Navigation

July 2015 tarihli yazılar

Çalışma ve Sendika Yasaları Mücadele ile Aşılmayı Bekliyor

Bu tablonun olduğu gibi devam etmesine işçi sınıfının artık tahammülü kalmamıştır. Burjuva yorumcuların kullanmayı sevdikleri terminoloji ile söyleyecek olursak, durum işçi sınıfı açısından “sürdürülebilir” değildir. Son dönemdeki grev yasaklamalarına karşı oluşan tepkiler ve metal işçilerinin yapılan toplu sözleşme ve onlara dayatılan sendikal anlayışa karşı yükselttikleri mücadele, bu sürdürülemezliğin önemli göstergeleridir.

Sınıf Kardeşliği

Ahhh kardeşim! / Sınıf kardeşim! / Neyimiz var birbirine benzemeyen? / Tarih: / Dolana debelene, / Eğip büke, / Doğrayıp biçe biçe benzetmiş bizi birbirimize. / Kumaşın üstündeki parmak izleri bizden. / Buğday başaklarının bereketi nasırlı ellerimizden.

AKP Savaş İstiyor, Geçit Vermeyelim!

24 Temmuzdan itibaren yapılan PKK’ye dönük hava saldırıları, AKP’nin “barış sürecini”, çatışmasızlık adı altında yürüyen fiili ateşkesi sona erdirdiği anlamına geliyor. Sıcak savaş sadece sınır ötesindeki PKK unsurlarıyla sınırlı değildir, yurt içindeki toplumsal muhalefet de ezilerek etkisizleştirilmek istenmektedir. Yurt içinde yürürlüğe konulan siyasal-polis operasyonları son derece kirli bir savaşın yürüdüğü anlamına geliyor.

İstanbul’da “Büyük Barış Yürüyüşü”ne Yasak, Ankara’da ve Gazi’de Polis Terörü

AKP hükümeti, Suruç katliamını ve öldürülen polisleri bahane ederek, terörle mücadele adı altında Kürtlere, devrimcilere ve demokratlara yönelik ağır bir saldırı dalgası başlatmış bulunuyor. IŞİD’le mücadele ise bu saldırının kamuoyuna (özellikle dış kamuoyuna) yutturulması için bir bahane olarak kullanılmakta. 7 Haziran seçimlerinde istediği sonucu alamayan AKP, Erdoğan’ın başkanlık planlarının sekteye uğraması, HDP’nin güç kazanması ve Ortadoğu’daki gelişmeler nedeniyle, dizginsiz bir şekilde savaş politikalarını şiddetlendiriyor. AKP’nin saldırılarına ve savaş politikasına karşı ortak mücadeleyi yükseltelim! Kirli yollarla varmak istediği iktidar hevesini kursağında bırakalım!

Kemal Türkler’in Eşi Sebahat Ablamızı Kaybettik

DİSK’in kurucusu ve Maden-İş’in başkanı Kemal Türkler’in eşi Sebahat Türkler’i, yani Sebahat Ablamızı kaybettik. DİSK’e mücadele yolunu gösteren Maden-İş’ti; dürüst, namuslu ve işçi sınıfının mücadelesine kendini adamış Kemal Türkler ise Maden-İş’in genel başkanıydı. Sermaye sınıfı, işçi sınıfına gözdağı vermek amacıyla Kemal Türkler’i 1980’de katletti. Her daim eşinin yanında olan ve onun mücadelesine destek veren Sebahat Türkler, Kemal Türkler öldükten sonra da boş durmadı.

Hastanelerde Şiddet Biçim Değiştiriyor, Polis Şiddeti Geliyor!

Sağlık Bakanlığı’nın sağlık emekçilerinin önüne koyduğu sözde çözüm, “kırk katır mı, kırk satır mı?” kabilindendir. AKP hükümeti, sağlık çalışanlarını şiddetten koruma bahenesiyle, devlet hastaneleri başta olmak üzere tüm sağlık kurumlarında ilk etapta 4 bin polis görevlendirmeyi planlıyor. Binlerce polisin hastanelere sokulması, aynı zamanda sağlık çalışanlarının haklı talepleri ve tepkileri karşısında anında polis şiddeti ile karşılaşmaları demektir.

Kurutulması Gereken Bir Bataklık: Kapitalizm

Hemen her gün gazetelerde, haber bültenlerinde ya kocası ya babası ya abisi ya da herhangi bir erkek tarafından öldürülen, tecavüz edilen, şiddet gören kadınların haberlerini görüyoruz, duyuyoruz. Türkiye’de her gün ortalama 5 kadın öldürülüyor. Kadın cinayetleri 2002 ile 2009 yılları arasında ortalama %1400 artış gösterdi. Ne yazık ki bu vahim tablo 2015 yılında da artarak ve daha da vahşileşerek devam ediyor.

Suruç’taki Karanfillere

Hangi evlada yakışabilir ki daha on sekizli yaşlarda / Gazete kâğıdıyla örtülmek? / Ya da ölüm soğuğunun acısıyla üşümek. / Parça parça olmuş kapkara bedenler / Onlarca annenin gözyaşı… / Boğazım düğüm düğüm, tüylerim diken diken.

Suruç’ta Katliam: Döktüğünüz Kan Sizi Kurtarmayacak!

Suruç’ta basın açıklaması yapmak üzere toplanan çoğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi yüzlerce genç bombalı saldırıya uğradı. Onlarca insanın hayatına mal olan bu vahşi saldırı ilk tespitlere göre bir intihar bombacısı tarafından gerçekleştirilmiş olarak görünüyor. Saldırının hedefi olan gençler, Kobanê’nin yeniden inşasına yardımcı olmak için sınırı geçmek üzere Suruç’a gelmişlerdi.

Kapitalist Gelişme: Ağır Bedeller, Dengesiz Gelişme

Geçtiğimiz ay İnsanî Gelişmişlik Raporu ve Küresel Barış Endeksi adında iki rapor yayınlandı. Bu raporları, yine her yıl yayınlanan ülkelerarası gelişmişlik sıralamasına ek raporlar olarak görmek mümkün. AKP ve Erdoğan’ın en çok övündükleri ve dillendirdikleri konuların başında “Büyüyen Türkiye” meselesi geldiğinden ve gerek seçim öncesinde gerekse de sonrasında bu mevzu epeyce işlendiğinden, bu raporların içeriğine göz atmak yararlı olacaktır.

Gençlik ve Savaş

Emperyalist savaşlar, birkaç “çılgın” politikacının aldığı kararların değil, kapitalizmin iç işleyiş yasalarının doğal bir sonucudur. Dolayısıyla sömürü düzeni var olduğu müddetçe savaşlar kaçınılmazdır. Emperyalist savaşlara sebep olan kapitalizme karşı dünya işçi sınıfı olarak topyekûn savaşmadan, sömürüye son vermek, halkların kardeşliğini ve barışı kazanmak mümkün değildir.

Uygur Halkının Gördüğü Baskı ve Faşist Manipülasyonlar

Uygurlar ve Çin mevcut gündemin en sıcak konularından biri belki de. Sosyal medyada yaygın bir şekilde Uygur halkına karşı yapılan saldırıların, katliamların videoları paylaşılıyor. Bu videoların büyük bir kısmı gerçek değil veya farklı olaylara ait görüntüler. Ancak bu Uygur halkının baskı görmediği anlamına gelmiyor. Dini, dili, ırkı ve milleti ne olursa olsun katliamlar ve ezilen sınıfların, emekçilerin gördükleri zulüm susulacak cinsten değildir.

Metal İşçisi Öğrenerek İlerleyecek

Yıllardır biriken öfke nihayet patladı ve henüz barutunu tam olarak tüketmiş de değil. İşçiler için paha biçilmez bir deneyim oluşturan bu süreç sınıf hareketi açısından önümüzdeki döneme damgasını vurmaya namzettir. Ama bu kez daha güçlü bir çıkış yapmak ve daha ileri gidebilmek için, yaşanılan süreçten dersler çıkarılması ve bu derslerin ortaya çıkan öncü işçi kuşağına mal edilebilmesi gerekiyor. Bunun için canla başla çalışmak sınıf devrimcilerinin temel görevlerinden biridir.

Çocuk İşçilere Oyun da, Şeker de Yok!

Dünyada her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda. Dünyanın birçok yerinde çocuk işçilik sorunu kangrenleşmiş durumda. Bolivya’da çocuk işçilik yaşı 10’a düşmüş durumda. “Gelişmekte olan” ülkelerde çocuklar hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan fabrikalarda, madenlerde çalıştırılıyor. Dünyada 5,5 milyon çocuk da köle işçi durumunda!

Kadınlar Ölüyor, Devlet Seyrediyor, Yasalar Katilleri Koruyor

Kadın cinayetleri ve kadınlara yönelik şiddet vakaları artarak devam ediyor. Beş ay önce Özgecan’ın katledilmesi toplumda büyük bir tepkiye yol açmış, pek çok protesto eylemi düzenlenmiş ve “bu son olsun” denmişti. Ne var ki, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinayet vakaları eksilmedi. Özgecan’dan sonra 113 kadın daha erkekler tarafından katledildi. Böylece 2015’in ilk altı ayında katledilen kadınların sayısı 141’e çıktı.

Irgatlar Bir Araya Gelip İktidarınızı Yıkacak!

Bunlar daha iyi günleriniz, çünkü işçi sınıfı er geç yapılanların hesabını soracaktır. İşçi sınıfı örgütlendiğinde ve şaha kalktığında kaçacak delik arayacaksınız. Çünkü işçiler örgütlenip ayağa kalktığında azla yetinmeyecek, yeni bir dünya istiyoruz diyecekler.

AKP’nin Savaş Oyunları

Erdoğan ve şürekâsının savaş hesaplarının kendi ellerinde patlaması için, Erdoğan’ın apolet takarak otoriter yürüyüşünü sürdürme hevesini kursağında bırakmak için, işçi sınıfına düşen görev, bu emperyalist savaş hevesi ve girişimine geçit vermemek, buna karşı tereddütsüz biçimde direnmektir. Kürt halkıyla açık ve net bir dayanışma içinde olmak bu mücadelenin kilit taşıdır. Bu direniş aynı zamanda savaş tamtamlarının uğultusu altında gidilebilecek bir erken seçimde Kürt düşmanlığına, şovenist-militarist politikalara geçit vermemeyi de içermektedir.

Arçelik LG İşçilerine Polis saldırısı

İşçilere defalarca fabrikayı boşaltmaları çağrısı yapan ama dirençlerini kıramayan polis bu defa üretim alanında nöbette bulunan işçileri gözaltına aldı. Polis iftar saatine 10 dakika kala üretim alanı dışındaki işçilere de saldırdı ve onları fabrika dışına çıkardı.

Metal İşçilerinin Mücadelesi ve Burjuva Medyanın Tıyneti

Mücadeleci metal işçileri, sermayenin emrindeki medyanın yapısını ve işlevini sorgulamak, sınıf kardeşlerine seslerini duyurmak, mücadelelerini anlatmak, güven ve güç vermek, onları bu mücadeleye katılmaya çağırmak zorundadır. Ancak bunlar bugünden yarına, kolayına başarılacak işler değildir. Her şeyin başı burjuvazinin yalan bombardımanını etkisiz hale getirmek ve mücadeleyi büyütme olanaklarını yaratmak üzere örgütlenmektir. Metal işçileri, onları sınıf bilinciyle ve mücadelenin sınanmış, doğru yöntemleriyle buluşturacak sınıf devrimcilerinin sesine kulak vermelidir.

Mülteci Sorununun Sorumlusu Kim?

BM ve onlara bağlı diğer kuruluşlara, emperyalistlere, burjuva siyasetçilere; “yaklaşık 60 milyon insanın evinden edilmesine, mülteci olmasına neden olan bu savaşların, hegemonya yarışlarının sorumlusu kimlerdir?” diye sormak gerekmez mi? Milyonlarca insanı hiçe sayan sermaye sınıfı ve onların siyasi temsilcilerinin yürüttüğü paylaşım savaşı daha birçok insanı evinden edecek. Kapitalist sistem krizden çıkabilmek için her gün daha fazla bölgeyi savaş alanı haline getiriyor, daha fazla insanı göç etmeye zorluyor. İnsana değer vermeyen kapitalist sistem var oldukça savaşlar da var olmaya devam edecek. İnsanca bir yaşam için, kapitalist sistemin yıkılıp yerine savaşların olmadığı, sömürünün son bulduğu bir dünya kurmak için örgütlenmeli ve sınıf mücadelesini yükseltmeliyiz.

Syriza ve Yunanistan Dönüm Noktasında

Yunan proletaryası ya enternasyonalist komünist bir önderliğin yol göstericiliğinde devrime doğru ilerleyecektir ya da karşı-devrimin balyozu altında ezilecektir. Devrimci bir isyan dalgasının önüne geçecek olağan siyasal yöntemleri birer birer tükenen burjuvazi, karşı karşıya kaldığı tıkanıklığı, askeri faşizm biçimine bürünmesi kuvvetle muhtemel bir çıplak diktatörlükle aşma yoluna gidebilir. Zira burjuvazi, işçi sınıfını ve emekçileri inim inim inletecek ekonomik ve sosyal politikaları ancak böylesi bir mutlak baskı rejimi altında hayata geçirebilir. Yunan işçi sınıfını büyük bir tehlike beklemektedir ve onunla enternasyonalist dayanışmanın örülmesi tüm bölge işçi sınıfının görevi olarak önde durmaktadır.

Sivas Katliamı ve Gerçekler

Bundan 22 yıl önce, 2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta 33 aydın, sanatçı ve 2 otel çalışanı, Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliğinde kaldıkları Madımak Otelinde yakılarak katledildi. Katliamın ardından yıllar geçmesine rağmen suçlular hesap vermiş değil. Katliam sonrası açılan davadan bir sonuç çıkmadı. Açılan dava 19 yıl sürdü, yargılanan 2 kişi dava süreci içinde ölürken diğer 5 kişi ise zaman aşımından serbest bırakıldı ve böylece dava süreci kapanmış oldu.

Yandırırlar, Yandırırlar!

Sermaye, her zamanki gibi krizlerini baskı ve kanla aşmayı deniyor, kendi sınıf çıkarları için halkları birbirine düşürmeye çalışıyor. Bizler de işçi sınıfının fertleri olarak sınıfsal çıkarlarımız temelinde birleşmeli, bu zorba düzeni egemenlerin başına yıkmak için örgütlenmeliyiz. Gün gelecek, ateşler insanlığı yakmak için değil, kurtuluşun, mücadelenin sembolü olarak yükselecek!

Tel Abyad, Kürt Sorunu ve AKP’nin Savaş Hazırlığı

Kürt sorununun çözülmemesi ve AKP’nin emperyalist hevesleri Türkiye’yi her geçen gün daha fazla Ortadoğu’daki savaş cehennemine çekmektedir. Suriye’ye olası bir müdahale doğrudan Rojava’daki Kürt halkını hedef alacak ve hiç kuşku yok ki böyle bir durum Türkiye sınırları içindeki Kürt halkını da ayağa kaldıracaktır. AKP’nin iktidar hevesi ve emperyalist emelleri, Türkiye’yi yalnızca Ortadoğu’daki savaş bataklığına çekme değil, aynı zamanda Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirme tehlikesi de içermektedir. Bu gerçeği görmesi gereken tüm işçi-emekçi kitleler, AKP’nin savaş çığırtkanlığına karşı çıkarken, Kürt sorununun çözülmesi ve tüm Ortadoğu halklarının kardeşleşmesi için de mücadele vermek zorundadırlar.

Sivas Katliamını Lanetliyoruz

1993’de Pir Sultan Abdal anma etkinliklerine katılan Alevi yazar ve ozanların bulunduğu Madımak Oteli’ne saldıran ve oteli ateşe veren devlet destekli gerici güruh 35 kişinin diri diri yanarak ölmesine sebep oldu. “Halkın babası” diye pazarlanan dönemin cumhurbaşkanı Demirel ve başbakan Çiller, Alevi aydınları katleden güruha sahip çıkmış ve aradan geçen onca yıla rağmen ne katiller cezalandırılmış ne de katillerin iplerini elinde tutan esas suçlular sanık sandalyesine oturtulabilmiştir.