January 2011 tarihli yazılar


AKP Nedir, İşçi Sınıfının Bakışı Ne Olmalıdır?

AKP’nin işçilere, Kürtlere, Alevilere, öğrencilere, gecekondu sakinlerine, siyasi tutsaklara reva gördüğü muamele, onların taleplerine karşı gösterdiği tahammülsüzlük gibi olgular, demokratik hak ve özgürlükler alanında onun güdük demokratlığını teşhir etmek için fazlasıyla meşru ve güçlü bir zemin sunmaktadır. Diğer yandan işsizlik, yoksulluk, sefalet, eşitsizlik, sosyal güvencesizlik, ağır çalışma koşulları gibi çok daha derin sorunlar da tüm patlayıcı potansiyeliyle yerli yerinde durmaktadır. Dolayısıyla emekçi kitleleri AKP yanılsamasından kurtarmak ve bunu yaparken de onları faşistlerin ya da Kemalistlerin kucağına atmamak mümkündür. Yeter ki, doğru bir siyasal perspektif geliştirilebilsin ve proleter sınıf temelinde örgütlü bir çalışma yürütmede kararlı olunsun.

Hukukun Üstünlüğü ve Bağımsız Yargı Üzerine

Bugün işçi sınıfının yapması gereken, burjuvazinin yaydığı “hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı” gibi safsatalara kulak asmaksızın, geçmişte zorlu mücadelelerle elde edilmiş hak ve özgürlüklerini egemenlerin saldırılarına karşı korumak ve kendi somut sınıf çıkarları doğrultusunda genişletmek için mücadele etmektir. Bu mücadele, işçi sınıfının devrim mücadelesinin kopmaz bir parçası olarak görülmelidir.

Hrant Dink Katledilişinin 4. Yılında Onbinlerle Anıldı

Bugün ne AKP, ne CHP, ne MHP, ne de generaller Dink cinayetinin arka planının bütünüyle açığa çıkmasını istiyor. Dink davasının yargı sürecinin karanlık dehlizlerinde çıkmaza sürüklenmesi egemenlerin bilinçli bir siyasi tercihidir. Kemal Türkler davası zaman aşımı süresinin dolduğu ...

Üç Tunuslu Gençle Sohbet Ettik

Atatürk Havalimanı’nda Tunus’taki isyan nedeniyle ülkelerine dönemeyen bir grup Tunusluyla bir söyleşi gerçekleştirdik. Dış hatlar kapısından girer girmez onları tanıdık. Kalabalıktılar. Kimisi bekleme salonunun koltuklarında, kimisi yerde oturuyordu. Çok yorgun ve uykusuz olsalar da yüzleri gülüyordu. Yanlarına gidip kendimizi tanıttık. Onlara ülkelerindeki ayaklanmayı ve bu ayaklanmaya dair düşüncelerini sorduk. Bu düşüncelerini Türkiyeli işçi ve emekçilerle paylaşmalarını istedik, sorularımızı sormaya başladık.

Tunuslu Emekçiler Diktatörü Devirdi

Arap liderleri Tunus’a korku içerisinde bakıyorlar. Yıllardır çektikleri baskıya “dur” demek için sokağa dökülen Tunuslu emekçiler, yıkılmaz denilen hükümetlerin hiç beklenmedik bir anda nasıl da tepetaklak olabileceğini tüm dünyaya gösterdiler. Ne var ki, yeniden aynı baskıyı, yoksulluğu, ...

Gizli Diplomasi ve Wikileaks’in İfşa Ettikleri

Yeryüzünde burjuva devletler olduğu müddetçe gizli diplomasi de varlığını sürdürecektir. Diplomasi, uluslararası ilişkilerin yürütülmesi ve bunun için getirilen resmi kurallar, düzenlemeler veya teamüllerdir. Bu ilişkilerde aslında açıklıktan ziyade gizlilik esastır. En hassas ve önemli konular, kapalı kapılar ardında, yani gizli diplomasiyle ele alınır. Dolayısıyla diplomasi burjuvazinin pis işlerini perdeleyen süslü bir vitrindir.

Sınav Dehlizlerinde Hayattan Kopmak

Gençliğin değişim arzusu ve isyanla dolu dinamizmini engellemek, gençlerin siyasetle, toplumsal sorunlarla ilgilenmesinin, enerjilerini devrimci yönde kullanmalarının önüne geçmek için 12 Eylül faşist askeri darbesinden sonra burjuvazi birçok yöntem denedi. Uyuşturucu, futbol, bilgisayar oyunları vb. bu yöntemlerden bazılarıdır. Bunların yanı sıra, ilköğretimden liseye, liseden üniversiteye ve sonrasına dek süren sınav maratonu da fiilen bu işlevi görmektedir.

