August 2010 tarihli yazılar


Egemenlerin Kırmızı Kitapları

“Kırmızı Kitap” ya da “gizli anayasa” gibi adlarla anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) geçtiğimiz günlerde bir kez daha gündeme geldi. Her ne kadar bu konu referandum ve Kürt sorunundaki yakıcı gelişmeler arasında bir parça geri planda kalsa da, ele alınması gereken önemli yönler barındırmaktadır. Dahası MGSB gündemin bu yakıcı başlıklarıyla da çok yönden alâkalıdır.

Devrimcilere Karşı Polis Terörü Sürüyor

Sermaye devletinin devrimcilere yönelik baskıları hız kesmeden devam ediyor. Gözaltı ve tutuklamalarla devrimci faaliyetin önünü kesmeye çalışan devlet, operasyon için uyduruk gerekçeler üretiyor. Hedef kapitalizme karşı mücadele yürüten devrimcileri yıldırmak ve mücadeleden vazgeçirmektir. Bu ...

Asker Olunacak, Ol!

Toplumsal hayatın askeri değerler temelinde şekillendirilmesi, bu değerlerin yüceltilmesi ve bütün topluma egemen kılınması olarak tanımlanabilecek olan militarizm, sınıf mücadelesinin yükselişiyle yakından ilişkili olarak tüm burjuva devletlerin başvurduğu ideolojik bir silahtır. Ne var ki militarizm, yaşadığımız topraklarda, ideolojinin çok ötesine geçen ve devletin ve toplumun köklerine damgasını vuran bir olgudur aynı zamanda. Ordunun siyaset üzerindeki hâkimiyeti, savaşın ve askerliğin kutsanması, hak ve özgürlüklerin değil görev ve sorumlulukların öne çıkarılması, “baba devlet” anlayışının yaygınlığı, devlet şiddetinin meşru görülmesi, otoriteye kayıtsız şartsız boyun eğilmesi gibi sosyal ve siyasal özelliklerle kendini gösteren bu olgu, Doğu toplumlarına has bir karakteristik ...

Eksen Kayması mı, Emperyalistleşen Türkiye’nin Yeni Pazar Arayışları mı?

“Eksen kayması” tartışmaları, Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki “one minute” çıkışından bu yana devam ediyor. Esasen İsrail ve ABD kaynaklı olan bu kavram, kısa sürede statükocu cenahın AKP’yi sıkıştırmaya yönelik temel argümanlarından biri haline gelmiştir. Küçük-burjuva ve milliyetçi solu da peşine takmayı beceren statükocu cephe, “eksen kayması”na konu olan dış politika yöneliminin ve hamlelerinin, AKP’nin gizli İslamcı ajandasının bir parçası olduğunu ve Türkiye’yi Batı’dan ve Batı’nın çağdaş değerlerinden kopararak şeriatçı bir rejime yaklaştırdığını iddia ediyor.

TC Egemenleri “Bölücü” mü Oldu?

Kendisine dönük tüm inkârcı ve imhacı saldırılara rağmen Kürt halkı bugüne dek özgürlük ve eşitlik temelinde bir arada yaşamaktan yana olduğunu, savaş değil onurlu bir barış istediğini defalarca dile getirmiştir. Zaten ezilen bir ulus olarak Kürt halkı ayrılıktan yana bir tutum da alsa devrimci işçi sınıfı onun bu kararına saygı gösterir. Ancak ezen ulus burjuvalarının provokatif söylemlerine karşı uyanık olunmalıdır. Onların “ayrılmayı” savunuyor gözüken söylemleri son derece tehlikelidir. Çünkü ezilen ulusun kendi kaderini tayin etme hakkını kullanması özgürlüklerin, ezen ulus burjuvalarının “ayrılıkçılığı” ise etnik temelli kanlı iç savaşların, katliamların kapısını açar.

Meksika Körfezi’nde Çevre Felâketi

20 Nisanda büyük bir çevre felâketi daha yazıldı kapitalizmin kara defterine. Meksika Körfezi’nde BP’ye ait petrol platformu patladıktan sonra okyanusun sularına gömüldü. Patlamada ölen 11 işçinin cesedi dahi bulunamadı. Sulara sızan petrol ise körfezdeki canlı hayatın büyük zarar görmesine sebep oldu. Okyanus sularının mavisi bir kez daha petrolün karasına büründü. Doğa bir kez daha kapitalistlerin pis elleriyle kirletildi. Elbet hep böyle gitmeyecek. Gün gelecek bu pis eller doğanın yakasından sökülüp atılacak!

Kapitalizm Gençliği Uyuşturuyor /2

İşçi gençliğin başına bu belâyı saran bizzat kapitalist düzen olduğundan, kurtulmanın yolu da düzene karşı mücadele veren devrimci hareketin saflarına katılmaktır. Örgütlü bir biçimde devrimci mücadeleye katılan genç, bilinçlendikçe içinde yaşadığı düzenin çelişkilerini ve bu düzenin yıkılması zorunluluğunu fark edecektir. Yaşadığı sıkıntıların asıl kaynağının kapitalist sistem olduğunu görecek ve bu sisteme karşı mücadele vermedikçe gerçek kurutuluşun olmayacağını kavrayacaktır.

Avrupa Birliği, Liberal Düşler ve Marksizm

Yeni yüzyıla adım atarken liberal burjuva ideologlar “Birleşik Avrupa” düşünü yeniden gündeme sokmuşlardı. Avrupa Birliği, kapitalizm altında ulus-devletin aşılabileceğinin alameti olarak sunuluyor; Avrupa’nın, pazar birliğinden siyasal birliğe doğru tarihsel bir gelişim gösterdiği ileri sürülüyordu. Avrupa Parlamentosu, ortak para birimi gibi oluşumlar ve Avrupa anayasası girişimleri “Birleşik Avrupa” düşlerini besliyordu. Hatta AB üyesi ülkelerde ders kitapları bile “Birleşik Avrupa” temasını işlemeye başlamıştı.

İşbirlikçi Sendikalar Büyüyor, KESK Ne Yapıyor?

Kamu işyerlerinde “memur” statüsünde çalışanlar, emekçi-işçi olduklarının bilinci ile on yıllardır mücadele ediyorlar. Kamu emekçilerinin on yıllar süren bu sendikal mücadeleleri sendikalı olmalarını kabul etmeyen devletin saldırılarını da beraberinde getirdi. Devlet bir yandan baskı uygularken bir yandan da güdümlü sahte sendikalar kurarak emekçilerin sendikal mücadelesini engellemeye çalıştı. İşte bu güdümlü sendikalar eliyle kamu emekçilerinin sendikal mücadelesini zayıflatma hamleleri meyvesini vermiş görünüyor.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh