Navigation

November 2006 tarihli yazılar

Küçük-Burjuvanın Anatomisi

İnsanlar daha önceki sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmde de, toplumsal üretim sisteminde tuttukları yere, üretim araçlarıyla olan ilişkilerine, emeğin toplumsal örgütlenmesindeki rollerine ve dolayısıyla toplumsal zenginlikten aldıkları payın boyutlarına göre birbirlerinden ayrılan büyük gruplara, sınıflara bölünmüş durumdalar. Kapitalist toplumda küçük-burjuvazi, bu toplumun iki temel sınıfı, burjuvazi ve proletarya arasına sıkışmış bir ara sınıf oluşturuyor.

Ecevit Kimdir?

DİSK’in resmi beyanatlarında dediği gibi “işçi sınıfı Ecevit’i unutmayacak!” Ama DİSK’in kastettiği anlamda değil. O işçi sınıfının devrimci mücadelesinin, devrimcilerin ve Kürtlerin tescilli bir düşmanı olarak sınıf mücadelesi tarihinde yerini alacaktır. Ecevit işçi sınıfı hareketi için bedeli ağır bir derstir. İşçi sınıfı bu dersle, misyonu onu aldatmak ve kendi devrimci yolundan saptırmak olan böylesi sahte kahramanlara karşı bağışıklığını daha da güçlendirmelidir.

Emperyalizm ve Papalık

Nazi artığı Ratzinger, bir başka çalkantılı süreçte, emperyalist savaşın Asya’dan Afrika’ya geniş bir coğrafyayı içine almasının planlandığı bir dönemde tahta oturtuldu. Onun misyonlarından biriyse açıktır ki “medeniyetler çatışması” safsatasıyla hedefleneni hayata geçirmek ve böylece emperyalist planların uygulanmasını kolaylaştırmaktır. Bugün dünya işçi sınıfı, Hıristiyanıyla Müslümanıyla, tehlikeli bir tuzağın içine çekilmeye çalışılıyor.

Lenin ve Ekim Devrimi

Dünya kapitalist sisteminin yüreğine korku salan ve dünyayı sarsan on gün diye adlandırdığımız Ekim Devriminin üzerinden 88 yıl geçti.

Devrim mücadelemizdedir

İlkokul öğrencisi olan bir işçi çocuğunun tazecik yüreğinden kopup gelen ve “devrimler işçi sınıfının bayramıdır” deyişinin ne denli haklı olduğunu kanıtlayan sevimli mektubunu sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Marksizm İçin Atan Bir Kalp Durdu!

Yaşamını Marksizmin savunusu için enternasyonal düzeyde mücadeleye hasretmiş olan yoldaş Phil’in ölüm haberi hepimizi derin bir kedere sürüklemiş bulunuyor. İnsanın fiziksel yaşamını sonlandıran ölüm, Phil Mitchinson’u erken yaşta aramızdan ayırdı. Daha nice yıllarını mücadeleye verecek olan bir yoldaşın kalbine son darbeyi indirdi ölüm.

İstanbul Üniversitesi özel güvenlik ve polisin değil, İstanbul Üniversitesi öğrencileri ve öğretim görevlilerinindir!

İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciler özelleştirilmesine karşı çıktıkları yemekhaneye bol miktarda yemek ve meyve suyu sokmaya çalıştıkları için uyarı cezası alıyorlar.

Her yerde haklı davamızı savunmalıyız!

Uzun çabalar sonunda bu sene üniversiteye girmeye hak kazandım! Her şeyi bırakıp onca masraf yapıp buraya yerleştim. Önce pansiyon işleten hocalarla karşılaştım.

Ekim 1917: Dünyayı Sarsan Kızıl Fırtına

İşçi sınıfı bilinçlendiğinde ve başında devrimci bir önderlik bulduğunda neler yapmaya muktedir olduğunu ve tarihin akışını değiştirebileceğini Ekim Devrimiyle ortaya koydu. Kapitalizm belâsına son veren Ekim Devrimi, üretici güçlerin toplumun yararına sunulmasıyla sınıfsız toplum yolunda büyük bir değişimin yaşanabileceğini somut olarak kanıtladı. Kimse bunu tarihten söküp atamaz!

İnsanlığı özgürleştirme tutkusudur öykümüzü gerçek kılan

Yaşamın ortaya çıkışı, doğada var olan karşıtlıkların doğurduğu devrimsel gelişimle gerçekleşti. Tek hücreli canlılarla başlayan yaşam, dinozorları da var etti, insanı da.

Haklı ve Haksız Savaşlar Ayrımı Üzerine

Savaş, adı üstünde, sözün bitip silahların devreye girmesiyle başlar. Ve silahlar konuştuğunda insanlar ölür. Bu, savaşın en doğal sonucudur. Hiç kimse kaybetmek için savaşa girmez, amaç kazanmak yani düşmanını yenmektir. Marksistler, pek çok başka konuda olduğu gibi savaşlara da, aslında burjuva ikiyüzlülüğünün bir ifadesinden başka bir şey olmayan “adil savaş” gibi kavramların çerçevesinden bakmazlar. Konuyu bu mecraya çekmek, kelime oyunlarıyla ve demagojiyle kitleleri kandırmak isteyen burjuva siyasetçilerin işidir. Savaşın adil olanı yoktur, ama haklı olanı vardır; tıpkı ezilenlerin ve sömürülenlerin, kendilerini ezenlere ve sömürenlere karşı yürüttüğü sınıf savaşımları gibi.

“Birey” olmak mı, örgütlü olmak mı?

Kapitalizm, feodal ve asyatik toplumları ortadan kaldırarak aynı zamanda insanların gözünde ilahi bir güç tarafından bahşedildiğine inanılan ezen ve ezilen sınıf kavramlarını netleştirdi.