Navigation

April 2015 tarihli yazılar

Kıbrıs’ta Akıncı’nın Galibiyeti ve Erdoğan’ın Hezeyanı

Kıbrıs meselesi adanın kuzey ve güneyi bir yana Türkiye ve Yunanistan’la da sınırlı olmayan uluslararası bir meseledir ve tüm yakıcılığıyla süren kriz ve savaş konjonktürü bu meselenin daha çok su kaldıracağını göstermektedir. Adalı emekçiler kendi kaderlerini ele almak üzere harekete geçip burjuva planları ve oyunları bozmadıkça, ne yazık ki emperyalist-kapitalist güçlerin çıkarları belirleyici olmaya devam edecektir.

May Day Message to IRMT

Through revolutionary struggle we are to mount in international unity and solidarity we will surely overthrow this system of exploitation where servitude of humanity and build a classless world without exploitation. With the fighting spirit of May Day that unites the world working class as one voice, one heart and with our revolutionary feelings we salute you.

IRMT’ye 1 Mayıs Mesajı

Enternasyonal birlik ve dayanışma içinde yükselteceğimiz devrimci mücadeleyle, insanın insana kul edildiği bu sömürü düzenini elbet yıkacak ve sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kuracağız. Siz İranlı yoldaşlarımızı, 1 Mayıs’ın dünya işçi sınıfını tek ses, tek yürek olarak birleştiren mücadele ruhuyla ve devrimci duygularımızla selamlıyoruz.

Ermeni Soykırımı 100. Yılında

Bugün Ermeni kırımıyla yüzleşme meselesine nasıl yaklaşmalıyız? Burada ıskalanmaması gereken önemli nokta Osmanlı egemenleri ve onların devamı olan Müslüman-Türk TC burjuvazisi ile emekçi halkı ayrıştırmayı bilmektir. Zira katil ve gaspçı Müslüman-Türk burjuvazi ve devleti kendi suçuna tüm toplum ortakmış gibi göstererek, meseleyi Türkler ve Ermeniler şeklinde kutuplaştırmıştır. Halkların kardeşleşmesini sağlayacak olan her şeyden önce Ermeni halkının acısını paylaşmaktan ve samimi kardeşlik elini uzatmaktan geçer. Bunu sömürücü sınıflar ve onların devletleri yapamaz.

İran’la Batı Arasındaki Nükleer Görüşmeler

İran ile 5+1 ülkeleri (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi olan ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) arasında, İran’ın nükleer programı üzerine uzun süredir devam eden görüşmelerde, taraflar, ön anlaşmaya varıldığını Nisan ayı başında açıkladılar. İran’ın nükleer programı 12 yıldır ABD ile İran arasındaki çekişmenin ana kaynağı durumundaydı.

İşçiye Kara Delik, Patronlara Cömertlik

AKP hükümeti Nisan ayı başında yeni bir teşvik paketi açıkladı. 11 maddeden oluşan ve “İstihdam, Sanayi Yatırımı ve Üretimi Destekleme Paketi” adını taşıyan bu paketle AKP hükümeti patronlara büyük kıyaklar yapmayı ve işçilerin paralarıyla oluşturulan fonları sermayeye peşkeş çekmeyi sürdürüyor. Sıra işçilere kaliteli eğitim ve sağlık hizmeti vermeye, işçileri uygun yaşta emekli etmeye, emeklilik maaşını, işçi ücretlerini yükseltmeye, işsizlik maaşını işsizlere vermeye ve diğer sosyal harcamalara geldiğinde kaynak sıkıntısından, kara deliklerden bahseden AKP hükümeti, patronlara sınırsız bir cömertlik sergiliyor.

AKP Safsatacılıkta Sınır Tanımıyor

Kendisi safsatadan ibaret olan bir algıyı ancak başka safsata ve martavallarla yaratmak mümkündür. AKP’nin ve Erdoğan’ın bu yola bu denli başvurması da bundandır. Safsataya karşı mücadele hiç kuşkusuz bir söylem mücadelesi değildir. Safsatanın gerçek panzehiri, safsatayla karartılmak istenen gerçekleri esas alan gerçek bir mücadeledir.

Ermeni Sorunu: Gerçekler Direngendir

Ermeni halkının maruz kaldığı soykırımın üzerinden 100 yıl geçti. 100 yıl önce bu topraklarda her beş kişiden biri Ermeni iken, bugün bu sayı bin kişiden biri bile denemeyecek kadar azdır. Kaybedilenlerin geri gelmesi mümkün olmasa da, hiç olmazsa dünyanın dört bir yanına dağılmış Ermeni halkının bu tarihsel acısını paylaşmak, ona samimi kardeşlik elini uzatmak işçi sınıfı mücadelesinin bir parçasını oluşturmaktadır. Soykırımın yüzüncü yılında, daha önce bu konuda kaleme aldığımız yazıyı yeniden okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.

Metal İşçilerinin Öfkesi Büyüyor

Bursa’daki Renault, Tofaş, Valeo, Coşkunöz, Mako fabrikalarında çalışan metal işçileri günlerdir protesto eylemleri yapıyorlar. Türk Metal sendikasının işçilerin basıncıyla Bosch’ta, MESS ile yapılan grup sözleşmesinden daha iyi bir sözleşme imzalaması, Bursa’daki metal işçilerini harekete geçirdi. Renault ve Tofaş başta olmak üzere Bursa’daki birçok fabrikada işçilere hâkim olan huzursuzluk ve öfke eyleme dönüşmüş durumda.

HDP Seçim Bildirgesini Açıkladı

Halkların Demokratik Partisi, 21 Nisanda seçim bildirgesini açıkladı. Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, eş genel başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş “Büyük İnsanlık, Biz’ler Meclise” başlıklı 12 maddeden oluşan bildirgeyi birlikte açıkladı. Bildirgede yer alan maddelerle HDP, toplumun tüm ezilen kesimleri için daha fazla demokrasi, daha çok özgürlük ve daha fazla ekonomik refah vaat etti.

Serçe

Kırlangıç fırtınası gökyüzü / Çığlıklarını duymuyor musun? / İlkyaz geldi. / Ah, her yer beton / Her şey soğuk... / Toprak altında kaldı madenci bedenleri / Çığlıklarını duymuyor musun? / Ah, her yer karanlık, her şey soğuk. / Her yer iş kazası...

Akdeniz’de Göçmen Katliamı Devam Ediyor

Kapitalizmin en kanlı yüzlerinden biri savaşlarsa, bunun bir parçası da, milyonlarca insanın yerinden yurdundan olması, hayatta kalmak için yine ölümü göze alarak göç yollarına düşmek zorunda kalmasıdır.

Kimin İçin Enerji?

Ne yapacağız bu kadar enerjiyi, bu enerji tüketimi çılgınlığı da neyin nesi? Biz işçilerin aldığı asgari ücretle acaba üretilen enerjinin ne kadarını tüketme şansımız var? İstesek de bunu yapamayız zaten. Peki, bizler bu kadar enerjiyi tüketemiyorsak kim tüketiyor, ne için tüketiliyor bu enerji?

Örtülü Başkana Örtülü Ödenek

Erdoğan’ın fiili başkanlık süreci tam gaz devam ediyor. Fiili başkanlığı resmi başkanlığa dönüştürme sevdası ise uğruna her şeyi yapabileceği bir saplantı haline geldi çoktan. Bulduğu her fırsatta halkın oylarıyla seçildiğini söyleyerek kendisinde her türlü yetkiyi gören Erdoğan’ın pek çok olayda fiili başkanlığına tanık olduk.

Marksist Tutum dergisi 10. Yaşında

Marksist Tutum bundan 10 yıl önce yayın hayatına girdiğinde, akıntıya karşı kürek çekerek, işçi sınıfının devrimci fikirlerini günümüze taşımaya başladı. Aradan geçen 10 yıllık dönemin her anında, Marksist Tutum’un sayfalarında yer alan devrimci fikirler, hayat tarafından doğrulandı.

Elektrik Sistemindeki Çöküş ve Örtülmek İstenen Gerçekler

Böylesine büyük ve komplike sistemler piyasaya açıldığında, azami kâr güdüsünün yarattığı sorunların bedelleri de altından kalkılamayacak kadar ağır olmaktadır. Bu nedenle enerji sektörü işçi denetiminde devletleştirilmeli ve elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı, kâr değil toplumsal çıkarlar öne alınarak yapılmalıdır. Aksi takdirde yaşamsal riskler de doğuran çok ciddi sorunların peşpeşe yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Onurlu Bir Yaşam Mücadeleyle Elde Edilir!

Halil Hoca bürokrasinin ilk kurbanı değil. Eğitim emekçilerini hedef alan bürokratlar, kaymakamın önünde ayağa kalkmamak, “uygunsuz” kılık kıyafetler gibi sebeplerle küçük düşürücü laflar sarf ediyorlar. Benzer bir vaka Aralık ayında yaşanmıştı.

Yemen’e Müdahale ve Genişleyen Ortadoğu Savaşı

Yemen krizi, Ortadoğu’daki savaşın karmaşık boyutlarını da gözler önüne sermektedir. Meselâ Türkiye dışarıdaki sıkışmışlığını aşmak amacıyla Suudi Arabistan’a ve dolayısıyla Sünni eksen politikasına destek vermektedir. Böylece ittifak yaptığı Müslüman Kardeşler’i iktidardan indiren ve kolunu kanadını kıran Sisi’nin Mısır’ıyla ve ona destek veren Suudi Arabistan’la aynı safta birleşmiş olmaktadır. Diğer taraftan aynı Türkiye, kanlı bıçaklı olduğu İsrail ile de, Suudi Arabistan öncülüğünde aynı safta buluşmaktadır. Elbette Türkiye’nin Suudi Arabistan öncülüğündeki Sünni eksene destek vermesinin nedeni, aynı zamanda İran’ı dengelemeye dönüktür.

Kitle Manipülasyonu Aracı Olarak Reklâmlar

Kapitalizm genelleşmiş meta üretimidir. Üretilen her şey pazarın konusudur. Demir ne kadar pazarlanabilir bir şey ise sevgi, aşk, hüzün, mutluluk gibi duygular da kapitalistler için pazarlanabilir şeylerdir. Kapitalistlerin allayıp pullayıp, ambalajlayıp satamayacakları şey yok gibidir. Her şey pazara konu olur ve kâr esas alınarak üretilir.

Eylül Günlüğü

Umut Teknesi

Osmanlı Milletler Topluluğu Hayali

Osmanlı Milletler Topluluğu gibi bir hayalin hayata geçirilmesinin ne kadar olanaksız olduğu ortadadır. AKP ideologları da bunun belli oranda farkındadırlar. Ama Türkiye’nin emperyalist niyetlerini örtmek için bu ve benzeri ideolojik kılıflara, dayanaklara ihtiyaç duymaktadırlar. Dolayısıyla meselenin asıl vahim tarafı AKP-Erdoğan çizgisinin izlediği emperyalist politikalar ve bu uğurda Türkiye’yi her türlü maceraya sokmaktaki heveskârlığıdır. Erdoğan’ın Türkiye’yi götüreceği yer hiç de hayırlı bir yer değildir. Türkiye’nin ava giderken avlanması, emperyalist paylaşıma konu olması hiç de imkânsız değildir. Emperyalist maceralar ne Türkiye’de ne de Ortadoğu’da işçi-emekçi sınıflara fayda sağlayacaktır.

Tanklar Yoksulların Evini Yıkar

Tanklar geçiyor evimizin önünden / Tanklar geçiyor tanklar, / Her birinin mermisi bir dünya yıkar. / Tanklar geçiyor, / Sarsıyor asfaltı paletleri, / Üzerinde bir asker,/ Öylesine donuk ve duygusuz bakıyor ki gözleri. / Tanklar geçiyor, / Sarsıyor paletleri asfaltı, / Üzerinde bir asker, / Bütün dünyaya düşman gibi Yabancılaşmış suratı.

Milletvekili Seçimleri ve Adayların “Hizmet Aşkı”

7 Haziran genel seçimleri yaklaşırken milletvekili adayları da büyük bir yarışın ardından netleşmeye başladı. Bugüne kadar on bin kişi, Merclis’te bir koltuk kapabilmek için burjuva partilere aday adayı başvurusunda bulunmuş durumda. Üniversite rektöründen danışmana, müsteşardan valiye, belediye başkanından emniyet müdürüne kadar çeşitli düzeylerde görev yapan yüzlerce bürokrat istifa ederek milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulundu.

