
17 Martta HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliği düşürülürken, aynı günün akşamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı HDP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açtığını açıkladı. Savcılık, yalnızca HDP’nin kapatılmasını istemiyor, onunla birlikte, 600’den fazla önde gelen kadroya siyaset yasağı isteyerek Kürt hareketine ağır bir darbe vurmayı hedefliyor. Elbette bu iki kararın peş peşe ve tam da MHP’nin kongresinden bir gün öncesine denk getirilmesi tesadüf değildir. Amaç, insan hakları konusunda bir sembol haline gelmiş ve iktidar blokunun canını acıtmaya başlamış Gergerlioğlu’nu cezalandırmak, HDP’yi tasfiye etmek ve muhalefeti parçalamaktır. Üstelik bu karar, rejim sözcülerinin insan hakları konusunda “reform” yapacakları açıklamasından hemen sonra gelmiştir. Rejim sözcüleri insan hakları temel ilkelerini yeni keşfetmiş gibi açıklarken, aynı zamanda Türkiye’de demokrasi olmadığını da itiraf etmiş oluyorlardı. Fakat rejim, Gergerlioğlu ve HDP kararıyla bunun bir kez daha altını kalınca çizmiş oldu. Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi, totaliter bir rejimin nasıl hukuk tanımadığının ve keyfi hareket ettiğinin yeni bir örneği olmuştur. Gergerlioğlu, bundan beş yıl önce “Kürt sorununda savaş değil barış” içerikli bir haberi Twitter’da yeniden paylaştığı için hakkında dava açılmış ve 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Oysa ne haberin yer aldığı haber sitesi hakkında bir yasal işlem yapılmıştı ne de bunu Twitter ya da başka kanallar aracılığıyla paylaşan başkaları hakkında. Gergerlioğlu özel olarak aradan cımbızla seçilmişti. Fakat esas dikkat çekici olan şudur: Yıllardır Yargıtay’da bekletilen Gergerlioğlu’nun temyiz dosyası bir anda binlerce dosyanın içinden öne alınarak cezası onaylanmış ve bu karar yıldırım hızıyla Mecliste okunarak vekilliği düşürülmüştür. Çok açık ki özel olarak planlanmış bir süreç söz konusudur ve bu süreç iktidar blokunun ortak kararıyla şekillendirilmiştir. Tüm veriler, Gergerlioğlu’nun özel olarak seçilip hedefe yerleştirildiğini gösteriyor. Gergerlioğlu dürüst, namuslu ve demokrat bir insan hakları savunucusu olarak sivrilmiştir. Muhafazakâr ve mütedeyyin bir dünyadan gelen ve Mazlum-Der Genel Başkanlığını yapan Gergerlioğlu, yıllarca “başörtüsüne özgürlük” kampanyası yürütmüştü. Fakat Türk ve muhafazakâr kökenli olmasına rağmen, bir demokrat olarak HDP’nin yanında saf tuttu, Kürt sorununun barışçıl çözümünü savundu ve duraksamadan insan hakları ihlallerini gündeme getirdi. Bilindiği gibi, geçtiğimiz haftalarda cezaevlerinde çıplak arama konusunu gündeme getirmiş ve AKP sözcülerinin nefret dolu konuşmalarının hedefi olmuştu. Rejim sözcüleri cezaevlerinde çıplak arama olduğunu inkâr etmiş ama onlarca insan bu noktada mağduriyetini dile getirince yalanları teşhir olmuştu. İşte tam da bu günlerde Gergerlioğlu’nun Yargıtay’daki dosyası raftan indirildi ve ardından da vekilliği düşürüldü. Kuşku yok ki AKP-MHP iktidarının hak ihlallerini teşhir eden ve insan hakları savunusunda bir simge haline gelen Gergerlioğlu, cezaevine gönderilerek susturulmak isteniyor. Fakat vekilliğinin düşürülmesi üzerine Gergerlioğlu şu açıklamayı yaparak direnme kararı aldı: “Meclisi terk etmeyeceğim, demokrasi nöbeti tutacağım. Benim görüşüme katılmasalar da, tüm siyasi parti ve milletvekillerini bu nöbete bekliyorum. Bu Gergerlioğlu veya HDP meselesi değil, demokrasi meselesi.” Gergerlioğlu ve HDP’nin Mecliste direnme kararı alması anlamlıdır ve bu karar şimdiden yankı uyandırmış, destek almaya başlamıştır.