Tunus ve Cezayir’de İsyan Günleri

Tunus ve Cezayir, günlerdir yoksul emekçi kitlelerin protesto gösterileriyle çalkalanıyor. İşsizliğin tırmanarak arttığı Tunus’ta, 26 yaşındaki Muhammed Buazizi’nin 17 Aralıkta kendini yakması, tüm kentleri saran bir isyan dalgasını da beraberinde getirdi. Bu isyan dalgası yeni yılın ilk günlerinde Cezayir’e de sıçradı. Gıda maddelerine yapılan zamlarla yoksullukları iyice katlanılmaz hale gelen işçi ve emekçiler, bu ülkede de sokağa döküldüler. Haftalardır her iki ülkede de mevcut burjuva hükümetler gösterileri şiddet kullanarak bastırmaya çalışıyorlar. Polisin göstericilere saldırması sonucunda Tunus’ta en az 50, Cezayir’de ise 5 emekçi katledilirken yüzlercesi yaralandı. Her iki ülkede de çoğunu gençlerin oluşturduğu yüzlerce kişi gözaltında.

Burjuvazinin “Torba”ya Gizledikleri

Kısaca “Torba Yasa” denilen ve “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” gibi uzun bir adla Meclis gündemine getirilen yasa tasarısı da bu türden saldırıları içeriyor. Tasarının bütçe görüşmelerinin ardından oylanıp kabul edilmesi bekleniyor. Toplam 113 maddeden oluşan, gerekçeleriyle 163 sayfa olan ve birbiriyle ilgisiz çok sayıda başlığı gündeme alan bu “torba” yasa tasarısında, işçi sınıfının bugünkü yaşam koşullarını ve geleceğini etkileyecek pek çok madde var.

Halka Dayanan Jakobenizm, Tepeden İnmeci Kemalizm

İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kısacası geniş halk kitlelerinin desteğine dayanan, hatta bu halk kitlelerinin ileri itmesinin bir sonucu olarak daha da radikalleşen bir burjuva devrimciliği ile halktan ölesiye korkan, onu küçümseyen ve sürecin dışına iten ve cebir yoluyla baskılayan tepeden inmeci sınırlı bir burjuva devrimciliği aynı olabilir mi? Birincisi Jakobenizm, ikincisi ise Türkiye’deki özgün formuyla Kemalizmdir.

Kurtuluş Mikro Kredide Değil Sınıf Mücadelesinde

Mikro kredinin mucidi sayılan Bangladeşli Muhammed Yunus 2006’da Nobel Barış Ödülüne layık görülmüştü. Sözde yoksulluğa çözüm olarak sunulan sisteme göre, verilen düşük meblağlı kredilerle yoksullar kendi işlerini kuracaklar ve yoksulluğa elveda diyeceklerdi. Yoksulluğun kaynağının kapitalizm olduğunu bilenler açısından mikro kredinin yoksulluğa ancak mikro düzeyde bir çözüm bulabileceği, gerisinin makro yalanlardan ibaret olduğu açıktı.

Üç Kişiye Yardım Edince Yoksulluk Bitiyor mu?

Sosyalist Harekette Ayrışma ve Tarihsel Kökleri

Gerçekler dünyasıyla bağını koparmamış herkesin görebileceği açık bir iflas tablosu mevcut iken, söz konusu sosyalist kesimler hâlâ başlarını kuma gömmeyi ve solda referandum sürecinin açığa çıkardığı derin yarılmayı kendi çıkarlarına yorumlamayı başarabilmektedirler. Örneğin, referandum dolayısıyla solda önemli ve “hayırlı bir ayrışma” yaşandığı ve bu ayrışma netleştirilip pekiştirildiği ölçüde sosyalist solun yeniden dirilişi için bir fırsat yaratılacağı tezi işlenmeye başlanmıştır. Buna göre referandum tablosundan Türkiye için bir “sosyalist çıkış” imkânı doğmuştur. Solda yaşanan ayrışmanın devrimci Marksizm temelinde yeni bir diriliş ve toparlanma için tarihsel bir fırsat anlamına gelebileceği doğrudur, ama bu ayrışmayı geleneksel sosyalist hareketin statükocu temellerde birleşmesi ...

Milli Eğitim Şurası Kararlarına Dair

İşçi sınıfının çocuklarının okuduğu okullarda altyapı eksikliğinin ve öğretmen açığının ayyuka çıktığı, bunun yanında kapitalizmin yarattığı basınçlarla yüz binlerce yoksul öğrencinin okulu terk etmek zorunda kaldığı, eğitim işçilerinin önemli hak kayıpları yaşadığı koşullarda, Şûralar, bunları yaşayanların gerçek sorunlarıyla ilgilenmek yerine burjuva politikaların kapışmasına sahne olmaktadır. Kapitalizm ayakta kaldıkça da bunun başka türlü gerçekleşmesi mümkün değildir.

Burjuva Medyanın Yalanları ve İkiyüzlülüğü

Kapitalist sistemin kendi egemen fikir ve çıkarlarını topluma enjekte etmek için kullandığı araçların başında yazılı ve görsel medya geliyor. Öyle ki burjuvazi bütün gündemi medya ile belirliyor. İnsanlar televizyonlardan görmedikleri veya gazetelerden okumadıkları hiçbir şeye inanmıyorlar ya da tam tersi gerçekleşiyor, yani gördükleri ve okudukları her şeye inanıyorlar. Dolayısıyla burjuvazi için medya, çelişkilerin üstünü örtmek, kendi egemen fikirlerini istediği doğrultuda topluma kabul ettirmek ve her türlü olayı manipüle etmekte kullandığı eşsiz bir araç.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh