Navigation

October 2008 tarihli yazılar

Kıbrıs Sorunu Çözülüyor mu?

Rum ve Türk işçi-emekçi kitleler birleşik ve bağımsız bir Kıbrıs’tan yana olmalarına karşın, bağımsız sınıf çizgisini egemen kılacak bir örgütlülüğe sahip değiller. Bu nedenle, yabancı güçlerin boyunduruğuna karşı duydukları öfke ve ihtilafın çözülmesi yönünde verdikleri mücadele Talat ve Hristofyas’ı aşamayarak onların burjuva siyasetine kan veriyor. Anlaşılması ve kavranması gerekiyor ki, Kıbrıs’ta bugünkü statükonun devam etmesi de, Türkiye’nin, Yunanistan’ın ve emperyalist güçlerin arzusu doğrultusunda varılacak olası bir çözüm de ada halklarının gerçek çıkarına değildir ve bu çözümler kalıcı olmayacaktır.

Boğazlar Savaş Yolu Olurken

Nasıl Irak savaşı öncesi Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarından geçirilmesi ve bir kuzey cephesi açılması sorunu Türkiye devrimci işçi sınıfının gündemine girmişse, bugün de Boğazların savaş yolu haline getirilme girişimleri aynı şekilde işçi sınıfının gündemine girmelidir. Buradan geçen savaş gemileri Türkiye’nin de dahil olduğu Karadeniz ve çevresine “barış ve insani amaçlar” için gitmiyorlar. Bugünkü gerilim mevcut haliyle bir süre sonra dinebilirse de, artık Karadeniz’in yeni bir savaş alanı haline getirilmesi yolunda çok önemli bir dönemeç geçilmiş durumdadır. Bunun bilincine varılmalıdır.

Kadıköy’de “Ne Ergenekon Ne AKP, Çözüm Demokratik Cumhuriyet” Mitingi

19 Eylülde Kadıköy İskele Meydanında, DTP’nin “Ne Ergenekon Ne AKP, Çözüm Demokratik Cumhuriyet” sloganını öne çıkardığı ve çeşitli siyasi parti ve grupların katıldığı bir miting gerçekleştirildi. DTP dışındaki parti ve kurumların mitinge katılımı oldukça zayıftı.

“Marx’ın İdeolojisi Çökmüş”müş!

Dünyayı etkisi altına alan kriz üzerine son günlerde birçok yazar, köşesinde enine boyuna bu konuyu tartışır oldu. “Kriz neden çıktı, önlem alınamaz mıydı, bundan sonra ne yapılması gerekiyor, krizden kimler sorumlu” üzerine yüzlerce satır yazdılar. Bu yazarlardan birisi de Taha Akyol’du.

Tlatelolco Meydanında Kızıl Bayrak Taşıyan Küçük Kıza

Meksika’nın başkenti Mexico City’de binlerce kişi, Tlatelolco katliamını protesto etmek ve bu katliamda yaşamını yitirenleri anmak için bir yürüyüş gerçekleştirdi. 2 Ekim 1968’de, Tlatelolco (Üç Kültür) Meydanında toplanan işçilere ve öğrencilere askerlerin ateş açması sonucu 44 kişi katledilmişti.

“İşkenceye Sıfır Tolerans” ve Gerçekler

Burjuva devletin, işçi sınıfına ve Kürt hareketine yönelik uygulamaları, gerçekte sınıfsal doğasından kaynaklanmaktadır. Varlığını sürdürdükçe de bu tür uygulamaların sonu gelmeyecektir. Demokrasi, kapitalist devlette, “Adalet Mülkün Temelidir” sözünün gerçekte ifade ettiği gibi, üretim araçlarının sahibi konumunda olan patronların çıkarlarını korumak için işler. İşçi sınıfı kapitalizme “DUR” diyene kadar da bu çark dönmeye devam eder.

Emperyalist Kutuplar Belirginleşiyor

Kafkas cephesinin alevlenmesi ve Rusya’nın yeni pozisyonu, bu süreci önemli ölçüde hızlandıracaktır. Örneğin ABD’nin “füze kalkanı” girişimlerine Rusya’nın da karşılık vermesiyle silahlanma yarışı önemli ölçüde ivmelenmiştir. Ekonomik ve siyasi istikrarsızlık giderek derinleşmekte ve kalıcı bir hal almaktadır. Açıktır ki, emperyalistler arası kapışma, bir dünya devrimi dalgasıyla durdurulmadığı takdirde kaçınılmaz bir biçimde daha nice ulusu savaşın alevleri içine çekecektir.

Tezkereye Karşı Basın Açıklaması

TBMM’de sınır ötesi operasyonlara izin veren tezkerenin görüşüldüğü sırada, Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması yapıldı. Çeşitli siyasi parti, çevre ve derneklerin katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında, Kürt halkına dönük inkâr ve imha politikalarının yeni bir aşaması olarak sınır ötesi operasyona izin veren tezkerenin 17 Ekim 2007’de de oy çokluğuyla TBMM’de kabul edildiği hatırlatıldı

Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık

Kapitalist-emperyalist saldırganlığın ve sömürü düzeninin vahşete dönüştüğü, insanların açlık sınırında yaşamasına ve katledilerek ölümlerine sıkça şahit olduğumuz dünyanın, nereye doğru gittiği aslında aşikârdır

Faşist Darbenin Hesabı Hâlâ Sorulmuş Değil

“Aziz Türk Milleti;

Kapitalizm Yine Bunalımda

Önümüzdeki dönemde krizin daha da derinleşeceği, üretim alanında çok daha sarsıcı etkilerinin olacağı apaçıktır. Daha şimdiden devasa ürün stokları birikmiş, kârlar düşmüş, fabrikalar üretimi durdurmaya başlamış ve yeni yatırımlar ertelenmiş durumdadır. Kredi olanaklarının ortadan kalkmasıyla, bu süreç daha da derinleşecektir. Büyük bankaların ardından devasa fabrikaların iflası da hiç uzak değildir. Tüm bunlar işçi sınıfı açısından tek bir anlama geliyor: İşsizliğin çığ gibi büyümesi, ücretlerin tepe taklak aşağı düşmesi, tüm sosyal hakların fiilen ortadan kaldırılması, sefaletin diz boyu artması. Hiç kuşkusuz tüm bunlara, anti-demokratik uygulamaların, yabancı düşmanlığının, faşizmin ve emperyalist saldırganlığın burjuvazi eliyle yükseltilmesini de eklemeliyiz. Bir önceki kriz halen devam eden bir emperyalist savaş sürecini tetiklemişti, bu kriz, onu daha da keskinleştirecek, daha da yaygınlaştıracak ve insanlığı felâkete bir adım daha yaklaştıracaktır. Tüm bunların önüne geçmek için, işçi sınıfının devrimci örgütlülüğünü ve iktidar mücadelesini ilerletmekten başka hiçbir yol yoktur. Komünistlerin görevi de budur.

Yolsuzluk Kapitalizmin Hamurundadır

Örgütlü ve politik bir işçi hareketinin olmaması ve bu sebeple kırılamamış olan genel kanıksama hali nedeniyle, yolsuzluk skandalları ciddi bir buhran yaratmamaktadır. Şüphesiz bunlar hükümetlerin yıpranmasının unsurlarından birini oluştursa da, AKP örneğinde çok net olduğu gibi kendi başına bunun etkisi sanıldığı kadar fazla değildir. Burjuva düzenin pisliklerinin ortaya saçılması, düzeni teşhir bakımından bol ve aleni olanaklar sunsa da, bu asla yeterli olmuyor. Sorun bir kez daha, örgütlü ve diri bir işçi hareketinin var olup olmadığına gelip dayanıyor. Dolayısıyla, işçi hareketinin devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyini yükseltme sorunu olanca yakıcılığıyla önümüzde durmaya devam ediyor.

Yoksulluğun Bitmeyen Çilesi

Bir ada ülkesi olan ve yoksulların çoğunluğu oluşturduğu Endonezya’da da, geçtiğimiz günlerde burjuvalar Ramazan dolayısıyla fitre vermeye niyetlenmişler. Ancak fitre ve zekâtların dağıtımı esnasında ortaya çıkan görüntüler inanılmazdı.

Neolitik Son...

Neolitik Son…


Ben ki neolitik zamanlarda bir megaronda

Kapalı kapılar ardında, kaçak

Akşamları baykuşlar tünüyor karanlık toprak damlara

Çığlıkları doluyor uykularıma

DNA'larında "Suç Geni" Bulunanlar Kenar Mahallelere Yerleştirildi

Komik değil mi? Sanki bilim kurgu filmlerinden çıkmış bir replik gibi. Ama öyle değil midir? Suç büyük oranda kenar mahalle emekçi çocukları tarafından işlenir. Amerika’da ise siyahlar tarafından. Zaten kalplerinin rengi derilerininkiyle bir değil midir? Doğu’nun bazı bölgelerinde iki yürek birbirleri için izinsiz çarparsa kan dökülür. Sanırım o bölgede de gen dizilişlerinde problemli insanlar var. Kuşaklar boyu devam ettiğine göre.

Uzak ve Yakın Tarihin Prizmasından Yansıyan Gerçekler

80’lerde dünyadaki siyasal atmosferi derinden etkileyen ve genç kuşakların zihniyetini bulandıran olumsuz koşulların bugün tamamen ortadan kalktığı söylenemez. Ne var ki, toplumsal alanda içten içte yürüyen bir değişim başlamıştır. Evet, devrimci işçi mücadelesi bakımından dünyanın hiçbir yerinde henüz esaslı bir toparlanma gerçekleşmiş değildir. Fakat yakın gelecekteki büyük değişimleri hazırlayan küçük birikimler öbeklenmeye, çeşitli işçi grevleri, direnişleri orada burada patlak verip yaygınlaşmaya koyulmuştur.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VIII

Mehmet Sinan'ın yazısının 8.bölümünü yayınlıyoruz.

İzmir’de Bir Garip Miting

DİSK’in haftalar öncesinde İzmir’de yapılacağını ilan ettiği ve birçok sendika, sivil toplum örgütü ve partinin desteklediği “emek ve demokrasi mitingi” 13 Eylül günü Gündoğdu Meydanında yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti. 12 Eylül’ün 28. yıldönümüne denk gelen ve kitlelere 12 Eylül karşıtı olarak tanıtılan miting adeta AKP’yi telin mitingi havasında geçti.

Asalaklar Kana Doymak Bilmiyor

Krizleri aşmak için Ortadoğu’da başlayan paylaşım kavgası, şimdi de Kafkaslar’a sıçramış bulunmakta. Oysaki emekçiler için felâket demek olan savaş, burjuvalar için büyük kâr kapıları, yeni pazarlar demek. Burjuvazinin ikiyüzlülüğü bu durumlarda daha belirgin hale geliyor.

Kandil

Kandil


Biliyorsan ateşin yaktığını ve

Anlatmıyorsan

Özgürlüğe zerre kadar bulaşma

Gördüyse gözlerin bir kez ve

Kapadıysan

Karanlıkta kalsan daha iyi