Navigation

June 2010 tarihli yazılar

İsmet İnönü, Kemalizm ve Demokrasi

Alevlenen İnönü tartışması içerisinde ileri sürülen düşünceler, Türkiye’de yıllardır kendisini sol olarak yutturan milliyetçi-devletçi Kemalist zihniyetin ne denli tutucu ve demokratlıktan uzak, sağ siyasetçilerin ise ne denli ikiyüzlü ve ilkesiz olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır. Nitekim gerek Erdoğan’ın İnönü’ye dair suçlamaları için gerekse de Kemalistlerin İnönü savunusu için ileri sürdükleri argümanlar 60 yıldır tekrarlanan nakaratların bir adım ötesine bile geçmiş değildir.

Artan Et Fiyatları ve İthal Et Tartışmaları

Son bir yılda et fiyatları aşırı bir artış gösterdi. Böylece zaten fiyatı bir işçi ailesinin bütçesini zorlayan etin işçi sofrasına uğrama ihtimali de nerdeyse sıfıra düştü. Et fiyatlarındaki “anormal” artışın sebepleri ve çözümü gündemin ana maddelerinin arasında zor da olsa kendine yer bulabildi. Bizzat başbakan, bir marketi teftiş ederken sosis fiyatlarına kızıp derhal indirilmesini salık veren Putin’e öykünerek olaya müdahale etti. “Ben vatandaşıma 30 liradan kıyma yedirmem” diyen Erdoğan gerekli çalışmaları başlatma talimatı verdi bakanlarına.

Tayland’da Burjuvazinin İt Dalaşında Emekçiler Eziliyor

Burjuvazi içindeki iktidar kavgasının fiili çatışmalar biçimine bürünmesinin son örneği, geçtiğimiz günlerde, Güneydoğu Asya’da yer alan ülkelerden Tayland’ın başkenti Bangkok’da yaşandı. Eski başbakan Taksin Şinavatra’nın liderliğini yaptığı ve daha çok “Kırmızı Gömlekliler” olarak bilinen “Diktatörlüğe Karşı Ulusal Birleşik Cephe” taraftarlarının, Başbakanın istifa etmesi ve erken seçime gidilmesi talebiyle 3 Nisanda başlattıkları gösterilerde en az 50 kişi öldü, 1600’den fazla kişi ise yaralandı.

İngiltere Seçimlerinin Ardından

Yirminci yüzyılın başlarından bu yana İngiltere’de merkez sağda konumlanan Muhafazakâr Parti ve merkez solda konumlanan İşçi Partisi ülkenin en büyük iki siyasi partisi olageldi. Şimdiye dek burjuva iktidar bu iki parti arasında dönüşümlü olarak ve sorunsuzca el değiştiriyordu. Ancak kapitalizmin dünya ölçeğindeki bunalımı bu tabloyu da bozdu ve bunun sonucu olarak İngiltere’de uzun yıllardır ilk kez üçüncü bir partinin de dahil olduğu bir koalisyon hükümeti ortaya çıktı.

Baykal’a Derin Darbe, Statükoculuğa Hayat Öpücüğü!

Burjuvazinin AKP karşısında konumlanan kesimlerinin başlatmış olduğu bu yeni seferberlik sürecinin emekçi kitleler açısından anlamı, kitlelerin bir yandan kabartılmakta olan şovenizm dalgasıyla sersemletilmeye, diğer yandan da bir sürü gibi Kılıçdaroğlu’nun peşine koşulmaya çalışılacak olmasıdır. Kılıçdaroğlu işçi-emekçi-yoksul dostu “sol” bir söylemle kendini pazarlamaya şimdiden başlamıştır. Bu kocaman bir aldatmacadır. O nedenle bilinçli öncü işçiler sınıf kardeşlerinin Kılıçdaroğlu zokasını yutmamaları için var güçleriyle çaba harcamalıdırlar.

Yunanistan’da “Tembeller” İsyanda, Burjuvazi Panikte

Kapitalizmi sarsan küresel ekonomik kriz, burjuvazinin sistemi rayına oturtmaya dönük bütün çabalarına rağmen Avrupa’da da tüm dengeleri altüst etmiş bulunuyor. Euronun hızla değer kaybetmesi, bütçe açıklarının burjuva devletleri iflas noktasına sürüklemesi, işsizliğin çığ gibi büyümesi ve sınıf hareketinin militanlaşması, egemenleri kara kara düşündürüyor. Ancak sermayenin temsilcileri, yıllardır uyguladıkları neoliberal ekonomi programlarını daha da ağırlaştırarak hayata geçirmekten başka bir çıkış yolu bulamıyorlar. Bu saldırı programının en acı reçeteler eşliğinde uygulamaya koyulduğu ülkelerden biri de Yunanistan. Ne var ki Yunan işçi sınıfı boynunu bıçağın altına uysal bir koyun gibi uzatmıyor.

Futbol, Bahis, Şike ve Kapitalizm

Endüstriyel futbol devasa bir pazar olmasının yanı sıra burjuva ideolojisinin hâkimiyetine katkıda bulunan güçlü bir araçtır aynı zamanda. Endüstriyel kapitalist futbol kitlelerin afyonudur. Bahis oyunlarının yaygınlaşması futbolun bu uyuşturucu etkisini daha da artırmıştır. İşçiler, sınırlı boş vakitlerini endüstriyel futbola ayırırken, kapitalizmin iğrenç çarkları dönmeye devam eder. Zihinlerin uyuşturulup esir alınması sayesinde kapitalizm pisliklerini her yere bulaştırır. Hem bahiste, hem sahada kazanan burjuvazi olur. Nazım Usta’nın dediği gibi “kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim”!

Çarpık Eğitim Sisteminin Sonuçları

Kapitalizm canavarı her gün binlerce insanı yutuyor. Kimilerini savaşlarda, kimilerini “doğal afetlerde”, kimilerini iş kazalarında, kimilerini psikolojik travmalarla intihara sürükleyerek… Bunların her birine tanık oluyor ya da bizzat yaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Muğla’da daha 18 yaşında gencecik bir öğrencinin intihar ettiğini öğrendik televizyonlardan, gazetelerden. “18 yaşında gencecik bir insan nasıl olur da intihar eder, hayatına son verir?” diye düşünüyoruz; daha önünde dolu dolu yaşayabileceği onca yıl varken!

Kapitalizm Küçük Üreticileri Ezerek Tasfiye Ediyor

Kapitalist gelişmenin kaçınılmaz sonuçları Türkiye ekonomisinde de etkilerini gösteriyor. 80’li yılların ortalarından itibaren hızlanan kapitalist gelişmenin, özellikle de 2000’li yıllarda adı Kemal Derviş ile anılan tarımda kotalar uygulamaya dönük yasaların ardından, Türkiye’deki köylülük kalesinin surlarında da büyük gedikler açıldı. 1980’lerin ortalarına kadar %60’ların altına inmeyen tarımsal nüfus, son 15 yıl içinde %50’lerden hızla %30’lara kadar geriledi. Ama ne pahasına?

Kürt Halkına Karşı Artan Baskılar Protesto Edildi

Kürt şehirlerinde halka yönelik şiddetin boyutları tırmandırılıyor. Operasyonları protesto etmek için gerçekleştirilen basın açıklamaları polis şiddetiyle engelleniyor. Silopi’de operasyonların durdurulması talebiyle yapılan yürüyüşe gaz, cop ve basınçlı suyla müdahale eden polis, BDP milletvekili Sevahir Bayındır’ın kalça kemiğinin kırılmasına neden oldu.

Siyonist Vahşet Sınır Tanımıyor

Emperyalist-kapitalist egemenler Ortadoğu halklarına ancak daha fazla savaş, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı getirebilirler. Çözüm, tüm halkların ve azınlıkların ayrılma hakları da dahil olmak üzere bütün demokratik haklarını güvence altına almış, gönüllü birlik temelinde oluşturulmuş bir Ortadoğu İşçi ve Emekçi Sovyetleri Federasyonunun kurulmasındadır. Buna yol açacak bir Ortadoğu devrimi olmaksızın, bölgedeki sorunlar yumağına kalıcı, yaşayabilir, adil ve demokratik bir çözüm bulmak olanaksızdır. Bu ise ancak işçi sınıfının enternasyonalist bilinç ve örgütlülük düzeyinin yükseltilmesiyle mümkündür.

Yardım Filosuna Saldıran İsrail Eylemlerle Lanetlendi

Üç yıldır İsrail ablukası altında yaşamak zorunda bırakılan Gazze halkına yiyecek, ilaç ve inşaat malzemeleri taşıyan yardım gemilerinden oluşan filo, İsrail ordusunun hunharca saldırısıyla engellendi. Gazze limanına ulaşmayı amaçlayan gemiler, daha uluslararası sulardayken saldırıya uğradılar. Hücum botlarıyla ve helikopterlerle gemilere çıkartma yapan İsrail timleri, 9 kişiyi katletti ve onlarcasını da yaraladılar.

Nükleer Silahsızlanma mı?

Emperyalist savaş devam ederken ve her gün onlarca insan korkunç bir şekilde can verirken, emperyalist güçler yarattıkları vahşet tablosunu “barışseverlik” şovlarıyla kamufle etmeye çalışıyorlar. ABD ile Rusya arasında imzalanan Nükleer Silahların İndirimi Anlaşmasının akıl almaz bir burjuva ikiyüzlülükle “barışa atılan önemli bir adım” olarak kutsanması bunun son örneği.