Cezaevlerinde Olağanüstü Hal

Balyoz davasında daha önce yüzlerce yıl mahkûmiyet verdiği generalleri bir günde serbest bırakan AKP hükümeti, sıra Kürtlere, sosyalistlere, emekçilere geldiğinde ölüm döşeğindeki mahpusların sesine bile kulaklarını tıkamaktadır. Sonuçta bu düzende “hukukun üstünlüğü” sermayenin ayaklarının altındaki paspastan başka bir anlam taşımamaktadır.

Kömür Dururken Tarih Kimin Umurunda?

Antik dönemde Frigya diye anılan bölgenin güneyinde, Batı ile İç Anadolu’yu birbirine bağlayan önemli bir yol ağı ve kesişme noktası üzerinde bulunuyor Seyitömer Höyüğü. Kütahya-Seyitömer Höyüğü’nde uzun yıllardır yapılan kazılar sonucunda insanlık tarihine ışık tutan binlerce eser bulundu. Bölgenin Tunç Çağlarında Anadolu ve Mezopotamya ile olan siyasi, ticari ve sosyal ilişkilerini göstermesi bakımından önemli sonuçlar elde edildi.

Burjuvazi Günübirlik Hareket Etmiyor

Mücadele zor, uzun soluklu ve yorucu. Ancak bu, burjuvalar için de böyle. Burjuvazinin iş planlamasını bile aslında farkında olarak ya da olmayarak bizler, işçiler yapıyoruz. Hal böyleyken neden kendimiz için de bir plan yapmayalım? Neden şu kahrolası sömürü düzenini alaşağı edecek bir örgütlülük ile hayatımızı daha yaşanılır kılmayalım? Aslında güç sadece bizde. Onlar bir avuç asalak sürüsü.

Provokasyon Süreci İlerliyor

İç güvenlik paketi adı altında yeni baskı yasalarının gündeme getirilmesiyle başlayan, ardından Erdoğan’ın Kürt hareketini hedef alan provokatif salvolarıyla, ordunun Kürt sorunu hakkında yeniden çıkışlar yapması ve Kürt illerinde askeri operasyonlara başlamasıyla, Roboski’de köylülerin geçim aracı olan katırların katledilmesiyle devam eden bir sürece girilmiş bulunuyor. Hükümetin doğrudan doğruya gerçekleştirdiği bu provokasyonların yanı sıra, son günlerde yine hükümet tarafından aynı doğrultuda kullanılacak türde yeni bir dizi sansasyonel saldırı da gerçekleşmekte.

Roboski Katliamından Katır İtlafına

Tarih 23 Mart 2015. Hedefte bu defa katırlar var. 23 Martta “kaçakçılıkta kullanıldığı” gerekçesiyle 8 katırın itlaf edildiği, 5 katırın yaralı kurtulduğu, 72 katır için de itlaf kararı alındığı belirtildi. Ayrıca 17 katırın kurşunlardan kaçarken uçurumdan düşerek öldüğü belirtildi.

Kürt Sorununda Hükümetin “Katır” İnadı

Ortadoğu’nun bölgesel güçlerin ve emperyalist güçlerin nüfuz alanları savaşlarına sahne olduğu, AKP’nin iç ve dış siyasette tökezlediği, Kürt sorunun uluslararası bir boyut kazandığı, Kürt hareketinin giderek güç kazandığı, buna karşın Erdoğan’ın “Yeni Türkiye” için başkanlık istediği koşullarda yapılan seçimlerin olağan bir şekilde geçmeyeceği gayet net. Dışarıda giderek yalnızlaşan Erdoğan ve AKP’si, en azından içeride Kürt sorununu kendi istediği gibi “çözmeyi” düşünmüştü. Oysaki bugünkü gelişmeler, AKP’nin Kürtleri oyalama politikasından bile daha geri bir noktaya, Kürtleri barışı bozan taraf olmaları için provoke etme noktasına düştüğünü gösteriyor.

Hükümet Engelli ve Yaşlıların Maaşına da Göz Dikti

Sosyal yardımlarla övünen AKP hükümeti, engellilere ve yaşlılara bakım yardımlarını kısan yasaları 2011’den bu yana yavaş yavaş, alıştıra alıştıra geçirmek istiyordu. 2013’te yapılan ve çeşitli düzenlemelerle evde bakım, engelli ve yaşlı maaşlarının alımını zorlaştıran yasa değişiklikleri nedeniyle, yüzlerce engellinin maaşı kesildi. Birçoğuna ödeyemeyecekleri miktarda cezalar kesildi. Ödeyemeyenlere Hazine tarafından dava açıldı.

Erdoğan-Ordu Uzlaşması ve Tehlikeli Provokasyon Süreci

Bugüne değin AKP’ye dokuz seçim kazandıran dinamikler tersine işlemeye başlamıştır. Erdoğan bu çöküş sürecine son vermek üzere riskli bir politik manevraya girişiyor. Ordu ile kurmaya çalıştığı ittifak üzerinden Kürtlerle savaşı canlandırarak, şovenizmi körükleyerek ve belki de 7 Haziran seçimlerinin olağan koşullarda yapılmasını engelleyerek koltuğunu korumanın hesabını yapıyor. Yaptığı açıklamalarla Kürtleri kışkırtmaya çalışmasının, ateşkes sürecini askeri operasyonlarla imha etmeye girişmesinin sebebi budur.

Bonapartlaşan “Başkan Baba” ve 8 Mart

Her gün 400 milletvekili talep eden, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin sınırlarını takmayan (kurallar ya da kanunlar O’nun için geçerli değil), twitterdan karikatür paylaşanları yıllarca hapis cezasıyla yargılatan, Soma’da ölen madenci yakınlarına bile tekme tokat girişen, kendisine yönelen eleştirilere öfkelenip saldırganlaşan, sözleri ve tavırlarında kibirli, dünyaya tepeden bakan, öfkeli megaloman bir kişilik ortaya çıkmıştır. Megalomani sıradan insanlar arasında büyük bir risk değildir, ama devletin tepesine çıktığında, başta emekçiler olmak üzere tüm ülke için bir risk haline gelir. Tarih bunun trajik örnekleriyle doludur.

Üniversite Hayalleri ve Milyonları Bekleyen İşsizlik Gerçeği

Onlarca yıl burjuva eğitimine maruz bırakılan işçi sınıfının gençliğine üniversite okumak, işçilikten kaçınıp “memur” olmak bir ayrıcalık gibi sunuluyor, zihinler çarpıtılıyor. Oysa kapitalizm burjuvazinin gösterişli yalanlarla sunduğu mesleklerde çalışanları çoktan ücretli emekçiler haline getirmiş durumdalar. Gerçek kurtuluşa, kapitalizmin süslü yalanlarına kanmadan, hangi sınıfa ait olduğumuzu bilerek ve buna uygun davranarak ulaşabiliriz. Daha iyi bir gelecek burjuvazinin süslü yalanlarıyla değil, işçi sınıfı evlatlarının kapitalizme karşı verdiği mücadele büyütüldükçe gelecek!

IŞİD, İran ve Emperyalist Kapışma

Amerika’nın Afganistan’ı ve Irak’ı işgal ederek Ortadoğu’da haritaları yeniden çizmek üzere tetiklediği süreç, son iki yıldır daha yüksek bir ivmeyle yol alıyor. Afrika’dan Afganistan’a çok geniş bir alanı kapsayan bu coğrafyada, ABD’nin “Büyük Ortadoğu” projesine her geçen gün biraz daha yaklaşan bir bölünmüşlük yaşanıyor. Irak’ın ve Suriye’nin bir bölümünü içeren bir Sünni devleti, Irak’ın güneyinde bir Şii devleti ve kuzeyde bir Kürt devletini öngören bu harita giderek daha net bir görünüm kazanırken, IŞİD’in burada büyük bir rol üstlendiği görülüyor.

Vain Hopes Pinned on Syriza

A big failure awaits those who have gone into euphoria of victory at formation of government by a pro-system left party in a country which is most squeezed by the crisis at a time when historical crisis of capitalism reigns. This development, let alone helping proletarian revolutionaries, makes their task much more urgent, burning and vital.

Kapitalizm Cani Katiller Üreten Bir Bataklıktır

Kapitalizme hizmet eden uzmanlar, sorunu toplumdan yalıtık tasavvur ettiği kişide arıyor. Hatta katilliğin genetik olduğunu iddia ediyorlar. Oysaki katili yaratan onun genleri değildir, çürüyen kapitalist sömürü düzenidir. Kapitalizm cani katiller üreten bir bataklıktır. Bu sistemde ölüm adeta laboratuarlarda üretiliyor.