sürece kapitalizm tüm insanlığı yeni felâketlere sürükleme pahasına eninde sonunda bir çıkış yolu bulacaktır. Yeni felâketlerden kurtulmanın tek yolu, kapitalizme bitirici darbeyi vurmak üzere işçi sınıfının devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyini yükseltmekten geçiyor. Gün, daha da büyük bir inanç ve kararlılıkla bu görevi yerine getirme günüdür.

YÖK Eylemlerle Protesto Edildi

Beyazıt Meydanı’nda her yılın 6 Kasımında olduğu gibi bu yıl da YÖK protesto edildi. 12 Eylül faşist darbesini takiben inşa edilen YÖK, kurulduğu ilk günden itibaren, üniversite gençliğini ve akademisyenleri hizaya getirme operasyonuna girişti.

TC Burjuvazisinin Kafkasya Atağı

Sınıf bilinçli işçiler, burjuva siyasetçilerin halklar arasında milliyetçi düşmanlıklar yaratmaya dönük politikaları karşısında uyanık olmalıdır. Öte yandan düne kadar birbirini düşman gören ülkeler yakınlaşma mesajları verdiklerinde iyimserliğe kapılınmamalı, “hangi dağda kurt öldü?” sorusu sorulmalıdır. Halkları kaynaştırmanın anahtarı işçi sınıfının elindedir. Farklı ülkelerin işçileri arasında örülecek dayanışma ağları ve mücadele birliği, savaşların ve husumetlerin sonunu getirecektir. Bugüne değin egemenler eliyle yaratılmış bulunan sorunların kalıcı çözümü, bütün ülkelerin işçilerinin birleşmesinden geçmektedir.

DİSK Tarihi ve Militan Sınıf Sendikacılığı /4

Çok açık ki, sendikal bürokrasi sendikalardaki demokratik işleyişin en büyük düşmanıdır. DİSK tarihinde de tanık olduğumuz gibi, işçi sınıfı hareketinin gerilemeye başladığı her dönemde sendika bürokrasisi hep güçlenmiştir. Bugün de sendika bürokrasisi sınıf hareketinin önündeki en büyük engellerden biridir. Ancak sendika bürokrasisinin böylesi dönemlerde ele geçirdiği bu güç öncü işçiler için yıldırıcı olmamalıdır. Bu nedenle sendikalara küsüp bu örgütlerden umudu kesmek, bu örgütleri burjuvalara ve onların ajanlarına kendi ellerimizle teslim etmekten başka anlama gelmez. Tersine sendikalara üye olmak, onlara sahip çıkmak, bu bilinci yaygınlaştırmak ve tabanın sendika yönetimi üzerinde denetim kurması için sabırla çalışmak gereklidir.

Kavgamızın Şehri İstanbul

Kimisine göre içinden deniz geçen tek şehirdir İstanbul. Kimisine göre taşı toprağı altındır. Kimisi eğlenirken sabahlara dek ışıltılı gece kulüplerinde İstanbul’un, kimisi hastanelerinde kuyruk beklemektedir aynı saatlerinde günün. Kimi boğaza nazır evlerinde tüm güzelliklerinin tadına varırken, kimisi başını sokacak bir ev bulamadığı için sorar 20 milyonluk devasa kente: “Sana bir ben mi fazla geldim İstanbul?” İki ayrı sınıfın insanları için iki ayrı İstanbul var.

Cezaevlerinde Çıplak Arama Dayatması

Cezaevlerinde 12 Eylül dönemini aratmayan uygulamalar sürüyor. Cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlalleri her geçen gün daha da artıyor. Tutsaklara yönelik görüş yasakları, disiplin cezaları, tedavi engelleri, baskı ve saldırılar sistematik olarak devam ediyor.

Milliyetçilik Zehrine Karşı Halkların Kardeşliği!

Bir taraftan kapitalizm kendi krizini yaşarken, bir taraftan da emperyalist paylaşım savaşı dünyanın dört bir yanında devam etmektedir.