Navigation

November 2014 tarihli yazılar

Eylül Günlüğü

Sonsuzluk

Eylül Günlüğü

Karamelâ Şekeri

Dersim Katliamını Kim Yaptı?

AKP’nin söylemleri kimseyi kandırmasın. Sözlerle, vaatlerle sadece bir oy deposu olarak gördükleri Kürtleri ve Alevileri kandırmaya çalışıyorlar. Eğer AKP tek parti döneminde yapılan katliamlar konusunda samimi olsaydı, kuru özürler ve vaatler yerine somut adımlar atardı.

Büyük Adam Olmak!

Anne işçi, baba işçi, çocuğu da onlar gibi sürünmesin hayali. Çoğumuz da inandık buna ve hayallerimizden biri oldu bu “büyük adam” olma sevdası. Bu hayali gerçekleştirebilmenin yolu üniversiteye gitmek olmuştur birçok genç için. Ama bu sevdanın bir hayal olmaktan öteye geçme ihtimali var mı bizler için?

Kapitalizm Çocukları “Hak”lamaya Devam Ediyor!

Her çocuk onu sevgiyle sarıp sarmalayan insanlar ister yanında. Karnı acıktığında doymak, soğukta sıcak bir kucakta ısınmak ister. Büyüdüğünde aç kalmayacağı, yalnız olmayacağı güvencesiyle yaşamak ister. Çocuk yaşta doyasıya oynamak ister.Ancak dünyada da Türkiye’de de çocukların durumu ortada! Kapitalist düzen yıkılmadığı müddetçe, çocuklarımızı doyasıya gülebilecekleri günler beklemeyecek.

Eylül Günlüğü

Gözlerinin Işığını Özledik

Ferguson’da Yeniden İsyan Ateşi

Tüm dünyada kapitalist sistem tarihsel bir kriz ve tıkanma durumu yaşıyor ve geniş emekçi yığınlara acı ve mutsuzluktan başka şey vermiyor. Dünyanın en istikrarlı ve güçlü görünen ülkesi ABD’de de durum bundan farklı değil. Eşitsizlik ve adaletsizlik her düzeyde (sınıfsal, ırksal, cinsel) artıyor ve ezilen, sömürülen emekçi kitleler giderek daha fazla öfkeleniyorlar. Brown davası gibi hadiseler sadece bu genel öfkenin somut çıkış noktalarını oluşturuyorlar. İçine girmiş bulunduğumuz genel kriz dönemi, dünyanın her yerinde bu tür toplumsal patlamaları daha sık yaşayacağımız bir dönemdir. Bu haklı öfke patlamaları örgütlü bir sınıf eylemi düzeyine yükseldiğinde, egemenlerin iktidarının da alaşağı edileceğine şüphe yoktur.

Eylül Günlüğü

Dostlar

Kadına Şiddet Kapitalizmin Yıkılmasıyla Son Bulur

Kapitalist toplumun her yanından fışkıran iktidar ve sömürü ilişkileri kadın erkek ilişkisinde de görülmektedir. İşyerlerinde, fabrikalarda ölesiye çalıştırılan, uzun saatler boyunca posası çıkartılan, amiri, ustası tarafından hakarete uğrayan, aşağılanan, haksızlığa uğrayan erkek, eve gelince kadın üzerinde kurduğu iktidarın hazzını yaşamaktadır. Erkek bu iktidar duygusunu, kadının sözüne önem vermeyerek, kadına giyiminden dışarı çıkmasına kadar getirdiği çeşitli yasaklamalarla, cinsel zorbalıkla yaşamaktadır.

Atma Recep Din Kardeşiyiz!

Dilimize yerleşmiş bir laf vardır, “atma Recep din kardeşiyiz” diye. Yüksekten atanlar, abartılı şekilde yalan söyleyenler veya mesnetsiz şekilde iddialarda bulunanlar için söylenir. Erdoğan’ın, Amerika’yı Müslüman denizcilerin keşfettiğini söylemesiyle ilgili haberleri okuyunca aklıma bu laf geldi.

Eylül Günlüğü

Acılar ve Sevinçlere Dair

Eylül Günlüğü

Umudumuzun Çiçekleri

UİD-DER’in Yeni Kampanya Çağrısı

Düşük Ücretlere, Uzun İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!

Uzun iş saatleri, düşük ücretler, iş cinayetleri ve taşeronlaştırma işçi sınıfının can yakıcı sorunları olmaya devam ediyor. Kapitalistler, işçi sınıfını daha fazla sömürmek ve sermayelerini daha fazla büyütmek amacıyla taşeronlaştırma yöntemine başvuruyorlar. İşçi sınıfı kitlelerini kapitalizm karşıtı bir mücadeleye çekmek üzere çalışmalar yürüten Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği UİD-DER, “Düşük Ücretlere, Uzun İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!” kampanyası başlatmış bulunuyor. Aşağıda UİD-DER kampanya açıklamasını yayınlıyoruz.

İşçilik Bize Babadan Tek Miras

Büyük bir görev sırtlamıştır işçi çocuğu; anasını, babasını, kardeşlerini bu sefil hayattan kurtaracaktır. Bu görevin verdiği sorumlulukla çalışır durur. Peki, sonunda ne olur? Milyonlarca işçi çocuğu girmiştir sınava, yarısı daha işin başında elenip “barajı” geçememiştir.  İşçi çocukları işçi oluyor bu devranda. Bakmayın siz Sabancı’nın limon, Ülker’in birkaç çikolata satarak bugünkü hallerine geldikleri hikâyelerine. Külliyen palavra hepsi.

Ekonomide Yapısal Dönüşüm: İşçiye Ölüm, Doğaya Yıkım!

Elbette teknolojinin gelişmesine, doğal kaynakların kullanılmasına, enerjinin kolay elde edilebilir ve ucuz olmasına kimsenin bir itirazı olamaz. Ancak gezegenin dengesini bozan, canlı türlerinin yaşam hakkını elinden alan, gıda kaynaklarını kurutan, işgücünü yıkıma uğratan, akıldışı bir planlamaya dayanan, insanlığın sonunu hazırlayan bir enerji üretimine itirazsız kalmak da insanlığa aykırıdır. Dünya geri dönülmez bir biçimde sermaye eliyle yaratılan küresel iklim değişikliğinin, kirlenmenin ve yıkımın etkilerine maruz kalırken, sermayenin bildiğini okuması canilikten, kan emicilikten başka bir şey değildir.

İşçi Ahmet Kirada, Erdoğan Sarayda

İşçiler yoksulluk içinde inim inim inlerken, patronlar sınıfı ve hükümet saraylar, gökdelenler yaptırıyor. Bu inşaatların harcı da işçi kanıyla karılıyor. Peki, kim dur diyecek bu gidişe? Kim “artık yeter” diyecek?

Filistin Yine İntifadanın Eşiğinde

Filistin halkına yaşam hakkı tanımayan Siyonist İsrail devletinin varlığı koşullarında bu sorunun adil ve kalıcı çözümünün olanaksız olduğunu itiraf edenler de var. Fakat bunların geldikleri yer nihayetinde “çözümsüzlük” noktası oluyor. Oysa söz konusu çözümsüzlük, burjuva çerçeveyle sınırlanmış dar ufkun ürünüdür. Filistin sorunu gibi alabildiğine karmaşık bir sorunda, adil, kalıcı, yaşayabilir ve demokratik çözüme ancak bu dar çerçevenin aşılmasıyla ulaşılabilir.

Eğitim Sistemi ve Sonrası!

Olaylara işçi sınıfının penceresinden bakan gençler bilirler ki; burjuva devletin eğitim sistemi milliyetçiliği, şovenizmi ve militarizmi yükselterek, itaatkâr bir nesil yaratmayı amaçlar. Gençliğin dinamizmini ve enerjisi törpüleyerek, sorgulamayan, düşünmeyen bir gençlik yaratmaya çalışır. 12 Eylül faşist darbesinden sonra gençlik uyuşturucu, futbol ve eğlence gibi çeşitli yöntemlerle siyasetten uzaklaştırılmıştır.

Brezilya, Tunus ve Ukrayna Seçimleri

Geçtiğimiz Ekim ayı çeşitli ülkelerde devlet başkanlığı ve parlamento seçimlerine sahne oldu. Brezilya’da PT (İşçi Partisi) adayı Dilma Rousseff başkanlık yarışını tekrar kazandı, ki bu PT’nin 12 yıllık iktidarının bir dört yıl daha devam edeceği anlamına geliyor. “Arap Baharı” denilen halk ayaklanmalarının ilk durağı olan Tunus’taki seçimleri ise “laik ve sol” olarak sunulan Nida partisi kazandı. Bin Ali diktatörlüğünün devrilmesinden sonra yapılan bu ikinci seçimde, İslamcı En Nahda partisi ikinci sırada yer aldı. Rusya ile Batılı emperyalist güçler arasındaki kapışmanın ve iç savaş ortamının devam ettiği Ukrayna’daki seçimlerde de, kendilerini “demokrasi ve özgürlük” yanlısı olarak lanse eden AB yanlısı partiler ezici çoğunluğu sağladılar.

Diplomalı İşsiz!

Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde ekonomi eğitimi aldım. Üniversiteden mezun olalı yaklaşık bir yıl oldu. Eğitim hayatım boyunca hep başarılı bir öğrenci oldum. 18 senelik eğitim hayatımda birçok şey öğrendim. Fakat bilinçli bir şekilde öğretmedikleri bir şey vardı ki çok geç farkına vardım. İşsizlik!

“Yeni Türkiye” İçin Daha Çok İşçi Ölecek

Madenci katliamlarının ve diğer iş cinayetlerinin AKP’nin ekonomik hedefleriyle doğrudan alâkası vardır. 2023’te ekonomik sıralamada ilk on ülke arasına girmek isteyen “Yeni Türkiye” için işçilerin güvenliği ve sağlığı önemli değildir. Önemli olan, ekonominin bu hedeflere ulaşabilecek hızda büyümesidir. Elbette bu büyümeyi yavaşlatacak iş güvenliği önlemleri kâğıt üstünde kalacaktır.

Kanser Araştırmalarına Kapitalizm Engeli

Tüm dünyada bugün en büyük pazarlardan biri de ilaç pazarıdır. İnsan sağlığı üzerinden oynanan oyunlar akılalmaz boyutlara ulaşmıştır. Kanser gibi hastalıklar için bugüne kadar üretilen ve halen piyasada olup insanların kullanmaya mecbur kaldıkları ilaçlar o kadar pahalı ki, ilaç tekelleri bu tatlı kârlardan vazgeçmek istemiyorlar.

AKP ve İttihat Terakki’nin Ortak Hevesleri

Şimdilerde ise AKP’de ifadesini bulan İslamcı/muhafazakâr sermaye kesimleri, kendi efsaneleri doğrultusunda, Osmanlı’nın sembollerini güncelleştirmeye çalışıyorlar. “Yeni ve büyük Türkiye” vurgusunun anlamını da burada aramak gerekir. Nitekim AKP ve Erdoğan, bu temelde kendi sembollerini de oluşturmaktadır.

“Beyaz İnsanlar Bu Yüzden mi Bu Kadar Sağlıklı?”

Bir batı Afrika ülkesi olan Fildişi Sahili, kakao çekirdeği üretiminde dünya lideri konumunda. Oysa bu ülkede çikolata işçi ve emekçiler için erişilmesi zor bir ürün. Bir paket çikolatanın ortalama fiyatı 2 euro. Bir tarım işçisinin kazandığı günlük para ise 7 euro. Kakao üretimi işinin kaymağını Fildişi Sahili’nde farklı ülkelerden yatırımları olan tekeller yiyorlar.

Barış, Ne Zaman?

Barışın ne yazık ki bugünlerde çok uzağındayız. Adına kapitalizm denen sömürü sistemi var oldukça da, dünya insanları el sıkışıp dost olmak yerine birbirlerine düşman edilip haksız savaşlarda karşı karşıya getirilip, ölüme, sakatlılara ve yerinden yurdundan edilmeye mahkûm edilecekler. Yıllardır yanı başımızda, Suriye’de sürmekte olan iç savaşta, yaklaşık 200 bin insan yaşamını yitirmiş, milyonlarca insan ise göç etmek zorunda kalarak hayatları alt üst olmuştur.

Hands off Kobanê! For Peace in the Middle East, for Freedom to all Oppressed Peoples and Faiths!

Forward to Struggle for the Unity of Workers and Fraternity of Peoples!

The AKP government is responsible for the violent clashes spread across the whole country and the deaths. For five weeks the bloody and inhuman organisation called ISIS has been attacking Kobanê, a canton of Rojava where predominantly Kurdish people live.

Türkiye’de Çocuk İşçilik

Kapitalizmin doğup büyüdüğü Avrupa’da çocuk işçilik önemli ölçüde azalsa da, dünyanın diğer ülkelerinde küçücük bedenler hâlâ önemli bir sermaye birikim aracı olmaya devam etmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından açıklanan verilere göre dünya genelinde 250 milyon çocuk çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

Gençliğin Yolu İşçi Sınıfının Yoludur!

Eşit, parasız, nitelikli bir eğitim almak, çalışmak, üretmek, hakkını almak emekçi çocuklarının en temel hakkıdır. Ancak en başta unutmamamız gereken bir şey var. Toplumu iki ana sınıfa ayıran kapitalizm altında, mücadele etmeden, bilinçli bir kavga vermeden hiçbir şey elde edemeyiz. Kapitalizm kendisini tehdit etmeyen bir gençlik istiyor. Biz de bu isteği kabullenirsek nasıl bir geleceğin bizi beklediği açık değil mi?

