Navigation

October 2009 tarihli yazılar

Avusturya’da ‘68 Rüzgârları

22 Ekim gününden beri Viyana Üniversitesinin en büyük amfisi olan Audi Max salonu yaklaşık 700 öğrenci tarafından işgal altında tutuluyor. Ayrıca Viyana ve Salzburg’ta kitlesel öğrenci gösterileri planlanmış durumda. İşgal ve gösteriler ülkenin diğer üniversitelerine de yayılma eğiliminde. Graz Üniversitesinde de bir amfi öğrencilerin işgali altında bulunuyor. Ansızın patlak veren eylemlerin sebebi; burjuva hükümetlerin mevcut kriz yüzünden giriştiği banka ve şirket kurtarma operasyonlarına milyarlarca Euro ödenek ayırırken, eğitim ve bilim için ayırdığı bütçeyi sistematik olarak kısması ve bunun sonucu olarak eğitim kalitesindeki hissedilir düşüş.

“Ateşi Çalmak”

Galina Serebryakova’nın kaleme aldığı “Ateşi Çalmak” işte böyle bir kitaptır. Çünkü aslında kitabın anlattığı konu, işçi sınıfının Prometheus’u olan Karl Marx’ın hayatı ve mücadelesidir. Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlığa vermiştir. İnsanlık için ateş aydınlık demektir. Karanlıkta önünü görmek ve tüm zorluklara göğüs gerebilmek demektir. Çözümdür ateş. Marx da, tıpkı Prometheus gibi, kurtuluş ateşini işçi sınıfının eline vermiştir. Marx işçi sınıfı için ışık demektir. İşçi sınıfının kurtuluşu Marx’ın öğretisindedir. Marksizmin ışığında yürümektedir.

Sağlıksızlığa Dönüşüm Projesi

Sağlık insanın vazgeçilmezlerinden biridir. Ama ticari olarak, sağlık sektörü de sermaye sınıfının vazgeçilmezleri arasındadır. Devleti bu alandan süpürerek pastayı mideye indirmeye çalışan burjuvazinin arzuları, örgütlü işçi sınıfının tepkisi olmadığı sürece, hiçbir engele takılmadan gerçekleştirilecek. Buna izin vermemenin tek yolu burjuvaziye karşı örgütlü mücadele yürütmekten geçiyor. Tüm dünyada beslenme, konut, sağlık, ulaşım ve eğitim hakkından ücretsiz faydalanabilmek, kendi kaderimizi kendi ellerimize almakla mümkün olacaktır ancak.

Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez

Merhaba işçi arkadaşlar,

Göçmen İşçilerle Ortak Mücadeleye!

Kısa süre önce, Tayland’ın güneyinde, bir kamyonun arkasındaki konteynırda 54 Myanmarlı “kaçak” göçmen işçi boğularak öldü. 20 Çinli işçinin, Morecamble Körfezinde kabuklu deniz canlısı toplarken gelgite kapılarak ölmesi, ABD sınırını geçmeye çalışırken her yıl ortalama 400 kişinin öldürülmesi, batan botlarda yüzlerce göçmenin boğularak ölmesi gibi birçok olay ise hatırlanmıyor bile. Bu trajedileri yaşayanlar, burjuvazi için, gazete “haber”lerinin ya da istatistik verilerinin içinde birer sayı olmaktan başka bir şey ifade etmiyorlar. Yaşamayı başarıp ücretli köle olmaya hak kazananların payına ise sefaletten başka bir şey düşmüyor.

Korkuları olanlar kaybedecek!

Korkuları olanlar kaybedecek!

Kriz Kuyusundaki Kapitalizm

Bu koşullarda, krizden şu ya da bu tempoyla (ister V ister U şeklinde olsun) çıkılmasından değil de, en iyi ihtimalle kısa ve cılız bir canlanma evresinin ardından uzun ve sancılı bir durgunluk dönemine saplanılıp kalınmasından, yani depresyondan resesyona (durgunluk) geçişten, krizin bu anlamda devam edeceğinden bahsetmek çok daha mümkün görünüyor. Büyük kapitalist ekonomilerin yüzde 1-2’lik büyüme öngörüleri aslında tam da bu resesyon sınırlarında kalınacağı anlamına geliyor.

Irkçılık ve Göçmenlere Karşı Artan Saldırılar

Emekçilerin yaşadığı toprakları terk ederek daha gelişmiş ülkelere göç etmesi kapitalizmin yarattığı koşulların kaçınılmaz sonucudur. 300 milyondan fazla insan daha iyi bir yaşam umuduyla göçmen olarak yaşamaktadır. Göçmen işçiler emperyalistler için hem ucuz işgücü kaynağı, hem de kapitalizmin kitlelerde yarattığı tepkinin kanalize edildiği bir hedef durumundalar.

Taksim’de Barış Yürüyüşü

Kürt sorununun çözülmesi doğrultusunda Türkiye’ye giriş yapan Barış Grubu, 19 Ekimde DTP’nin ve demokratik kitle örgütlerinin Taksim’de gerçekleştirdiği yürüyüşle selamlandı. Taksim Meydanında toplanan binlerce insan, Galatasaray Meydanına kadar coşkulu bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Binler Ceylan İçin Haykırdı!

Taksim’de binlerce insan, 28 Eylülde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde katledilen 12 yaşındaki Ceylan Önkol için bir araya geldi. 15 Ekim akşamı, Yasemin Göksu ve İlkay Akkaya’nın söylediği Urfa türküsüyle başlanan yürüyüşte 3 binden fazla insan vardı.

Uludağ Üniversitesinde Formasyon Eziyeti

Geçtiğimiz haftalarda, devletin fen-edebiyat fakültelerine formasyon hakkı tanımasıyla birlikte, birçok öğrenci formasyon (öğretmenlik) hakkına kavuştu. Ancak okuduğumuz üniversitenin keyfi uygulamaları yüzünden yine çok sayıda öğrenci bu haktan faydalanamıyor.

Şovenizmin Tabuları ya da Üniter Devlet ve Resmi Dil Yalanları

Bıraktık kendine Marksist diyenleri, kendine demokrat diyenler bile, Lenin’in ifadesiyle, “ayrı ayrı dillerin tam özgürlüğünü kayıtsız şartsız tanımalı ve hangisi olursa olsun bu dillerden biri için ayrıcalığı reddetmelidir”. Anadilde eğitim hakkının da bunun en temel uygulamalarından birisi olması gerektiği apaçıktır.

Hegemonya Yarışının Gölgesindeki IMF-DB Toplantısı

Bu emperyalist kurumları protesto etmek ve kendi taleplerini örgütlü biçimde haykırmak tüm bilinçli işçilerin görevidir. Ancak Türkiye’yi halen emperyalistlerin sömürgesi olarak gören, burjuvaziyi işbirlikçi olan ve olmayan diye ikiye ayıran, bal gibi de burjuvazinin kendi isteğiyle uyguladığı programları IMF’nin dayatması olarak lanse eden, bu tür ekonomi politikalarına karşı habire kapitalist devletçiliği öne çıkaran anlayışlar artık terk edilmelidir. Sol ve devrimci güçler, milliyetçi ve küçük-burjuva anlayışlardan kurtulamadıkça ve işçi sınıfı doğru temellerde örgütlenip anti-kapitalist mücadeleye atılmadıkça, gerçek bir alternatifin ortaya konması da mümkün olmayacaktır. Tek gerçek alternatif işçilerin iktidarı ele geçirerek kendi sınıf egemenliklerini kurmalarıdır.

Ceylan Önkol’un Katili Bulunsun!

Taksim tramvay durağında bir araya gelen çok sayıda siyasi çevre, Ceylan Önkol’un askeri birlikten açılan havan atışıyla hayatını kaybetmesini, düzenledikleri basın açıklamasıyla protesto etti. “Ceylan Önkol’un Katili Devlettir, Katillerden Hesap Soracağız” pankartı arkasında toplanan kitle, ellerinde Uğur Kaymaz ve Ceylan Önkol’un fotoğraflarını taşıyarak “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganını haykırdı.

Mersin’de “IMF-DB” Karşıtı Eylemler

Mersin Üniversitesinde, 5 Ekim günü 100’e yakın öğrenci IMF ve Dünya Bankası’nın Türkiye toplantılarını basın açıklamasıyla protesto etti. Basın açıklamasında “IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarını yapmak için Türkiye’ye geliyor. Onlar Türkiye’ye aç ve yoksul halkı, işçileri sömürmeye geliyor.

Kemalizm Çözülürken Sol Neden Figan Ediyor?

Düzenin egemenleri, on yıllardır, “etrafı düşmanlarla çevrili, dış mihraklar tarafından parçalanmak, yer altı ve yer üstü kaynaklarına el konulmak istenen cennet vatanımız Türkiye” masalıyla emekçi kitlelerin bilincine korku düşürmeye, onu tutsak almaya çalıştılar ve halen de çalışıyorlar. Bu korkunun üretilmesinde 85 yıldır devletin resmi ideolojisi olan Kemalizmin özel bir rolü vardır. Unutmayalım ki, Kürt halkına karşı yürütülen haksız savaşın topluma kabul ettirilmesi de bu korku zemini sayesinde mümkün olmuştur ve olabilmektedir.

6 Ekimdeki Polis Saldırısı Protesto Edildi

6 Ekimdeki IMF-DB eylemine yapılan polis saldırısı DİSK Genel Merkezinde yapılan basın toplantısıyla protesto edildi. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB adına yapılan basın açıklaması Sami Evren tarafından okundu. Evren, protesto gösterilerinin AKP’nin ikiyüzlülüğünü bütün çıplaklığıyla gösterdiğini, İstanbul polisinin de acımasız saldırısına sahne olduğunu ifade etti.

IMF Protestosuna Polis Saldırısı

İşçi sınıfı, emperyalizmin sözcülerini üretimden gelen gücüyle püskürterek tepkisini kitlesel biçimde ortaya koyamadığı ve bu tür eylemler sendikaların ve sosyalist örgütlerin dar protesto gösterilerine indirgenmeye devam ettiği sürece, burjuvazi tüm kurumlarıyla yalanlarını yaymaya ve saldırılarını sürdürmeye devam edecek. Dünyanın geleceğini karanlığa, savaşlara, işçileri açlığa ve sefalete sürükleyen kapitalizmi tüm küreden son kalıntısına kadar temizleyecek tek güç örgütlü işçi sınıfıdır.

Hasta Tutsaklara Özgürlük Eylemleri Devam Ediyor

Ağız kanseri nedeniyle durumu ağırlaşan ve tedavisi tutukluluk koşullarında Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi hasta koğuşunda devam eden Güler Zere’nin serbest bırakılması için yapılan tüm girişimler hükümet tarafından görmezden gelinmeye devam ediyor.