May 2009 tarihli yazılar


Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / XV

Burjuva devletin yıllardan beri süregelen yalana, inkâra, baskı ve şiddete dayalı bu kadim politikaları, ne sorunları ortadan kaldırabilmiş ne de tarihsel gerçekleri buharlaştırabilmiştir. Tam tersine, gerçekler daha da direngenleşirken, sorunlar daha da ağırlaşıp kangrenleşmiştir. Bugün artık bu sorunlar, baskıcı yöntemlerle daha fazla bastırılamaz ve daha fazla ertelenemez bir hale gelmiştir. Toplumsal ilerlemenin önünde gerçek bir engel teşkil eden bu sorunlar, mutlaka çözülmeyi beklemektedir. Dolayısıyla, bu sorunları çözmeyen ya da çözümüne engel olan burjuva partilerin bizzat kendilerinin çözüleceğinden hiç kuşkumuz olmasın. Bu bağlamda, AKP’yi bekleyen akıbetin de bundan başka bir şey olmayacağını söylemek bir kehanet olmayacak.

Domuz Gribi Üzerinden Yaratılan Paranoya

Meksika’da başlayıp diğer ülkelere yayılan domuz gribi tüm dünyada gündemin önemli bir maddesi haline geldi. İlk kez Nisan ayında Meksika’da rastlanan domuz gribine yeni bir virüs türünün yol açtığı açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 25 Mayısta açıkladığı verilere göre 42 ülkede tespit edilen 12 bin 515 vakada 91 kişi yaşamını yitirdi. Ölümlerin tamamına yakın bir kısmı Meksika’da gerçekleşmiş bulunuyor. Abartılı haberler yapan medyanın, kitleleri paniğe sürüklemek amacında olduğunu baştan söylemek gerekiyor.

Kayıplarımızı Unutturmayacağız!

30 Mayısta 218’inci kez Galatasaray Lisesi’nin önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, oğullarını, kızlarını, kocalarını kaybedenler bulununcaya kadar eylemlerine devam edeceklerini belirtiyorlar. Kayıp yakınlarına destek vermek üzere eylemde hazır bulunan Bilgesu Erenus, Tevfik Fikret’in yüz ...

ÖSS Delirtti!

Her sene milyonlarca öğrenci hayatlarının sınavı olarak gördükleri ÖSS’ye giriyor. 3 saatlik sınavı tüm hayatlarının bir kurtarıcısı olarak görüyorlar adeta. Çünkü sistem çarklarını böyle kuruyor. Her yıl bir yarışın içinde koşturulan milyonlarca genç, hayattan tüm bağlarını koparıp bütün bir seneyi sınava adıyorlar. Sonrası ise malûm: diplomalı işsizlik.

Kızıl Kanatlı Rosa /6

Dünyamızı kaotik bir alana, bir korku ve savaş cehennemine çeviren kapitalizm yıkılmalıdır. Dünyanın tüm işçi-emekçi kitleleri, yoksulluk, açlık ve hastalıklar altında inleyen insanları açısından bundan başka bir kurtuluş yolu yoktur. Üstelik kapitalizm artık insanlığın ve dünyanın geleceğini tehdit eden öyle büyük bir belâya dönüşmüştür ki, kaybedecek zerre kadar vakit yoktur. Rosa’nın dediği gibi, aslında devrimin kaybedecek zamanı yoktur. Dünyanın işçi ve emekçi kitleleri sınıf bilinciyle donanıp mücadele azmiyle ileri atıldıklarında, “devrim çeşitli zaferlerden ve yenilgilerden geçerek kendi büyük hedeflerine doğru fırtınalar içinde yürüyecektir”!

Berlusconi Mussolini’nin İzinde

Nisan ayı başlarında Abruzzo kentini sarsan depremde yaşamını yitiren 300’e yakın insanın yasını tutan ve çadırlarda yaralarını sarmaya çalışan halka İtalya Başbakanı Berlusconi şu sözlerle seslendi: “Bunu haftasonu tatili saymak lazım!” Yasalarda yaptığı düzenlemelerle göçmenlere karşı baskıların artmasına, faşist saldırganlığın tırmanışa geçmesine zemin hazırlayan Berlusconi, depremzedelere yönelik yaptığı bu açıklamayla insan yaşamına ne kadar önem verdiğini de gözler önüne sermiş oldu.

NATO’nun Naturası

NATO kapitalist sistemin küresel bir örgütüdür. Kapitalizmin küresel diğer örgütleri gibi üyesi olan tüm kapitalist devletler için de dışsal değil içsel bir olgudur. Örneğin TC ordusu NATO’nun ikinci büyük ordusudur. Bu gerçeklik apaçık ortadayken içerdeki NATO’yu es geçip NATO’yu dışsal bir olguya indirgeyenler işçi sınıfını milliyetçilikle zehirlemeye çalışmaktadırlar. Oysa NATO’ya karşı mücadele etmek demek, en başta ordusuyla devletiyle kendi burjuvazisine karşı mücadele etmek demektir. İşçi sınıfı devrimcilerinin bu konuda öne çıkartmaları gereken slogan şudur: Dışarıda arama NATO zaten içeride!

İstanbul’da “DTP’yi Değil Silahları Sustur” Mitingi

DTP, 24 Mayısta, İstanbul Çağlayan Meydanı’nda, “DTP’yi Değil Silahları Sustur” şiarıyla bir miting gerçekleştirdi. Yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı mitinge aralarında UİD-DER, ESP, SDP gibi çeşitli demokratik kitle örgütleri, siyasal parti ve çevreler de destek verdi. Mitinge DTP Batman, Iğdır ...

Anti-emperyalizm ve sol

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra kapitalizmin yürüttüğü haçlı seferinin bir sonucu olarak, başka birçok kavram ve değer gibi anti-emperyalizm kavramı da gözden düşürülmüş ve adeta ağza alınması ayıplanır hale gelmişti. Sanki emperyalizm olgusu ortadan kalkmış, yerine başka bir dünya gelmişti! Barış ve refah dolu yeni bir dünya düzeni geliyordu! O kötü emperyalizm sözünü haklı kılacak bir gerçeklik yoktu! Yeni dönemin moda kavramları globalizm, küresel refah toplumu, yeni dünya düzeni gibi kavramlardı.

G-20 Zirvesi ve Çatışan Emperyalist Çıkarlar

Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 80’ini temsil eden 20 ülkenin katıldığı G-20 zirvesi, geçtiğimiz Nisan ayı başlarında Londra’da toplandı. Ana gündem maddesi, “büyüme, istikrar ve istihdam”dı. Burjuva iktisatçılar ve politikacılar toplantıyı, “küresel krize karşı mücadelede en önemli girişim” olarak lanse ettiler. Hatta kapitalizmin gidişatının pek de hayırlı bir yöne doğru olmadığını gören kimileri, sistemin bekasının tehlikede olduğu uyarılarını yaparak, zirveyi “son fırsat” olarak değerlendirdiler.

Marmara Üniversitesinde Yeni Sınav Yönetmeliği Protesto Edildi

“Taksim Fethi” ve “Kazanım”larımız!

1 Mayıs işçi sınıfının kitlesel ve örgütlü gücünü burjuvaziye gösterdiği ve sol hareketin de işçi hareketiyle bağlarının düzeyini sergilediği bir gündür. Bu açıdan bakıldığında bu 1 Mayıs, işçi sınıfının kitlesel bir şekilde meydanlara çıkamadığı, sol hareketin de basiretsizliğinin alenen ortaya çıktığı bir gün olmuştur. Ne kapitalizme olan öfkeyi bilemiş, ne krizin faturasının işçi sınıfına kesilmesine dönük tepkiyi örgütlemiş, ne de tek tek fabrikalardaki grev ve direnişler burjuvazinin suratına indirilebilecek bir yumruğa dönüştürülebilmiştir. O halde bu kazanım neyin kazanımıdır? Ortada bir kazanan varsa, bunun işçi sınıfı olmadığı kesindir.

1 Mayıs Artık Gerçek 1 Mayıs Olmalı

son birkaç yılda yaşananlar nedir? Nedir bu bazılarının kendini dev aynasında görme ve Taksim’i bu güçsüz halleriyle acilen fethetme merakı? Türkiye işçi sınıfının bu haklı mücadelesini burjuva güçler arasında yürüyen pis kapışmaya alet etmenin işçi sınıfına yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olduğu ortadadır. Bu girdaba kapılanlar, başlangıçta olumlu gibi görünen bu hamlenin arkasını görememekteler. Çünkü son yıllarda yaşanan ekonomik kriz ve artan hak gaspları karşısında işçi sınıfı mücadelesinin hâlâ güçsüzlüğünün ve dağınıklılığının temel nedenlerinden biri, mücadeleden alabildiğine uzaklaşmış DİSK bürokrasisinin sınıfı kendi kaderine terk etme anlayışıdır.

Avusturya’da Dev İşçi Mitingi

İktidar ortağı Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller Hareketi gibi küçük-burjuva partiler ise, temsil ettikleri kaypak ideolojinin gereği olarak bütün bu oyunlara açık ve net bir tavır koymaktan acizler. Avusturya Komünist Partisi, sahip olduğu büyük maddi güce rağmen (dünyanın en zengin KP’si) ...

Obama’nın Ziyareti ve Emperyalist Planlar

İster Ortadoğu olsun ister Balkanlar, ister Kıbrıs olsun ister Kafkaslar, tarihsel deneyim, emperyalist planların halklara barış ve huzur getiremeyeceğini sayısız kez kanıtlamıştır. Halklar arasındaki kardeşleşmeyi ancak işçi ve emekçi sınıflar iktidarı kendi ellerine alarak gerçekleştirebilirler. Ancak o zaman tüm sınırları yıkıp, dünyanın bütün zenginliklerini insanlığın hizmetine sunabilirler. Hiç kimsenin açlık çekmeyeceği, işsiz kalmayacağı, köle gibi çalışmaya mecbur olmayacağı, kısacası insanın insanım diyebileceği ve insan gibi yaşayacağı barış ve kardeşlik dolu bir dünya için isyan ateşini körükleyelim!

Erol Zavar’a Özgürlük!

Cumartesi günü İstanbul, Ankara ve İzmir’de eş zamanlı olarak, mesane kanseri olan devrimci tutsak Erol Zavar’a ve hasta tutsaklara özgürlük talebi dile getirildi Erol Zavar’a Yaşam Hakkı Koordinasyonu’nun çağrısıyla, İstanbul’da Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen onlarca kişi Taksim’e ...

Kayıp Yakınlarından “Anneler Günü” Çağrısı!

215. kez Galatasaray Lisesi önünde toplanan Cumartesi Anneleri, “Anneler Günü” öncesinde, “çocuklarımızın akıbetini açıklayın, faillerini yargılayın” çağrısında bulundular. Ellerinde kaybedilmiş yakınlarına ait fotoğraflarla oturma eylemine başlayan anneler basın açıklaması yaptılar.

Bursa’da 6 Mayıs Anması

Mayıs ayı denince akla genellikle güzel şeyler gelir, ancak Türkiye devrimci hareketi için Mayıs ayı kayıplar ve hüzün ayıdır. Üç yiğit devrimci Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, düzen güçleri tarafından 6 Mayıs 1972’de katledildiler. Ancak hiçbir zaman devrimci gençlik mücadeleden vazgeçmedi.

Kürt Sorunu: İnkârcılıkta Yeni Arayışlar

Son birkaç senedir Kürt sorununun sözümona çözülmesini içeren bir plandan söz edilmekte, Kürt kitlelere umutlar pompalanmakta, fakat çok geçmeden bunlar fos çıkmaktadır. Zira diğer temel siyasi konularda olduğu gibi, TC’nin Kürt sorunu konusundaki siyasetini belirleyen yüksek askeri bürokrasidir ve onun da geleneksel yaklaşımı şudur: “Kürt sorunu yoktur!” Rejim üzerindeki askeri vesayetin kalkmasını ve Avrupai bir parlamenter işleyişin egemen olmasını isteyen burjuva kesimler ve onların liberal yazar-çizer taifesi ise, meseleyi kültürel kırıntılar verilmesine indirgemektedirler.

Viyana’da 1 Mayıs

Sosyal Demokrat Parti birçok işçi, kadın ve gençlik kuruluşu içinde kök salmış ve örgütlenmiş bulunuyor. Onun reformist, uzlaşmacı ve kaypak ideolojisi bu ülkede işçi sınıfı için diğer burjuva partilerinden daha fazla bir şey ifade etmemekle birlikte, bu parti hâlâ Bruno Kreisky zamanında izlediği Keynesçi politikaların ekmeğini yiyor. Bir de buna enternasyonalist-komünist bir öncünün yokluğu eklenince 1 Mayıs SPÖ’nün bayramı olup çıkıyor.

1 Mayıs 2009’un Ardından

2009 1 Mayıs’ı geride kaldı. Dünyanın dört bir köşesinde milyonlarca işçi sokaklara dökülürken, Türkiye’nin de dört bir köşesinde onlarca il ve ilçede on binlerin katılımıyla 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. Ama her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs kutlamalarının odağında sınıf mücadelesinin başkenti olan İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamaları yer aldı. Son iki yıldır yaşanan Taksim bunalımı tekrarlandı ve bu yılın 1 Mayıs’ına da damgasını vurdu. Böylece işçi sınıfının mücadele gündemindeki birçok konu gibi, ülkenin