July 2008 tarihli yazılar


Tarihsel Çıkışsızlığın İdeolojik Yansımaları

Günümüzde kapitalizmin derin bir sistem krizi içinde kıvrandığını gözler önüne seren pek çok gösterge mevcut. Ekonomik durum krizsiz kapitalizm olamayacağını açıklayan Marksizmi doğruluyor. Finans zirveleri krizi ertelemeye, bankaları ya da kredi kurumlarını kurtarmaya çalıştıkça da kriz daha ...

Kaybedilenlerin Hesabını Devrimci İşçi Sınıfı Soracak

Arjantin’de 1976 yılında gerçekleştirilen bir darbeyle iktidara gelen faşist askeri diktatörlük, 30 binden fazla insanı katletmişti. 1977 yılında Arjantin’in Plaza De Mayo meydanında bir araya gelen 14 kayıp annesi faşizme meydan okudular.

Her Şey Satılık, Organlar da!

Kapitalizmde her şeyin bir alıcısı vardır, satacak bir şeyin olduğu sürece. Yaşamak için satacak bir şeyiniz kalmadıysa organlarınız ne güne duruyor?

Küresel Gözaltı Toplumu

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin gündemi yeni bir “tele-kulak” skandalıyla çalkalandı. Önce Anayasa Mahkemesi ikinci başkanının izlendiği ve dinlendiği iddiası ortaya atıldı. Hemen ardından, CHP genel sekreteri Önder Sav’ın, parti genel merkezindeki ofisinde eski Bolu valisi ile yaptığı görüşmenin bir gün sonra bütün detaylarıyla Vakit gazetesinde yayınlanması ise ortalığı bir anda karıştırdı. Bu olayın akabinde ardı ardına milletvekilleri, bakanlar, yüksek düzeydeki yargıçlar ve generaller, kendilerinin de dinlendiklerine dair beyanatlar vermeye başladılar.

DİSK Tarihi ve Militan Sınıf Sendikacılığı

Militan sınıf sendikacılığını geliştirmenin önemli unsurlardan biri de tarih bilincidir. Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihi görece kısa olsa da bugünün militan işçileri için öğretici örneklerle doludur. Türkiye’de sendikal mücadelenin gelişmeye başladığı dönem aynı zamanda militan sınıf sendikacılığının ilk örneklerini sergileyecek olan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in de mayalanma ve doğum yılları olmuştur. Bu dönemde yaşanan, pek çok yönden olumluluk içeren örnekler ve sonrasındaki gelişmeler bugünün öncü işçilerinin mücadelelerine ışık tutacak niteliktedir.

Bir Milyon Kişi Askere Gitmekten Kaçıyor

Burjuvazinin her türlü propaganda kampanyasına rağmen bugün Türkiye de askerlik çağı gelmiş her 20 gençten biri askere gitmek istemiyor. Bu sayı her geçen gün daha da artıyor. Bülent Ersoy savaşa karşı olduğunu söyledi diye hemen hakkında “halkı askerlikten soğutma” iddiasıyla dava açıldı. Benzer açıklamalar yaptıkları için yüzlerce insan aynı kaderi paylaşmaya devam ediyor. Asker cenazelerinde timsah gözyaşları döküp, ölen askerlerin ana-babalarının koluna giren subaylar, onlardan farklı sesler çıkınca hemen muameleyi değiştiriyorlar.

Williamlar Girer, Welatlar Giremez!

Dünyanın birçok ülkesinin alfabesinde Q, X, W harflerinin bulunduğu gibi, adında bu harfler bulunan dünyanın her ülkesinden insanlar da Türkiye’ye gelebiliyor. Hatta Türkiye’de bu harflerin olduğu şirket adları ve kurumlar da var. Ama isminde ”W” harfi bulunan Alman vatandaşı Welat Kürt olduğu için Türkiye’ye sokulmuyor.

Kürt Sorununda Çözümsüzlük Politikaları

Burjuva siyaset sahnesine asker-sivil bürokrasinin envai çeşit hükümet darbesi girişimleri damgasını vuradursun, kapalı kapılar ardında, Türkiye’nin en temel siyasal-demokratik sorunlarından biri olan Kürt sorununda ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Solun Kemalizmle Bitmeyen İmtihanı

Türkiye’de egemen sınıf içindeki çatışma artarak devam ediyor. Son dönemdeki hafif kıpırdanmaya rağmen, işçi sınıfı hareketinin genel zayıflığı koşullarında Türkiye’deki siyasal gelişmeler büyük oranda bu çatışmanın dinamikleri çerçevesinde cereyan etmekte. Bu çatışmanın işçi sınıfı hareketini birçok bakımdan ilgilendirdiğini, siyasal gündemi analiz ettiğimiz yazılarımızda hep vurguladık. Bu çatışmanın sosyalist sol ya da devrimci hareket üzerinde de önemli etki ve yansımaları bulunuyor.

Kapitalizm Sporu da Kirletiyor

Futbol, egemenler tarafından politik bir araç olarak kullanılmaktadır. TC’nin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Türk milli takımının Avrupa kupasında yarı finale yükselmesi sonrasında “böyle bir galibiyete ihtiyacımız vardı” sözünü de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

ÖSS Gerçekten Bizi Kurtarıyor mu?

Şu günlerde milyonlarca genç ÖSS’nin ardından büyük bir heyecanla sınav sonuçlarını bekliyor. Açıklanan sonuçlara göre sınava giren milyonlarca öğrenciden yalnızca küçük bir azınlık üniversite kapısından içeri girmeye hak kazanabilecek. ÖSS milyonlarca genç için hayatın bir dönüm noktası olarak görülmektedir. Çünkü bizlere ve özellikle kız çocuklarına, okursak hayatımızın kurtulacağı düşüncesi, gerek ailelerimiz tarafından gerekse de sistem tarafından dayatılmaktadır.

Sözde Laik-Dinci Çatışması Ardında Devam Eden İktidar Kapışması

Burjuvazinin iç kapışmasında görece bir yatışma yaşandığı kış aylarının ardından, Türkiye baharla birlikte it dalaşının da yeniden kızışmasına tanık oluyor. Üniversitelerde başörtüsünün yolunu açan anayasa düzenlemelerinin Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesi, bunu takiben AKP’ye kapatma davası açılması, ardından gelen Yargıtay muhtırası ve Mahkemenin türban düzenlemelerini iptal etmesi burjuva siyasetin kaynama noktasına ulaşmasına yol açtı. Ordunun siyasete doğrudan müdahalelerine alışkın olan burjuva rejim, şimdi de yargı aygıtı üzerinden müdahaleyle (kuşkusuz bu ilk kez olan bir durum değildir) karşı karşıya bulunuyor.

Katledilişlerinin 15. Yılında Canlar Aramızda

Yüreği işçiden emekçiden yana olanlara yapılan her saldırı, emekçileri hedef alan her katliam, aynı akıbete uğruyor. Failler düzen güçleri tarafından korunup kollanıyor. Şurası çok açık ki, Sivas’ta yakılan canların hesabını, burjuva düzen güçleri değil, ancak örgütlü işçi ve emekçi kitleler sorabilir.

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh