June 2014 tarihli yazılar


Düzenin Otoriterleşmesi

Demokrasi ve Plütokrasi

İşçi sınıfının ve emekçi kitlelerin kapitalist toplum altında demokratik hakları uğruna yürütecekleri mücadele son derece önemlidir ve savsaklanamaz. Ama bu asgari mücadele hedefinin ötesinde, bugünün dünyasında insanlığın kurtuluşunu ve gerçek demokrasiyi isteyen, kapitalizmi yıkacak bir ...

Cam İşçilerinin Grevine AKP Yasağı

Cam işçileri, Türkiye işçi sınıfı mücadelesi tarihi içerisinde önemli ve saygın bir yere sahiptirler. Nice büyük grevlere, direnişlere ve işgallere imza atmışlardır. Bugün de AKP hükümetinin grev yasağına karşı tepkilerini çeşitli eylemlerle ortaya koymaktadırlar. Cam işçileri eğer sendikal örgütlülüklerine sahip çıkıp inisiyatifi tümüyle kendi ellerine alırlarsa, patronlara ve onların çıkarlarını savunan AKP hükümetine diz çöktürmeyi başarmanın yolunu mutlaka bulacaklardır. Cam işçileriyle dayanışmak ve mücadelelerini destekleyerek bu yasağa birlikte karşı koymak işçi sınıfının bütününün görevidir.

Ukrayna’da Seçimler ve Siyasi Krizin Boyutları

Ne emperyalist Avrupa Birliği ne de emperyalist Rusya Ukrayna işçi sınıfının kurtuluşu ya da ümidi olabilir. Rusya ile Batılı emperyalist güçler arasında geçici uzlaşmalar, ateşkesler olsa bile, Ukraynalı emekçileri bölüp parçalayacak bir çatışma zemini daima var olacaktır. Bu zemini ortadan ...

Libya’da Kaos Derinleşiyor

Yaklaşık üç yıl önce emperyalist saldırının hedefi olan Libya’da, kelimenin tam anlamıyla bir keşmekeş hüküm sürüyor. Kaddafi’nin devrilmesiyle ülkeye “özgürlük ve demokrasi” getireceklerini iddia eden emperyalistler ve yerli burjuva güçler, elbirliğiyle, parçalanmış ve iç savaşın süreğen hale geldiği bir Libya yarattılar. Demokratik hak ve özgürlüklerini talep ettiği zaman Kaddafi’nin hışmına uğrayan ve üstüne kurşunlar yağan Libya halkı, bugün de emperyalist-kapitalist güçlerin yarattığı durumun bedelini ödüyor.

NASA Raporu, Piketty’nin “Kapital”i ve Kapitalizmin Çıkmazı

Ya sosyalizm ya barbarlık! Kapitalizmin çürümüşlüğünü ve insanlığı bir çöküşe doğru sürüklediğini vurgulayan bu sosyalist sloganın ortaya atılmasının üzerinden yüz yıldan fazla bir süre geçti. Geçen zaman bu sloganın işaret ettiği gerçeği her geçen gün daha da görünür kıldı. Kapitalizme dur ...

Tayland’da 12. Askeri Darbe

Güney Asya ülkesi Tayland’da, ordu tarafından 20 Mayısta sıkıyönetim ilan edildi ve ardından 22 Mayısta ordunun yönetime el koyduğu açıklandı. Böylelikle 1932 yılında doğmuş Taylandlılar, bu ülkedeki 12. askeri darbeyi görmüş oldular. Sonuca ulaşmamış darbe girişimlerini de hesaba kattığımızda Tayland’ı bir “darbeler ülkesi” olarak adlandırmak hiç de yanlış olmayacaktır. Adı iki gün sonra konmuş olsa da Genelkurmay Başkanı Prayut Çan-oça tarafından ilan edilen 20 Mayıs darbesi, 2006’dan bu yana giderek şiddetlenen burjuva çatışmanın bir sonucudur. Bu darbe Tayland’da burjuva güçler arasındaki kapışmada yeni bir evreye girildiğini göstermektedir.

Sermayenin Arzusu: Her Yer Taşeronlaştırılsın!

AKP hükümeti, patronların arzusu doğrultusunda hazırladığı ve uzun süredir üzerinde çalıştığı taşeron düzenlemesini torba yasaya dahil ederek 30 Mayısta Meclise sundu. Çalışma Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı tasarının yasalaştırılmasıyla birlikte işçi sınıfı önümüzdeki günlerde yeni saldırılarla karşı karşıya kalacak. AKP hükümeti, burjuva medya aracılığıyla taşeronlaştırma paketini kamuoyuna “müjde” olarak sunarak bilinç bulandırmakta ve tam anlamıyla dezenformasyona başvurmaktadır.

Boko Haram ve Emperyalist Tezgâhlar

175 milyona yaklaşan nüfusuyla Afrika’nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya’da halk Boko Haram adlı radikal İslamcı örgütün saldırıları ile Nijerya ordusunun baskıları arasında sıkışmış durumda. 2009’da toplam 304 kişinin öldürüldüğü eylemlerle sesini duyuran Boko Haram, bu tarihten itibaren saldırılarını giderek arttırdı. Boko Haram’ın eylemleri ve kolluk güçlerinin saldırıları sonucunda bugüne kadar binlerce Hıristiyan ve Müslüman sivil yaşamını kaybetti. Son olarak Mayıs ayında Jos kentinde gerçekleştirilen iki bombalı saldırıda en az 118 kişi öldü. 14 Nisanda ise önce bir durakta gerçekleştirilen bombalı saldırıda 71 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Hemen ardından örgüt aynı gün bir okulu basarak 200’den fazla kız öğrenciyi kaçırmıştı.

"Ölümün Ağzı"

İrfan Yalçın’ın “Ölümün Ağzı” romanında anlattığı dönemin üzerinden 70 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında teknolojide çok büyük ilerlemeler gerçekleşti. Ama gerek Zonguldak’ta, gerek Soma’da, gerekse diğer maden ocaklarında çalışan işçilerin hayatında neredeyse hiçbir şey değişmedi. ...

Diyarbakır’da “Barış” Şovu, Lice’de Kurşun Yağmuru

Bir yandan barıştan, çözümden dem vuran AKP hükümeti, öte yandan Kürdistan’ı yeni kalekollarla kuşatarak savaş gücünü tahkim etme politikasını kararlılıkla sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl da, Lice’de kalekol inşaatını protesto eden halkın üzerine askerin ateş açması sonucunda bir kişi ölmüş on kişi ise yaralanmıştı. Bunu Meskan dağındaki protestolara yapılan saldırılar izlemişti. Gelinen noktada, yapılması planlanan 300 kalekoldan 100’ünün inşası tamamlanmış bulunuyor ve diğerleri için çalışmalar sürüyor. Durum bu olmasına rağmen, hükümet, her seçim öncesinde olduğu gibi yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de yine “çözüm”den bahsetmeye başladı. Ancak Diyarbakır’da “çözüm çalıştayı” adı altında şov yapılırken, yüz kilometre ötedeki Lice’de asker Erdoğan’ın “B ve C planını” ...

Soma Katliamı: Cehennem Deliğine Girin Dediler!

Soma’da, 13 Mayısta, Türkiye tarihinin en kitlesel işçi katliamı yaşandı. Vampirlerin “kaza” diyerek normalleştirmeye çalıştıkları bu katliamda işçi sınıfı 300’den fazla evladını kaybetti. Yüzlerce işçi yaralandı, yüzlerce aile tarifsiz acılara boğuldu. Manisa köylerinde kazılan toplu mezarlar, ancak savaşlarda görülebilecek bir tabloyu yansıtıyor. Ancak bu tabloya, acıyı büyük bir öfkeye dönüştüren bir başka tablo daha ekleniyor: Bu katliamın suç ortakları olan Soma Holding yönetiminin ve Erdoğan hükümetinin pervasızlığı, pişkinliği, yalancılığı ve gaddarlığı!

Sosyal Medya ve Toplumsal Hareketler

Sol hareketin kadroları işçi-emekçi semtlerinde, fabrikalarda ve sendikalarda örgütlenme faaliyeti yürütmek ve işçi sınıfının bağımsız siyasal örgütlülüğünü yaratmak için uğraşmak yerine; politik mücadeleyi AKP karşıtlığına indirgeyerek CHP kuyrukçuluğu yapmayı, Gezi Parkında ve forumlarda ...

DP Döneminin Aynasından Bugüne Yansıyanlar

Olağanüstü rejimlerin gündemde olmadığına dair söylenenler kapitalist siyasetin doğasını anlamamış olanların safsatasıdır. Emperyalist savaşın ve dünya krizinin ilerlemesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de olağanüstü rejimleri ve bunun bir biçimi olarak askeri darbeleri hep gündemde tutacaktır. Burjuvazinin çeşitli kesimlerinin birbiri ile keskin biçimde kapışması da bunun zeminini güçlendirmektedir. Bütün bunlar emperyalist çağda bütünüyle gericileşmiş bulunan burjuvazinin tüm seçeneklerinin işçi sınıfı için felâket anlamına geldiğini söylemektedir. Bu yüzden işçi sınıfının devrimci öncüleri, sınıfın devrimci siyasal örgütlenmesini güçlendirmek için tüm enerjisi ile seferber olmalıdır. Burjuvazinin işçileri felâkete sürükleyen siyasetlerine karşı koymanın başka bir yolu yoktur.

Seçimlere Yansıyan Erkek Egemen Zihniyet

Kapitalizm erkek egemen zihniyeti ve cinsiyet ayrımcılığını her alanda yeniden üretiyor. 30 Mart yerel seçimlerinde de bu durum düzen partileri cephesinde tüm çıplaklığıyla açığa çıktı. Burjuva feministler siyasette kadınlara daha fazla yer verilmesi için kampanyalar düzenlemelerine rağmen bu çabalar düzen partileri cephesinde yine karşılık bulmadı. Halbuki sosyalist mücadelede ve ezilen halkların mücadelesinde kadınlar çok daha fazla öne çıkıyorlar. Bunu son seçimlerde de bir kez daha gördük.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh