June 2004 tarihli yazılar


NATO Zirvesi ve Solun Tutumu

Militarizme karşı mücadele bir bütün olarak dünya kapitalizmine ve onun siyasi-iktisadi-askeri aygıtlarına yönelmelidir. İşçi sınıfının enternasyonalist komünist perspektifi, militarizmi üreten ve her geçen gün insanlığı daha büyük savaşların içine çeken emperyalist-kapitalist sistemi hedef alır. Proletaryanın bilincinde militarist tehlikeyi canlı tutmak istiyorsak, önce kendi burjuva devletimizin ordusunu, onun sürekli silahlanmasını teşhir etmek zorundayız. Bölgesinde hegemonik güç olmaya soyunan, emperyalistleşme niyetleri besleyen, “BOP”un merkez ülkesi olarak emperyalist savaşın aktif taraflarından biri olma hevesi içindeki TC ve ordusuna karşı mücadele edilmeden emperyalizme karşı savaşım verilemez. Böyle bir mücadele perspektifi, mücadelenin örgütsel biçim ve araçlarını da ...

İspanya İç Savaşı

İspanya, gerek faşizmin varlığını en uzun süre devam ettirdiği gerekse proletaryanın iktidarı almanın eşiğine geldiği bir ülke olarak tarihte önemli bir yere sahiptir. İspanya'da 1931-1939 aralığında yaşananlar, doğru bir program temelinde uygun strateji ve taktikleri hayata geçirecek devrimci Marksist bir önderliğin bulunmadığı durumda proletaryayı bekleyen felâketlerin çarpıcı ve bir o kadar da acı bir örneğini göstermektedir.

Çevrenin Katili Kapitalist Sistemdir

İnsana değer vermeyen bir sistem doğaya asla değer vermez. Kapitalist sistemin zenginliğinin tek kaynağı, bu açıdan özel bir anlamı olmayan doğayı bir kenara bırakacak olursak işçi sınıfının sömürüsüdür. Ve işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı verdiği mücadele, doğayla birlikte tüm insanlığın kurtuluşu için biricik çözüm yoludur. İnsanının özgürleşmesi yolunda ilk büyük adımı doğanın bilincine varmasıysa, ikinci büyük adımı sınıf bilincine varmasıdır. Sınıfsal bölünmüşlük ortadan kardırıldığında ilk defa zorunluluk aleminden özgürlük alemine doğru bir adım atılmış olunacak.

Bir NATO Toplantısının Götürdükleri

Kıbrıs'ta Referandumun Ardından

Adanın Kuzey ve Güneyindeki sağ partilerin-çevrelerin "hayır" çağrısını benimseyip öne çıkartmalarının sebepleri fazlasıyla bilinen ve bu yazı kapsamında ayrıca bir kez daha üzerinde durulması gerekli olmayan bir nokta. Bununla birlikte, gerek Türkiye'deki gerekse de Güney Kıbrıs'taki sol cenahtan yükseltilen "hayır" çağrılarının üzerinde durulması ve bu zeminde yaşam bulan ulusalcı-şovenist yaklaşımlarla hesaplaşılması, üzerinden atlanamayacak bir nokta

İşkencecilerden Hesap Sormalıyız

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh