Navigation

August 2017 tarihli yazılar

Türkiye’nin “Gönlü Zengin” Kapitalistleri

Kendini nasıl tanıtırsa tanıtsın, ne kadar hayırsever görünürse görünsün sınıfsal konumu gereği kapitalist kapitalisttir. Emekçileri en ağır ve kötü koşullarda çalışmaya mahkûm ederek, en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak duruma getirip sonra da bu ihtiyaçların karşılanması için bağış yapıyor görünmek, bunu da bir reklâm ve kâr aracına dönüştürmek kapitalistlerin tıynetinde var. Gölgesini satamadığı ağacı bile kesen kapitalistlerin karşılıksız, çıkar gözetmeksizin bağış ve yardım kampanyaları düzenlemesini beklemek, onlardan hayırseverlik ummak saflıktır.

TOMA Nedir ve Neden Kullanılır?

Grev, direniş yaparak hakkını arayan işçileri TOMA’larla dağıtmaya çalıştılar. Yeri geldiğinde evler TOMA’larla yıkıldı. Her türlü muhalefetin karşısına TOMA’lar dikildi. Anlayacağınız TOMA’lar hakkını arayanlara karşı kullanılan bir şiddet aracıdır. Bugün bir TOMA bir işçinin 38 yıllık asgari ücretine eşittir.

Şirketlerin Kârları Büyüyor, İşsizler Ordusu da!

AKP, istihdam seferberliğini Şubat ayında “Çalışmak isteyene işte fırsat, tarihin en büyük istihdam seferberliği” sloganıyla başlatmış, hedefinin 2 milyondan fazla istihdam yaratmak olduğunu duyurmuştu. Bu kapsamda işe alınacak işçilerin tüm vergi ve primlerinin devlet tarafından karşılanacağı ifade edildi. Devlet karşılıyor ama İşsizlik Fonunda biriken paradan karşılıyor. Seferberliğin üzerinden 3 ay geçti. Fakat istenen sonuca ulaşılamamış görünüyor. AKP yanlısı medya haberi tersten servis etse de gerçeklerin üstü örtülemiyor.

Yetimhane Ziyaretleri Yetim Çocuk Sayısını Azaltabilir mi?

İnsanların birbirlerini önemsemesi, etrafındakilere kendi gücü oranında yardım etmesi, birbirleriyle dayanışma duyguları geliştirmesi elbette önemlidir ama yeterli değildir. Gerekli olan, sorunların kaynağını görebilmek ve onu ortadan kaldırmak için mücadele etme zorunluluğunu kavrayabilmektir. Egemenler, gençlerin tam da sorgulama dönemlerinde, sorunların kaynağının kapitalist sistem olduğu ve hedefe bu sistemin konması gerektiği gerçeğini görmelerini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar.

HDP Parti Meclisinden 9 Maddelik Sonuç Bildirgesi

AKP-MHP kirli ittifakına karşı “Durmayalım, Dur Diyelim! Faşizmi Durduralım, Birlikte Değiştirelim!” kampanyası çerçevesinde demokrasi güçleriyle ortaklaşarak sürdürülecek mücadelenin kesintisiz devam edeceği ifade edildi. Eylül ayından itibaren gerçekleştirilecek mitingler, halk toplantıları ve şölenlerle sokakların ve meydanların mücadele alanlarına dönüştürüleceği, faşizmi kurumsallaştırmayı hedefleyenlere “Dur” deneceği vurgulandı.

Vatanseverliğin En “Duygusal” Hali

Biz bu kadar saat, bu koşullarda, bu ücretlere çalışırken memleketin güzide insanları, yani patronlar ve onların sınıfından yöneticiler, on binleri, yüz binleri, milyonları hatta milyarları kazanırlar. Kimileri işçileri azarlayarak, kimileri işçiler için ölüm fermanı demek olan yasa ve kararnameleri imzalayarak, kimileri el kaldırıp indirerek, kimileri de anlamakta güçlük çektiğimiz mimikler yapıp düdük öttürerek. Ve bu tayfadan bir kısmının işsiz kaldığında aldığı bir aylık tazminat bile, biz bütün aile yemeden, içmeden yetmiş yıl çalışsak yan yana getiremeyeceğimiz kadardır.

Charlottesville Ne Anlatıyor?

Trump’ın başkanlığa gelmesiyle birlikte genelde ırkçılığın, özelde de faşist it sürüsünün cesaret kazandığı ve daha taşkın davranmaya başladığı kimsenin gözünden kaçmıyor. Nitekim popüler medyada bile bu noktaya dikkat çekiliyor. Ancak mesele, “Trump geldi, bunlara cesaret verdi” denerek sınırlandırılabilecek bir mesele değildir. Charlottesville hadisesi, Trump gibi birinin ABD’ye başkan seçilmiş olmasını da içeren, günümüz dünyasında işlemekte olan derin süreçlerin çok çarpıcı bir uç verişidir.

Hayatımın Dönüm Noktası Mücadele Etmek Oldu

Birçok insanın hayatında dönüm noktaları vardır. Benim hayatımın dönüm noktası ise abimin beni bir işçi derneğinin şiir, müzik etkinliğine götürmesiyle oldu. İlk defa böyle bir yere gidiyordum, insanlar bana çok sıcak davranmıştı. Kadın arkadaşlar boynuma sarılarak hoş geldin diyordu. Sanki birbirimizi yıllardır tanıyorduk.

Venezuela’da Darbe Tehlikesi Güçleniyor

Arka arkaya olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Venezuela’ya dair Trump’ın gerekirse askeri müdahale olasılığının da düşünülebileceğini açıkça dillendirmesi halkı bir kez daha sokağa döktü. Latin Amerika ülkelerinde yıllarca süren askeri faşist diktatörlüklerin yaşattıkları acılar hâlâ hafızalarda tazeyken, Trump’ın askeri darbeleri ve müdahaleleri dillendirmeye cüret etmesi bugün işçi sınıfının örgütsüzlüğünden ve dünyada hâkim olan gerici, sağ eğilimlerin yükselişinden kaynaklanmaktadır.

Rejimden Bir Gerici Adım Daha: Müftü Nikâhı!

Bu son yasa tasarısı da Erdoğan rejiminin emelleri doğrultusunda atılan bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bunun malûm rejimin mimarlarının toplumun dokusunu değiştirme girişiminin ve kitle tabanını sağlamlaştırma çalışmasının bir parçasını oluşturduğu gözden kaçmamalıdır. Bu konuda emekçileri kutuplaştırıcı bir dil kullanan iktidarın tuzaklarına düşülmemelidir. Bu gibi uygulamaları, sadece dini uygulamalar karşıtlığı ve laikliğin elden gittiği propagandası temelinde emekçilere anlatmak iktidarın minderinde güreşmek anlamına gelir ki, bu da onların değirmenine su taşır.

Saray’ın “Sivil Toplum” Söylemi Üzerine

Bu toplantıların işlevine özel bir önem verdiği harcadığı mesaiden belli olan Erdoğan, bir süre önce karşısına “sivil toplum kuruluşları” temsilcilerini oturttu. Onlara hitaben yaptığı konuşmada kendi iktidarlarından sonra Türkiye’deki “sivil toplumun” ne denli zenginleştiğinden ve mümbit bir hal aldığından bahsetti. Karşısında oturan sözde müstesna ve fedakâr bileşimle nasıl iftihar ettiğini söyledi ve ayrıca o bilindik üslubuyla nasıl bir “sivil toplum” arzuladığını anlattı. Elbette bolca lafebeliğiyle, çarpıtmalar ve tehditlerle…

“Kişisel Gelişim ve Zengin Olma” Yalanları!

İngilizce öğrenmek için tıkladığım videoların arasında “zenginliğe giden yolda ücretsiz raporlar” adında bir videoyla karşılaştım. Merak edip içeriğine bakmak istedim. İnsanların zengin olamamasının 5 nedenini açıklayan bir burjuva yazar uzun uzun anlatıyor. Bu arada zengin olmanın ve başarının yollarını gösteren videolar bir hayli çokmuş!

Yapay Zekâ, Robotlar ve İnsanlığın Geleceği

Teknolojinin gelişimi, neden olumsuz sonuçlara ve insanlarda korkulara yol açıyor? Bu durum teknolojinin doğasından mı kaynaklanıyor, yoksa onun toplumsal kullanım biçiminden mi? Burjuva uzmanların ve ideologların gizlemek istedikleri gerçek şu ki, sorun, teknolojinin gelişmesinden değil, onun toplumun küçücük bir azınlığının çıkarları doğrultusunda kullanılmasından, bu yönde bir gelişimle sınırlanmaya çalışılmasından ve toplumun denetimine kapalı olmasından kaynaklanmaktadır. Üretim araçlarının özel mülkiyetinden başka bir mülkiyet biçimi olabileceğini kavrayamayanlar, teknolojinin mevcut kullanılma biçiminden duydukları haklı rahatsızlığı, teknolojinin doğası gereği emeğin ve insanlığın düşmanı olduğu sonucuna kadar vardırıyorlar.

“Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” ve “Dönüş Yolu”nda Anlatılanların Güncelliği

Emperyalist savaşlar, savaşın yıkıcılığı, insanın insana yabancılaştığı, müthiş travmaların yaşandığı tarihsel kesitler… Kapitalizmin insanlığa çektirdiği acılardan bir kesit… Yazar Erich Maria Remarque, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşındaki bir grup askerin hikâyesini 19 yaşındaki iki gencin, Paul ve Ernest’in gözleriyle anlatıyor “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” ve onun devamı niteliğinde olan “Dönüş Yolu” romanlarında.

Gölcük Depreminden 18 Yıl Sonra

Yaşananların sorumlusu, “kömür çok” deyip termik santrallere abanarak küresel ısınmayı körükleyen; Ayder’i mahvettik deyip ardından oraya TOKİ’yi sokmayı planlayan; Cerattepe’yi, Kazdağları’nı maden uğruna katleden; köprüler, yollar uğruna ormanları yok eden; bir yandan “ben dikey mimariden değil yatay mimariden yanayım” derken öte yandan yandaş inşaat şirketleri ve belediyeler eliyle kentlerin ırzına geçen yağmacı zihniyet ve onu üreten kapitalizmdir. Eğer işçiler, emekçiler bu sistemi yok etmezlerse, doğa kendisine yapılanların intikamını büyük yıkımlarla alacaktır. Bu yıkımın altında kalmamak için, kapitalizmi yıkıp başımızdaki yağmacı sürüsünü def edelim!

Trump’ın Politikaları Irkçılığı Besliyor

ABD’deki ırkçıların yapmak istediklerine karşı durmak, onları engellemek için eyleme katılan göstericilerden biri “eğer sessiz kalırsam hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanıyorum” demişti. Bu protesto eylemlerine katılanlar sayıca çok fazla olmamasına rağmen, ırkçıların yaptıkları ve Trump’ın ırkçıların elini güçlendirmek için seçtiği “tarafsız” dil yine de ABD gündemine oturdu ve insanların daha yüksek bir sesle ırkçılığı kınamasına yol açtı. Derinleşen kriz ve 3. emperyalist paylaşım savaşı koşullarında tüm dünyada giderek yükselişe geçen aşırı sağ hareketlerin ABD’de uç örneklerle ortaya çıkması şaşırtıcı değil elbette.

Tektipleştirmenin Zindanlara Uzanması: Tek Tip Elbise

Aslında amacın mahkûmlara cezaevlerinin rahat bir yer olmadığını göstermek, onları disipline etmek, özgürlüklerini gasp etmek olduğunu çekinmeden söyleyen egemenler, kıyafeti cezanın bir parçası haline getirerek, kişiliksizleştirmeye çalıştıkları siyasi tutsakları bu sayede ruhen de esir almak istemektedirler. Zindanlara tıktıkları muhalifleri kendilerini inkâr ederek mutlak itaate zorlayan egemenler, tek tip kıyafeti de pasifikasyon aracı olarak kullanmaktadırlar. Aşağılamak, onursuzlaştırmak, ezip sindirmek ve boyun eğdirmek! Gerçek niyet budur.

Aram Acının Resmini Çiziyor

Yani Aram, kaderimiz ortaksa demek ki kavgamız da ortak. Görülecek bir hesabımız var onlarla. Kadınlarımızın, çocuklarımızın yüzünden akan acının, umutsuzluğun, çaresizliğin son bulması için, görülecek bir hesabımız var. Anadolu’da halkların kardeş olabilmesi, birbirinin yaralarını sarabilmesi için görülecek bir hesabımız var. Sürgünler, mahpuslar, boyun eğmeyip mücadele edenlerin yürüdüğü yoldan yürüyüp onlardan hesap soracağımız günler de gelir elbet.

Kadınların Gerçek Kurtuluş Yolu

Kadınların yaşanan bu olaylar karşısında sessiz kalmayıp tepki göstermesi son derece önemlidir. Susmak ve korkuya kapılıp sinmek, egemenlerin kadına yazdığı kadere razı gelmek, teslim olmak en kötüsüdür. Ancak gösterilen tepkilerin bireysel düzeyde kalması ve sorun yaşandıkça açığa çıkması yeterli değildir. Kadın sorununun çözümü için atılacak en kararlı adım kadının örgütlü mücadeleye katılmasıdır. Kadının gerçek anlamıyla özgürleşip ikinci cins olmaktan çıkmasının ve bu düzenin neden olduğu pisliklerden kurtuluşunun tek ve nihai çözümü, örgütlenip bu düzeni yıkmak için mücadele etmesinden geçmektedir.

Emek Örgütleri: Nuriye ve Semih Acilen Tahliye Edilmeliler!

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB de, açlık grevi direnişinin 156. gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için acil tahliye talebiyle İstanbul Tabip Odasında bir basın toplantısı düzenledi. Direnişçilerin taleplerinin derhal karşılanmasını isteyen dört emek örgütü adına basın açıklamasını Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel okudu.

Ezidiler ve “Huzursuzluk”

Neydi bu IŞİD denen barbarlar ordusunun Ezidi insanlara olan nefreti? İşte bu sorunun cevabını Livaneli’nin son romanlarından birinde az da olsa öğrendiğimi düşünüyorum. “Huzursuzluk” adlı kısa ama bence çok etkileyici romanında Livaneli bizlere Ezidilerle ilgili çok renkli bir anlatım sunuyor. Tabii konu Ezidi kadınlara ve çocuklara tecavüz edilmesi etrafında yoğunlaştığı için maalesef renkli kısımlar karanlık hikayelerin içinde boğulup gidiyor.

Ateşten Tuğlalar

Biliyor musun? / Sefalet devam ediyor hâlâ, / fikri sefalet... / Peki ya sen? / Hangi patikalardan geçtin? / Hangi dağ yamaçlarından?

Eğitimde Çok Boyutlu Gerici Saldırılar

“İtaatkâr, kanaatkâr ve kindar” nesillerin yetiştirilebilmesi için bu yıl içerisinde atılan bazı adımlar özellikle dikkat çekiyor. Müfredatta yapılan apaçık bilim karşıtı değişimler, solcu-ilerici öğretmenlerin KHK’larla tasfiyesi, yönetmelik değişiklikleriyle okulların adım adım medreseleştirilmesi ve ibadethaneye çevrilmesi, devlet okullarına ayrılan kaynakların aslan payının imam-hatiplere akıtılması, imzalanan protokollerle dinci vakıfların resmen okullarda faaliyetler yürütüp adeta şubeler kurmasının önünün açılması… Hepsinin ortak paydasını da, eğitim alanının daha da dinselleştirilmesi oluşturuyor.

Nükleer Savaş Tehdidi Artıyor

Nükleer yarışta birbirinin gırtlağına sarılan emperyalist güçlerin kapışmasından işçi ve emekçi kitlelerin hayrına bir durum çıkamaz! Kapitalistler bu silahları oyun olsun diye ya da depolarda turşusunu kurmak için üretmiyor, bu alana boşuna büyük bütçeler ayırmıyorlar. Çıkardıkları paylaşım ve hegemonya savaşlarında milyonlarca işçi ve emekçinin tepesinde patlatmak için üretiyorlar.

Çin Malı Hayatlar

Çin’de işçi sınıfı değil komünizmi yaşamak, kapitalizmin hüküm sürdüğü diğer ülkelerdeki sınıfdaşlarından bile daha kötü koşullar altında hayatını sürdürmektedir. Çin de dahil bütün kapitalist ülkelerde işçiler insanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarına maruz kalmaktadır. Ve bu koşulları değiştirebilmenin tek yolu sosyalist bir dünya devrimidir.

Marksizmin Doğuşuna Emek Veren Kadınlar

Marx ve Engels, Marksizmin kurucu dehaları olarak tarihe adlarını kazırlarken egemenleri korkudan titretmiş ve saldırıların hedefi haline gelmişlerdi. Bir de bu iki dehayla yaşamlarını paylaşmış ve onlarla devrimci yaşamın getirdiği tüm zorlukları göğüslemiş, Marksizmin kuruluşunda emek harcamış olan ve adları çok da sık duyulmayan devrimci kadınlar var: Jenny Marx ve Marry ve Lizzy Burns kardeşler.

Göçemeyen

Bu, göçemeyen yüz binlerce mülteciden suskun kalan milyonlara bir sitem türküsüdür.

HDP’nin “Vicdan ve Adalet Nöbeti” İstanbul’da Devam Ediyor

HDP’nin “Durmayalım, Dur Diyelim, Faşizmi Durduralım” sloganıyla Diyarbakır’da başlattığı “Vicdan ve Adalet Nöbeti” 1 Ağustosta İstanbul’a taşındı.

2017 Küresel Haklar Endeksi ve Türkiye

Sermayenin sınır tanımaz büyüme arzusu, dünyanın her yerinde işçileri daha kötü çalışma ve yaşam koşullarına sürüklüyor. Ancak bu durumun sonsuza dek sürüp gitmeyeceği açıktır. Tüm dünyada işçiler arasında hoşnutsuzluk ve öfke büyümektedir. Her ne kadar şimdilik bu öfke yeterli bir ifadeye ve örgütlülüğe kavuşmamışsa da, büyük sınıf mücadelelerinin dünyayı ısıtacağı günler uzak değildir.