December 2010 tarihli yazılar


Maraş Katliamında Yitirilen Canlar Avusturya'da da Anıldı

Devletin gerici faşist güçlerinin, 32 yıl önce, 1978 Aralık ayında Maraş'ta tezgâhladığı ve Kürt-Alevi toplumunu hedef alan utanç verici katliamda yitirilen canlar, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) tarafından organize edilen geniş katılımlı bir etkinlik ile anıldı.

Türban Tartışmasının Açığa Çıkarttığı Gerçekler

Marksizm hiçbir zaman bireysel özgürlüklere karşı çıkmamış ve bu tür özgürlükler için mücadele etmekten geri durulmasını savunmamıştır. Komünizmin toplumsal özgürlük hedefi, bireysel özgürlüklerin yerine ikame edilen, ona alternatif bir yaklaşım değildir. Toplumsal özgürlük bireysel özgürlüğü tamamlar, onu kâğıt üzerinde kalmaktan kurtararak hayatın içinde gerçekleşmesini sağlar, ona can verir. Bireysel özgürlükleri barındırmayan bir toplumsal özgürlük söylemi despotizmden başka bir şey üretmemiştir ve üretemez de. Bu yüzdendir ki Marksistler tüm demokratik hak ve özgürlüklerin en sınırsız gelişimi için mücadele eder ve bu mücadeleyi toplumsal kurtuluş davasının bir parçası olarak yürütürler.

Emekçi Çocukları İçin Öğrencilik Nasıl Bir Şey?

Emekçi çocuklarının eğitim görmelerinin önündeki engeller, büyük zorluklarla kazanılan üniversitelerde de devam ediyor. Sorunlar kayıttan başlıyor ve artarak devam ediyor. Önce karşınıza harç paraları ve kayıt masrafları çıkıyor. 1. öğretimde 400-600 TL olan, 2. öğretimde ise binlerle ifade edilen bu paraları ödeyemeyen emekçi çocukları adeta bir uçuruma sürükleniyor.

19 Aralık Katliamları Protesto Edildi

Maraş katliamının 32., “Hayata Dönüş” katliamının 10. yıldönümünde, çeşitli kentlerde protesto eylemleri düzenlendi.

“Hayata Dönüş” Katliamını Unutmadık

Devrimci tutsakları F tipi cezaevlerine taşımak, yalıtmak ve kimliksizleştirmek üzere gerçekleştirilen “Hayata Dönüş” operasyonunun üzerinden 10 yıl geçti. Adı dalga geçercesine konulmuş olan bu operasyonun eş zamanlı olarak yapıldığı 20 cezaevinde, 3 günün sonunda 28 tutsak katledilmiş, ...

Örgütlüysek Her Şeyiz, Her Şey!

Tarih 19 Aralık 2000. Gece sabaha dönmeye hazırlanırken, 20 cezaevinde birden demir kapılar açıldı, duvarlar delindi. Koğuşlar, maltalar, havalandırmalar, kurşun ve patlayan bomba sesleriyle sarsıldı. Göz gözü görmez oldu dört duvar içinde. Asker, polis, gardiyan, silah, bomba bir tarafta, kadın ve erkek devrimci tutsaklar bir taraftaydı. Saldırı bir tarafta, isyan bir taraftaydı. Devrimcilerin bedenlerine coplar iniyor, kurşunlar saplanıyordu. Bombalar o güçlü yüreklerin bedenlerini eritiyor, derilerini saçak saçak sarkıtıyordu.

Öğrenci Eylemleri ve Düzen Güçleri

Dolmabahçe’de Erdoğan’ın üniversite rektörleriyle yaptığı toplantı vesilesiyle gerçekleştirilen öğrenci protestoları ağır bir polis vahşetine maruz kaldı. Bundan iki gün sonra da Ankara SBF’de AKP ve CHP sözcüsü iki anayasa profesörünün (Burhan Kuzu ve Süheyl Batum) yapmayı planladıkları konuşmalar öğrenciler tarafından yumurta atılarak engellendi ve polislerin de yöneticiler tarafından okula sokulmasıyla arbede çıktı. Bu gelişmelere ilişkin görüntülerin burjuva medyada geniş biçimde yer almasıyla, halen de devam eden bir tartışma süreci yaşanmakta.

Sermayenin Yeni Popülist Alternatifleri

Önümüzdeki Haziran ayında yapılacak olan seçimlere yedi aydan kısa bir sürenin kaldığı bugünlerde, AKP’nin son sekiz yıldır alternatifsiz bir şekilde iktidarını korumasından ve üçüncü iktidar dönemine de bu şekilde girmesinden fazlasıyla rahatsız hale gelen sermaye kesimlerinin yeni seçenekler yaratma arayışları ve bu doğrultudaki çabaları iyiden iyiye hız kazanmış bulunuyor.

O Mahur Beste Çalar!

Acıların, coşkuların, umutların ve başkaldırının şarkılarını söyledi Ahmet Kaya. Bu topraklarda doğmuş ve bu coğrafyanın egemenleri tarafından aforoz edilmiş pek çok değerli insan gibi o da 10 yıl önce sürgünde hayatını kaybetti.

Bir Burjuva Liberalinden Marksizm “Eleştirisi”

Bu topraklar üzerinde vakti zamanında sosyalist mücadelenin içinde yer almış olan, sonrasında da dünyada esmeye başlayan liberal fırtınalar içinde kendini kaybeden ve bu rüzgârın etkisiyle bir uçtan diğer uca savrulup başka kıyılarda duraklayan şahsiyetleri bolca görmek mümkün hale gelmiştir. Dünün sosyalisti bu liberaller, şimdi oturdukları rahat koltuklarından geçmişlerine hayıflanıp, ne kadar boş işlerle oyalandıklarını “keşfedip”, bugünün gençlerine “aman ha, siz bari bu işlere bulaşıp da gençliğinizi boş yere heba etmeyin” diyebilmekteler. İşte bu bağlamda liberalizmin savunuculuğunu üstlenmiş Halil Berktay’ın “yeni keşfettiği” fikirler gözden geçirilmeyi hak ediyor.

“Ölümsüzlük Uykusu”

NATO Zirvesi ve Füze Kalkanı Projesi

Çok açıktır ki füze kalkanı projesi hem Türkiye hem de Ortadoğu halklarına daha fazla belâdan başka bir şey getiremez. Zaten emperyalizmin vurucu gücü olarak karşı çıkılması gereken NATO da, yeni savaş konseptiyle birlikte, işçi ve emekçi halklar açısından daha tehlikeli hale gelmiştir. NATO’nun lağvedilmesi ve silahlanmaya dur demek için, NATO üyesi ülkelerin işçilerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye işçi sınıfı da, Türkiye’nin NATO’dan çekilmesi, tüm NATO üslerinin kapatılması ve NATO’nun lağvedilmesi için mücadele vermelidir; Türkiye’nin kendi projesi de dâhil olmak üzere tüm füze sistemlerine karşı çıkmalıdır.