October 2010 tarihli yazılar


Küba’da Kapitalist Restorasyon Hızlanıyor

Küba’da kapitalist restorasyon rüzgârları gittikçe güçleniyor. SSCB’nin yıkılmasının ardından, o güne dek SSCB’nin sağladığı ekonomik destek sayesinde ayakta kalmayı başarabilmiş Küba ciddi sıkıntılarla boğuşmaya başladı. 90’lı yılların ilk yarısında yüzde 40’ı aşan bir ekonomik küçülme giderek artan bir yoksullaşmayı da beraberinde getirdi. Yiyecek dağıtımı sınırlandı, temel gıda ve ihtiyaç maddeleri piyasadan kaybolarak karaborsa faaliyetleri arttı, hammadde ve yakıt sıkıntısı had safhaya çıktı. Emperyalizmin uyguladığı düşmanca ambargo bu durumu her geçen gün daha da katlanılmaz kıldı. Ardından içine girilen sıkıntılardan kurtulmak için Küba yavaş yavaş kapitalizme doğru açılmaya başladı.

Avrupa’da Romanların Sınırdışı Edilmesi ve Yükselen Irkçılık

Yükselen ırkçılığa, İslamofobiye, ırkçı göçmen politikalarına karşı mücadele verilmezse, işçi sınıfını nasıl bir belânın beklediğini görmek için, II. Dünya Savaşı yıllarına bakmak yeterlidir. Yetmiyorsa çok daha yakın zamanda Balkanlar’da yaşanan kan banyosu hatırlanmalıdır. Faşizmin bir daha gelmeyeceğini düşünmek ahmaklıktır. Bugünkü ırkçılığın, 6 milyon Yahudiyi fırınlarda yakan, gaz odalarında boğan Nazizmden özde farklı olmadığını görmek gerekir. Irkçılığa ve onu temsil eden faşist partilere karşı tek geçerli mücadele, işçi sınıfının enternasyonalist ve devrimci anlayışıyla verilecek olandır. Çünkü faşizmi ancak işçiler ezer!

Türkiye Kalkınıp Güçleniyorken…

Sermayenin büyümesi bizim daha fazla sömürülmemiz demektir. Devlet sermaye devletidir ve devletin güçlenmesi sermayenin güçlenmesidir. Bizler gücümüzü, enerjimizi işçi sınıfının dünya çapında örgütlenmesine harcamalıyız. Bizim gücümüz birliğimizden gelir. Devrimci bilinçle donanmış bir işçi sınıfının karşısında hiçbir güç duramaz. 1917 Ekim Devrimi bunun bir kanıtıdır. Burjuvazinin milliyetçilik zehrine karşı işçi sınıfının enternasyonal mücadelesini güçlendirelim. Kurtuluş “güçlü ülke”de değil kapitalizmin yerle bir olduğu sosyalist bir dünyadadır.

Sosyalizm Postuna Bürünmüş Kemalizm

Herkes kendi yoluna! Ayrışma ve netleşme her alanda yaşanmalıdır. Kendine sosyalist diyen, ama gerçekte sol Kemalist olanlar, siyasal arenada yaşanan kavganın da basıncıyla her geçen gün daha fazla gerçek renklerine doğru bir dönüşüm geçiriyorlar. O halde bundan sonra hak ettikleri gibi adlandırılmalı, sol Kemalizm sosyalist hareketin dışına itilmelidir. Sosyalist hareketin bu temelde bir dönüşüme uğraması ve enternasyonalist komünizmin belirleyici hale gelmesi için, bir taraftan ideolojik savaşım sürdürülmeli, ama öte taraftan da işçi sınıfı içinde kök salma çabası derinleştirilmelidir.

Sınavlar Cumhuriyetinde KPSS Rezaleti

Artık iyiden iyiye bir sınav cehennemine dönüşmüş olan Türkiye’de, bu yıl yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavında soruların sızdırıldığına dair haberlerin ortaya dökülmesiyle birlikte, sınav yolsuzlukları ÖSYM üzerinden günlerce tartışıldı. Soruların Fettullah Gülen cemaatine mensup kişilere sızdırıldığına dair kuvvetli emarelere de rastlanınca, özellikle burjuva medyanın kimi kesimleri tarafından referandumun hemen öncesine denk gelen süreçte yolsuzluğun üzerine daha da bir şevkle gidildi. Ve biraz yüklenmeyle anlaşıldı ki, sınav yolsuzluğu sadece bu yılki KPSS sınavı ile sınırlı ve sadece cemaatle ilgili değilmiş. Sınavlarda “casusluk teknolojisinin” son ürünlerini kullanan birçok çete varmış ve bunlar YGS’sinden ALES’ine pek çok sınavda müşterilerine hatırı sayılır meblağlar ...

Avusturya Eyalet Seçimleri Üzerine

Avusturya’da yapılan eyalet meclisi ve yerel yönetim birimleriyle ilgili seçimlerde ırkçı, milliyetçi Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) Viyana’da oy patlaması yaptı. Yıllardan beri Viyana eyalet meclisinde ve Viyana belediyesinde mutlak çoğunluğu elinde bulunduran ve başkenti tek başına yöneten Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ilk defa bu seçimlerde uğradığı oy kaybıyla mutlak çoğunluğu yitirdi.

Paşa’dan İtiraflar: “Kıbrıs’ta Cami Yaktık”

İnternete düşen ses kayıtlarıyla, devletin, çıkarları doğrultusunda ne tür yöntemlere başvurduğu ortaya seriliyor. Bazen de bu yöntemlerin neler olduğunu bizzat üst düzey generallerin yaptıkları röportajlardan öğreniyoruz. İtiraf edilenler insanın kanını donduran türden. Ama yaptıkları pislikleri açıklarken bu düzenbaz katillerin yüzleri bile kızarmıyor. Kıbrıs’ta cami yaktıklarını itiraf eden Sabri Yirmibeşoğlu da bunlardan biri.

12 Eylül’ün Hesabını Sormaya Bilendik

Biz işçi sınıfı devrimcileri yolumuzda ilerlemeye devam edeceğiz. Yeter ki işçi sınıfının gücü, bilinci daima sağlam ve örgütlü olsun. Örgütlü olan işçi sınıfı her zaman kazanacaktır. İşçi sınıfı faşist darbenin etkilerini üstünden atınca, sermayeyi de paşaları da tahtlarından indirecektir. Buna kalpten inanıyorum.

Kürt Sorunundan Kaçış Yok!

Bugünlerde yeniden canlandırılmaya çalışılıyor görünen “açılım” süreci fiiliyatta nasıl ilerlerse ilerlesin, devrimci işçilere düşen görev, bir yandan ısrarla ilkesel olarak UKKTH’yi ileri sürmek, bir yandan da onu somut süreçle bütünleyici biçimde demokratik talepleri ileri sürerek demokratik çözüm yolunu sonuna kadar zorlamaktır.

Zorunlu Bir Resmi Dil Gerekli midir?

Rus Marksistleri diyorlar ki, hiçbir zorunlu resmi dil olmamalıdır, öğretimin tüm yerel dillerde yürütüleceği okullar halka sağlanmalıdır, anayasaya herhangi bir ulusun tüm ayrıcalıklarını ve ulusal azınlıkların haklarının ihlal edilmesini geçersiz ilan eden temel bir yasa eklenmelidir.

Kürt Hareketiyle TC Arasındaki Görüşmeler Üzerine

Haksız savaşlara karşı çıkmak ve ezilen halkları sahiplenmekişçi sınıfı mücadelesinin vazgeçilmez görevleri arasındadır. Sınıf bilinçliişçiler görüşmelerin sürdürülmesini ve Kürtlerin taleplerinin kabul edilmesinisavunur ve devletin Kürtlere karşı sürdürdüğü savaşın haksızlığını teşhir ederler.

“Kâğıt Parçaları” ve Savaş Suçları

Geçtiğimiz haftalarda Wikileaks adlı bir internet sitesinde, 90 binden fazla gizli belge yayınlanarak ABD ve müttefiklerinin Afganistan’da işledikleri bazı savaş suçları deşifre edildi. On binlerce belgeyi daha yayına sokacağını açıklayan site bir anda gündeme otururken, beklendiği üzere Amerikan devletinin ve egemenlerin tüm şimşeklerini de üzerine çekti. Aynı günlerde emekli koramiral Atilla Kıyat’ın bir televizyon programında “faili meçhul”lerin devlet politikası olduğuna dair açıklamalarıysa, TC’nin işlediği savaş suçlarının da gündeme gelmesine yol açtı. Kuşkusuz tüm bunlar gizli belge gerektirmeyen ve yıllardır dile getirilen çıplak gerçeklerdir.

Marmara Üniversitesinin Mağdur Öğrencileri

Ben Marmara Üniversitesinde okumakta olan bir öğrenciyim. Sizlerle paylaşmak istediğim konu, bir ay önce öğrendiğimiz bir olay. Üniversitenin ikiyüzlülüğü. Öğrencinin arkasından çevrilen oyunlar.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh