Navigation

August 2005 tarihli yazılar

İşsizlik İstatistikleri: Rakamların Sahte Dili

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 2005 yılından itibaren işsizlik ve istihdamla ilgili istatistikleri üçer aylık dönemler üzerinden bir ortalama alarak her ay açıklamaya başladı. Şu ana kadar, Ocak 2005 ve Şubat 2005 verileri açıklanmış durumda. Bu veriler, burjuva medyada ve burjuva iktisatçılar arasında hararetli bir tartışma başlattı. Ne oluyordu da, bir taraftan Türk ekonomisi rekor üstüne rekor kırarak büyürken, aynı zamanda işsizlik de yeni rekorlara imza atıyordu?

Son Gülen İyi Güler: Büyüyen İşçi Sınıfı

Sınıftan kopuş eğiliminin farklı tezahürlerinin ortalıkta kol gezdiği bir dönemde, işçi sınıfının ve onun devrimci potansiyelinin bilimsel kavranışı, yeni devrimci kuşaklar açısından bir olmazsa olmazdır. Elif Çağlı, Büyüyen İşçi Sınıfı’nda bizlere bu fırsatı sunuyor. Ve Marksizme içkin tarihsel iyimserlik içerisinde, Lenin’in o çok sevdiği sözle noktalıyor: Son gülen iyi güler!

Parkta Can Çekişen Bir Adam

Gördüğüm bir manzara çok etkiledi beni, gerçi bu ve benzeri manzaralara çok sık rastlıyoruz ama orada insanların çevresindeki olup biten olaylara karşı ne kadar duyarsız oldukları gerçeğini bir kez daha yaşayar

Burjuvazi içindeki çatışma şiddetleniyor

Batıkent’te bulunan ÖDP Yenimahalle ilçe binası ile Eğitim-Sen Kültürevi’ne 1 Ağustos tarihinde saldırıldı. Saldırıda ÖDP bayrağı yakılarak kapı önüne atıldı.

Fabrikadaki yangın ve düşündürdükleri

Kırklareli’nin Büyükmandıra beldesindeki bir yağ fabrikasında metan gazı sıkışması sonucunda yangın çıktı. Yangın giderek büyüyerek tüm fabrikayı sardı.

Latin Amerika Bolşevik Önderliğini Arıyor

Proleter devrim deneylerinin yaşandığı Latin Amerika, yapılan tüm yanlışlardan, tüm eksikliklerden gerekli derslerin çıkarılması açısından bir tür devrim laboratuvarı işlevini görüyor. Reformist kitlesel işçi partileri sevdasının, aşamalı devrim anlayışının bir ifadesi olarak Kurucu Meclis sloganının, caudilloculuğun (caudillo denen diktatörlerin yönetimi) nelere yol açtığını görmek isteyenler, dönüp Latin Amerika’ya bakabilirler.

AB Sorununa Sol Nasıl Yaklaşıyor?

Enternasyonalist komünistler Avrupa halklarını gerçek anlamda birleştirebilecek tek gücün devrimci işçi sınıfı olduğunu, bu birleşmeyi sağlayacak olan devrimci hedefin, sovyetik dünya federasyonunun bir adımı ve parçası olarak Avrupa Birleşik İşçi Sovyetleri şeklinde ifade edilmesi gerektiğini çoktandır ortaya koymuş bulunuyorlar. Bu hedef proleter devrim mücadelesinin Avrupa çapındaki pozitif hedefi ve bütünleştirici çimentosudur.

Kapitalizm öldürür

Yaşadığımız topraklarda 2005 yılı başı itibariyle altı maden kazasında 29 işçi hayatını kaybetti. Bu kazalar sırasıyla şunlar:

Kapitalizm besinlerimize de ölüm karıştırıyor

Tarım ve toprağa bağlı beslenme bugün de çağlar öncesi kadar önemli, ama tarımda teknolojinin ve tekniğin değişmesiyle birlikte tarım ürünleri gündemimize sadece besin kaynağı olarak değil, hayatımızı karartabi

BAK ne yapmaya çalışıyor?

Irak savaşının gündeme gelmesiyle birlikte çeşitli reformist yapılar tarafından oluşturulan Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu “Savaşa hayır”, “Başka bir dünya mümkün” gibi suni gündemlerle kitlelerin kafalarını bulandırıyor.

Derin Devlet mi, Burjuva Devlet mi?

Liberaller Susurluk kampanyası ile güya “demokratik” olan devlete karşıt olarak biçimlendirilmiş “derin devleti” keşfetmiş ve kitleler nezdinde “derin devleti” bütün kötülüklerin kaynağı olarak gösteren bir kampanya örgütlemişti. Kitleleri demokrasiyi savunmak adına ışık söndürmeye ve tencere tava eylemlerine yönlendirmişti. Sabancı Holdingin, İkiz Kulelerin ışıklarını söndürmek suretiyle aktif biçimde katıldığı bu pasifist eylem biçimi AB yanlısı burjuvazinin ekmeğine yağ sürüyordu. Sendika konfederasyonlarının “fırsattan istifade” dile getirdikleri 1 günlük genel grev önerisine, AB yanlısı pek demokrat burjuvalarımız tarafından hiç de sıcak yaklaşılmamıştı. Demokrasi savunulmalıydı ama “o kadar da değil”di! Marksist Tutum dergisi no.3 (Haziran 2005)

Örgütlenirsek Dünyayı Kazanabiliriz

Merhaba arkadaşlar,

15-16 Haziran Heyecanı

Günlerden 13 Haziran 2005 Pazartesi. Kişisel nedenlerden dolayı moralim bozuk, biraz da uykusuzum. Zaten gece vardiyasından çıkmıştım. Tam bu arada sendikaya gittim. Birkaç gündür gidemiyordum.

Yaradılışçıların İddialarına Cevaplar

1- “Evrim Teorisi termodinamiğin ikinci yasasıyla zıttır.”

Şovenizme, milliyetçiliğe geçit vermeyelim

Son günlerde meydana gelen “terörist” (!) saldırılar, tüm dünyayı etkisi altına alan bir gündem oluşturdu.

Saldırılara karşı sınıf dayanışmasını yükselt!

Bugün egemen sınıf toplumun tüm kesimine saldırılarını arttırmış durumda. Cezaevlerinde devrimci tutsaklara dışarda ezilenlere, emekçilere saldırmaktadır.

Merhabalar

Bugün İndymedia’da konut sorunuyla ilgili yazıyı okuyunca sitenizi ziyaret ettim ve cidden çok güzel bir site hazırlıyorsunuz. Elif Çağlı’nın 1 Mayıs değerlendirme yazısını okudum ve beğendim.

“Terör”ün Ardına Gizlenen Gerçekler

Masum insanların ne “terör” sopasıyla korkutulmaya ne de “terörü lanetliyoruz” masallarıyla uyutulmaya ihtiyacı var. Onların yegâne ihtiyacı, onları sömürüp açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden, onlara olmadık acıları yaşatan ve kapitalist savaş makinalarıyla üzerlerine ölüm kusan bu vahşi düzenden kurtulmaktır.

Küreselleşme /3

Zıt yönlü eğilimlerin mücadelesi temelinde yol alan kapitalizm eşitsiz ve bileşik bir gelişme sergiler. Bu üretim tarzı, işletmeler, sektörler ve ülkeler bazında değişik gelişme hızlarıyla yol alır ve bu eşitsizlik kapitalist pazarların genişleyip yayılmasının da çekici gücüdür. Her “ulusal” kapitalizm er ya da geç dünya pazarına yönelmek zorunda kalır ve entegrasyon eğilimi çeşitli ülkeleri iktisaden karşılıklı bağımlılık ilişkileri içine sokar.

Troçki: Bolşevizm Geleneğinin Son Büyük Halkası

Troçki’nin “hayatımın en önemli işi” olarak adlandırdığı yeni bir Enternasyonal’in inşası yarım kalmıştı. Yeni bir dünya partisi inşa edildiğinde, işçi sınıfı tarihinin en karanlık günlerinde bile nasıl bir inanç, kararlılık ve sabırla mücadele edilmesi gerektiğini yaşamıyla ortaya koyan Troçki’ye duyduğumuz minnet borcunu ödemiş, onun miras bıraktığı görevi tamamlamış olmakla kalmayacağız, dünyayı değiştirmenin aracını da yaratmış olacağız.