Berlin Duvarı’nın Yıkılmasından Kapitalizmin Tarihsel Krizine

Berlin Duvarı’nın yıkılışı 25. yılında burjuva cenahta çeşitli kutlamalara konu oluyor. Burjuvazi bu kutlamaları, sosyalizm fikrine yönelik bir ideolojik saldırı aracı olarak kullanıyor. Sosyalist solda ise yıkılan bürokratik diktatörlüklerin sosyalizm olduğu yolundaki yanılsamalar ve çarpık anlayışlar devam ediyor. Duvar’ın yıkılışının 20. yılında kaleme aldığımız devrimci Marksist değerlendirmeyi tekrar yayınlıyoruz.

Okurlarımızdan: Ekim Devrimi Mücadelemizde Yaşıyor

Ekim Devriminin 97. yılının coşkusunu bizimle paylaşan okurlarımızdan gelen mektupları yayınlıyoruz. Mektuplardaki zenginlik ve coşku, Ekim Devriminin canlılık ve güncelliğini koruduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

YÖK’e ve Kapitalizme Karşı Mücadeleye

Toplumu denetim altına alınmak isteyen burjuvazi, 12 Eylül faşist darbesiyle düzenin bütün kurumlarını yeniden şekillendirdi. Burjuvazinin gözünü diktiği yerlerden birisi de üniversitelerdi.

Türkiye Gelir Eşitsizliğinde Dünya Liderliğine Oynuyor

Gelir dağılımındaki eşitsizlik sadece bir sonuçtur ve bunu doğuran neden olan kapitalizm ortadan kaldırılmadıkça söz konusu eşitsizlik uçurumu katlanarak derinleşmeye devam edecektir. Bugün dünya çapında üretilen zenginliğin tüm insanların ihtiyacını karşılayacak ve çok daha yüksek bir uygarlığı yaratacak düzeye geldiğini biliyoruz.

Milliyetçilik Zehirdir

Din, ırk, dil, kültür üzerinden işçi sınıfı bölünüp parçalanıyor. Elbette bu kapitalist sömürü düzeninin iğrenç bir oyunudur. Ancak pek çok işçi ve emekçi örgütsüzlüğün kurbanı oluyor ve bu oyunlarla aldatılmaktan kurtulamıyor. Sorunlarının kaynağı olarak sömürü düzenini değil, göçmen işçileri görüyorlar ve onlara düşman oluyorlar.

Kapitalist Ekonominin Tepesindeki Karanlık Bulutlar

Kapitalizmin içinde bulunduğu derin tarihsel kriz, gerek Türkiye’de gerekse dünyada burjuvazinin işçi sınıfına yönelik saldırılarını dört bir koldan tırmandırmasıyla sonuçlanmakta. Kamu hizmetlerinin daha da kısılması, ücretlerin düşmesi, işsizliğin artması gibi ekonomik saldırılara, siyasi rejimlerin otoriterleşme eğiliminin yanı sıra emperyalist savaşları alabildiğine yayma yönündeki kanlı politikalar da eşlik ediyor.

Mutluluk Bugünün Tüketilmesinde Değil, Yarının Yaratılmasında Saklı

Burjuva ideologlar, mutluluğu, tıpkı başka meselelerde olduğu gibi, sistemden bağını kopararak bireysel bir mesele olarak ele alıyorlar. Bunun için de işçilere ve emekçilere ikiyüzlü öğütlerde bulunuyorlar. Sermayenin has gazetelerinden Sabah’ta yayınlanan “mutlu olmanın bilimsel açıdan kanıtlanmış on iki yolu” başlıklı haber bunun tipik örneklerinden biri.

Ekim Devrimi Neden Önemli?

Ekim Devriminin üzerinden 97 yıl geçti, ama bu büyük devrim anlam ve önemini hiç yitirmedi. Ekim Devrimi tarihteki ne ilk ne de son devrimdi, ama kapitalist düzeni kökten yerle bir ederek yerine işçi sınıfının iktidarını kurabilen ilk devrimdi. Bu açıdan tarihte bir ilki temsil ediyordu. Ekim Devriminden sonra onlarca ülkede ayaklanma ve devrimler oldu.

Beyazıt’ta YÖK Protestosu

Emperyalistlerin Ortadoğu’da yürüttükleri kirli savaşa ve IŞİD çetelerinin saldırılarına dikkat çekilen basın açıklaması, işçi düşmanlığına ve savaş çığırtkanlığına karşı direnmeye, her yerde halkların kardeşliğini savunmaya ve barışın sesini yükseltmeye devam edileceği ifade edilerek sonlandırıldı.

Doğu Türkistan Sorunu Alevlenirken

Çin devletinin uygulamaları Uygur halkı ile Çin halkı arasına nefret ve düşmanlık tohumları ekmekte ve hakların kardeşliğinin önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Bu nedenle Uygur sorununun çözülmesi Çin işçi sınıfı açısından da önem taşımaktadır. Bu sorunun köklü bir şekilde çözülmesi için Uygur halkının kendi kaderini tayin hakkı, bağımsızlık da dahil olmak üzere kayıtsız şartsız tanınmalı ve demokratik talepleri karşılanmalıdır.

Sermaye Kana Doymuyor, İşçi Katliamları Devam Ediyor!

Göçük altında kalan, inşaatlarda yüksekten düşen, elektrik akımına kapılan, fabrikalarda makinenin dişlileri arasında ezilen, istiflendiği servis aracında hayatını kaybeden veya hayatta kalsa bile bir daha çalışamayacak duruma gelen işçiler... Kara haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Artık sadece büyük facia anlamına gelen büyük rakamlar akılda tutuluyor.

Reyhaneh Jabbari’nin İdamı

İran’da, 25 Ekimde, Reyhaneh Jabbari, 2007 yılında kendisine tecavüz etmeye kalkışan eski istihbaratçı bir adamı öldürdüğü gerekçesiyle idam edildi. 26 yaşındaki Jabbari, kendini savunmak isterken adamı yaraladığını ama öldürmediğini, o sırada evde bulunan üçüncü bir kişinin adamı öldürdüğünü söylemesine rağmen hiçbir itirazı dikkate alınmamış, onun bu iddialarına ilişkin hiçbir soruşturma yapılmamıştı.

Doğa Yıkımının Sorumlularından Bol Laf, Sıfır İcraat

İklim değişikliği dünya için gerçekten büyük bir yıkım tehdididir ve bu sorunlara yol açan temel faktör kapitalist üretim tarzıdır. Bu yüzden bu tehdide karşı girişilecek hiçbir mücadele kapitalizme karşı mücadele ekseninde hareket etmeden başarıya ulaşamaz.

HDK: Saldırının faili hükümettir!

HDP PM üyesi Ahmet Karataş'a yönelik faşist saldırıyı kınıyor ve HDK'nın konu hakkındaki açıklamasını yayınlıyoruz.

Korkunuz Silahlarınızdan Büyük

Ezilen halklar ve işçi sınıfı üzerinde terör estiren egemenlerin korkusu silahlarından büyük. Böyle olunca da emekçilerin vergileriyle oluşturulan devlet bütçesinin önemli bir bölümü silahlanmaya gidiyor. Bir gerçeği bir kez daha hatırlatalım. Korkunun ecele faydası yok. İşçi sınıfının tarihsel deneyimleri bu gerçeği günü geldiğinde gümbür gümbür haykıracak.

Devrimci Marksizm: Teori ve Pratiğin Örgütlü Birliği

Devrimci Marksizm alanına uzak düşen teori icat etme eğilimini, sınıfın devrimci mücadelesine yabancı bir teoricilik tutkusu olarak niteleyebiliriz. Üniversite çevrelerinde dönüp duran “Marksist” çalışmalar bağlamında ün kazanan yazarlarca üretilen teori, genelde bu kapsamdadır. Teori, devrimci sınıf mücadelesinin ışığından ve disiplininden kopuk biçimde başıboş kaldıkça, sonuç da tam anlamıyla kafa karıştırıcı çeşitlemeler olmaktadır.

1 Kasım Dünya Kobanê Günü

Kobanê’de IŞİD’in saldırılarına karşı direnen Kürt halkına destek amacıyla, dünya çapında tanınan bilim adamları, yazarlar ve siyasetçilerin çağrılarıyla 1 Kasım Dünya Kobanê Günü olarak ilan edildi. Bu kapsamda birçok ülkede ve Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı eylemler gerçekleştirildi.

Emperyalistlerin “Eğit-Donat” Projeleri

ABD’nin ve Türkiye’nin “ılımlı” diyerek kimleri örgütleyeceği ve bunların daha sonra ne olacağı tümüyle belirsizdir. Dahası ABD ile Türkiye arasında Suriye konusundaki politika farklılıkları ve anlaşmazlıkları hesaba katıldığında, bu grupların içinde her türlü ajanın ve farklı çıkarları güden unsurların cirit atacağını tahmin etmek de zor değildir.