Navigation

March 2014 tarihli yazılar

Suriye Açmazı ve Rojava’da Halk Uyanışı

Ortadoğu işçi sınıfının örgütlenmesi ve birleşerek aynı amaç doğrultusunda ilerleyebilmesi için, başta Kürt ve Filistin halkları olmak üzere ezilen halkların desteklenmesi, demokratik haklarının tanınması amacıyla egemenlere baskı yapılması gerekmektedir. Türkiye başta olmak üzere İran, Irak ve Suriye işçi sınıfı, ezilen Kürt halkının ulusal ve demokratik haklarını desteklemeden Kürt işçileri yanına çekip kardeşleşmeyi sağlayamaz! Ortadoğu’yu kanlı açmazdan kurtaracak işçi devrimiyle oluşturulacak Ortadoğu İşçi Sovyetleri Federasyonu, kapitalist sömürüye son verip barış ve huzur getirmekle kalmayacak, ezilen halkların haklarını da garanti altına alacaktır.

Otoriterleşme Süreci ve Sözde Demokrasi Paketleri

İşçi sınıfı ve tüm emekçi kitleler, içerisinden geçtiğimiz dönemde demokratik hak ve özgürlüklerin ancak fiili durumlar yaratarak, rejime dayatarak, yani söke söke kopararak elde edilebildiğini görmeli, egemenlerin iç kapışmalarına taraf olmadan kendi sınıf çıkarları doğrultusunda demokratik hak ve özgürlüklerin korunması ve ilerletilmesi mücadelesini yükseltmelidir.

Çanakkale Muharebelerine Dair Yalanlar ve Gerçekler

Türkiye’de 2003 yılından bu yana, 18 Mart, “şehitler günü” olarak anılıyor. Bu yüzden Mart ayı geldiği zaman Milli Eğitim başta olmak üzere burjuva ideolojisini üfüren tüm borazanlar benzer hamaset seslerini yüksek perdeden çıkarmaya başlıyorlar. “Şehitler” üzerinden ahlâksızca pompalanan kahramanlık edebiyatı ile emekçileri kapitalistlerin çıkarları uğruna savaşıp canını vermeye hazırlıyor, esasen burjuvaların egemenliğini sürdürmek dışında bir şeye hizmet etmeyen “vatan”, “millet”, “bayrak” gibi kavramları yüceltiyorlar.

Soçi Olimpiyatları: Sömürü, Yolsuzluk ve Talan

2014 Kış Olimpiyatları, 7-23 Şubat tarihleri arasında, ılıman iklime sahip bir Karadeniz kenti olan Soçi’de gerçekleştirildi. Tüm olimpiyat organizasyonlarında olduğu gibi Soçi’de de görkemli bir açılış yapıldı. Dünyanın dört bir yanından sporcular, gazeteciler ve turistler olimpiyatlar için Rusya’ya akın ettiler. Putin’in şahsında Rusya’nın şovuna dönüşen kış oyunlarını yüz milyonlarca insan ise ekranları başından seyretti.

2014 Yerel Seçimlerine Giderken

Yerel seçimlerin doğrudan konuları bağlamında da düzen partilerine ve özellikle de mevcut burjuva kutuplaştırmaya karşı bağımsız bir duruş ortaya koymak ve bunu devrimci içerikle temellendirmek gereklidir. Rüşvetçi hırsızların elebaşısı konumuna yükselmiş, emperyal hırsların gözü dönmüş atlısı haline gelmiş, otoriter bir başkan baba olmaya hevesli Erdoğan’ın arkasına yığılmaya da, ABD emperyalizminin kucağında rezil komplolar kurarak hükümet devirme kumpasının aktörleri konumunda olan Cemaat, CHP ve TÜSİAD’çı sermayenin peşine takılmaya da hayır! Hepsini defetmek üzere işçi sınıfına dayanan bir mücadeleyi örgütleyelim ve yükseltelim! Düzen güçlerine karşı mücadelenin zeminini güçlendirecek bir ittifak olan HDP’nin adaylarını destekleyelim! Günümüzün somut koşullarında en anlamlı devrimci yaklaşımın bu olduğunu düşünüyoruz.

Emekçi Kadınlar Mücadelede Öne!

Hayatın güzelliklerini tüm yönleriyle yaşamak insanlar için tarifsiz bir mutluluk olabilirdi. Oysa dünyadaki pek çok insan için hayat hiç de olması gerektiği gibi mutluluk içerisinde sürmüyor. Milyarlarca insan için hayat, katlanılması, zorluklarıyla boğuşulması gereken ve ıstırap içinde geçen bir zaman diliminden başka bir şey ifade etmiyor. Milyarlarca insan sınıfsal konumu, etnik kimliği ve cinsiyeti nedeniyle eziliyor, acı çekiyor.

16 Mart Katliamları Lanetlendi

Beyazıt katliamında katledilen devrimci öğrencilerin o dönemki okul arkadaşları, 16 Mart günü saat 13’te Eczacılık Fakültesi önünde anma eylemi gerçekleştirdiler. Saldırı sırasında yaralanan Serpil Arısoy basın açıklaması metnini okudu. Arısoy, Beyazıt katliamının toplumsal hafızadan silinmemesi ve bir utanç abidesi olarak kalmaya devam etmesi gerektiğini söyleyerek, ölen devrimcilerin sadece kalplerde değil toplumun belleğinde de yaşamaya devam edeceklerini vurguladı.

Ukrayna’da Neler Oluyor?

Ukrayna’da son birkaç ayda meydana gelen olaylar, aslında dünyanın pek çok farklı bölgesinde yürüyen süreçlerin en bariz örneklerinden birini oluşturuyor. Bu süreçler ikili bir karaktere sahiptir. Yoksulluktan, sefaletten, çürümüş ve baskıcı rejimlerden bıkan halk kitleleri, içinde bulundukları derin hoşnutsuzluğun ve huzursuzluğun sonucu ayağa kalkıyor, kitlesel protestolar düzenliyor, isyan ediyor. Ancak devrimci alternatiflerin yokluğunu fırsat bilen burjuva güçler, kitlelerin muazzam enerjisini kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmeye, kullanmaya çalışıyorlar.

Yüz Binler Berkin’i Sonsuzluğa Uğurladı

Gencecik bir fidan olan Berkin’i yüz binler Şişli’de sonsuzluğa uğurladı. Büyük bir acıyla ve tepkiyle Türkiye’nin dört bir yanında sokaklara dökülen yüz binlerce insan, onu aramızdan alan AKP hükümetine ve polise karşı öfkesini haykırdı. Ancak cenazeye bile saygısı olmayan hükümet ve polisi, bu protesto gösterilerine de azgınca saldırmaya devam etti. Bu saldırılar sonucu çok sayıda insan yaralandı ve gözaltına alındı.

Hundreds of Thousands Bid Farewell to Little Berkin

Since the beginning he has become one of the symbols of the Gezi protests and news about his condition have always been of intense interest since he was hospitalized. News of his death has created a burst of anger causing numerous protests across the country. His funeral was a huge protest participated by hundreds of thousands of people. They expressed their anger at the AKP government and its police force. But the police did not hesitate to attack the funeral as well. Many people were wounded and arrested.

HDP’ye Yönelik Faşist Saldırılar Tırmanırken AKP Sorumluluktan Kaçamaz!

Halkların Demokratik Partisine yönelik faşist saldırılar iki aydır giderek tırmanıyor. Düzen partileri devlet olanaklarına ve sermayenin güçlü desteğine yaslanarak düzenledikleri büyük kampanyalarla seçimlere hazırlanırken, Erdoğan ve adamları her dakika televizyonlarda boy gösterirken, milyonlarca insanı temsil eden BDP ve HDP, bütün bu olanaklardan yoksun olmakla kalmayıp, bir de faşist saldırılarla karşı karşıya kalıyor. Kapitalist düzende, “eşit ve adil” seçimlerden ezilenlerin payına işte bu düşüyor.

Alevi Emekçilerin CHP Yanılgısı ve Seçimler

Gazi katliamının üzerinden 19 yıl geçti. 12 Mart 1995’te kontrgerilla eliyle tertiplenen bu saldırıda 22 Alevi emekçi katledildi, yüzlercesi yaralandı. Bu katliam sonrasında her zaman olduğu gibi tetikçi katiller korundu. Şehirden şehre sürülen davalar tiyatroya dönüştürüldü. Gazi katliamı, bu topraklarda hüküm süren zalim burjuva devletin Alevilere yönelik kanlı provokasyonlarından sadece bir tanesiydi. Egemenlerin Alevilere yönelik kirli tezgâhlarını, bunların siyasi sonuçlarını ve düzen partilerinin ikiyüzlü politikalarını ele almaksızın Alevi kitlelerin ruh halini ve düşürüldükleri siyasi tuzakları anlamak mümkün değildir.

Ortadoğu’ya Devrim Gerekiyor

Arap coğrafyasını altüst eden isyan dalgasının üzerinden üç sene geçti, ama Arap halklarına “artık yeter” dedirten koşullar ortadan kalkmış değil. Emekçi sınıfların ayağa kalktığı ülkelerin hiçbirinde sorunlar çözülmedi. Demokratikleşmeden söz etmek zor, siyasi istikrarsızlık hâlâ varlığını sürdürüyor. Barış ve huzurdan bahsetmekse hiç mümkün değil. Suriye’de kanlı bir içsavaş sürüyor ve diğer ülkelerde de içsavaşlara ucu açık çatışmalı-gerilimli durumlar mevcut.

TC’nin Artan Militarist Çabaları

Burjuvazinin sözcüleri “güçlü Türkiye”nin emekçilerin de çıkarına olduğu yalanını pompalasa da gerçek bunun tam tersidir. Erdoğan hükümetinin izlediği emperyal politikalar işçi sınıfına ağır bedeller ödetiyor. Burjuvazi bir taraftan iktisadi gücünü arttırmak için, çalışma saatlerini uzatarak, ücretleri düşürerek, işçi sınıfını örgütsüzleştirerek sömürüyü derinleştirirken, diğer taraftan da askeri gücünü arttırmak için bütçenin önemli bir kısmını silahlanmaya ayırıyor. Bu yolun sonunda işçi sınıfının ve diğer emekçilerin çocuklarının savaş meydanlarına sürülerek birbirlerine kırdırılmasından başka bir şey yoktur.

Zamanın Ruhu

Günümüzde sıkça kullanılan “zamanın ruhu” kavramı, vaktiyle Hegel’in felsefi yazılarında yer alan Almanca “zeitgeist” sözcüğüne dayanıyor. Bu kavramla genelde kastedilen, belirli bir zaman dilimini karakterize eden ruh hali, düşünce ve duygu tarzıdır. Hegel, 18. yüzyılın sonuyla 19. yüzyılın başlangıcını kapsayan zaman dilimini yeni bir geçiş dönemi olarak ele almış ve bu dönemin karakteristiğinin, esasen 1789 Fransız ihtilalinin başlattığı bir “zaman ruhu” olduğunu yazmıştır.

Kapitalizm ve Yolsuzluk

17 Aralıkta başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun etkileri devam ediyor. Hiç kuşku yok ki, bu operasyonun asıl amacı yolsuzlukla mücadele etmek değil, AKP’ye ve Erdoğan’a haddini bildirmekti. Nitekim AKP ile Gülen Cemaati arasında süren iktidar kavgası, operasyon sonrasında alabildiğine sertleşmiş ve yeni boyutlar kazanmıştır. Fakat esas yaşanan şeyin bir iktidar kavgası olması, yolsuzluğun ise bu doğrultuda bir yıpratma unsuru olarak kullanılması, ortada devasa bir yolsuzluk ve rüşvet bataklığı olmadığı anlamına gelmez, gelmemektedir. Tersine, AKP hükümeti gırtlağına kadar yolsuzluk ve rüşvet bataklığına batmıştır.

Otoriterleşen İktidarın “Baş Belâsı” İnternet

Hükümet 17 Aralık operasyonlarının yarattığı politik krizi aşmak üzere otoriterleşme yönünde adımlar atmaya devam ediyor. Yargı ve emniyete yönelik operasyonlarla iktidar kavgasını kendi lehine çözmeye çalışan AKP, art arda patlatılan yolsuzluk dosyalarının ve kirli ilişkileri deşifre eden ses kayıtlarının internette dolaşmasını önlemenin de yollarını döşüyor.

What’s Behind the Fight Between Erdogan and Gulen Movement

Turkey is shaken by a new political crisis. Ministers made resigned, sons of ministers imprisoned, state mechanism fragmented, disaccord between the government, judiciary and law enforcement, curses soaring from TV screens and public meetings, millions of dollars hidden in shoe boxes at homes, international money laundering traffic, Iranian connections, pro-government newspapers with stunning headlines saying “get off” to the US ambassador, etc. All this indicate a big political war in progress.

The Cards are Re-shuffled in the Middle East

What should, then, Iranian, Turkish and Middle Eastern workers do? The working class should not be a part of the conflicts between the bourgeois, capitalist countries and imperialist powers and it also should not allow the polarization imposed by them to divide its own class ranks no matter in which country these workers inhabit. Workers of the Middle East and workers in the world in general, share the same destiny. The choice, here, for the workers of different countries is either to form independent class politics, unite on the basis of internationalism and take their destiny into their own hands or they will accept their fate and become the victims of imperial wars.

Türkiye’de Kapitalist Gelişme Sürecinin ve İşçi Hareketinin Kısa Tarihi

Bu metin uluslararası işçi hareketi içinde yer alan çeşitli sosyalist çevreleri Türkiye’nin tarihi konusunda kısaca bilgilendirmek için hazırlanmış ve son güncellemesi 2012 Temmuz ayında yapılmış genel bir çerçevedir.

Küresel Kriz Sürüyor, İşsizlik Artıyor

İşsizlik kapitalizmin sürekli ürettiği bir olgu olduğu gibi ekonomik krizlerin de temel göstergelerindendir. Bugün kapitalizm 1929 yılında yaşadığı büyük ekonomik buhranı da aşan bir tarihsel kriz içindedir. Artan işsizlik ve yoksulluğun boyutu da bunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.