April 2004 tarihli yazılar


“Tek Bir Ordu, Tek Bir Bayrak, Tek Bir Hedef”

Uluslararası işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı verdiği kurtuluş mücadelesinin simgesi olan 1 Mayıs, tarihsel kökeni itibarıyla, mücadele eden proletaryanın devrimci yaratıcılığının göstergelerinden birisi aynı zamanda.

Yaşasın 1 Mayıs!

TARİŞ Direnişi

1979’daki seçimlerde CHP’nin hükümetten düşmesiyle, Demirel’in başkanlığında yeniden Milliyetçi Cephe (MC) hükümeti kurulmuş, faşist MHP bir kez daha iktidarın küçük ortağı olarak koalisyondaki yerini almıştı. Bu tarihten itibaren Türk burjuvazisi, güçlendirdiği faşist hareketi, işçi hareketinin ...

Yerel Seçimlerin Ardından

Burjuvazi, geçtiğimiz genel seçimlerde AKP’nin büyük bir meclis çoğunluğuyla tek başına iktidar olması sayesinde kendi “istikrar” arayışlarına belli ölçülerde yanıt bulmuştu. Ancak, böylesine kritik bir süreçte AKP’nin yıpranması durumunda işçi ve emekçilerin düzenle bağlarını kurarak, gündemde olan burjuva programı yaşama geçirebilecek bir stepneye de ihtiyaç duyuyor burjuvazi. Onun düzen içi sol bir alternatif yaratma kaygıları esas olarak bu tedirginlikten kaynaklanıyor. Burjuvazinin bu yöndeki çabalarının ne tür sonuçlar doğuracağı ve reformist solun bu süreçte, burjuvazinin siyaset zeminine ve özellikle de solu şekillendirmeye dönük müdahalelerine nasıl tepki vereceği, önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.

Marksizmi Öğrenmek

Devrimci proletaryanın unutulmaz önderi ve öğretmeni Lenin, 2 Ekim 1920’de, sosyalizmin kurucusu olacaklarını söylediği Sovyetler Cumhuriyeti’nin gençlerine hitaben yaptığı konuşmada, onlara görevlerini şöyle özetliyordu; “öğrenin, … ancak insanlığın yarattığı tüm hazinelerin bilgisiyle kafanızı zenginleştirdiğiniz zaman, komünist olabilirsiniz.” Ancak aradan geçen 84 yılda çok şey değişti, sosyalizm kurulamadığı gibi, sosyalizm mücadelesinde proletaryaya yol gösterecek olan Marksizm de tahrif edildi. Marksizmin yerini ya burjuva ideolojisi ya da Stalinizm, reformizm türünden Marksizm dışı ideolojiler aldı.

HAİTİ: İşçi Sınıfının Örgütsüzlüğünün ve Emperyalist Çözümsüzlüğün Kıskacındaki Ülke

Kapitalizmin derinleşen krizi ile birlikte istikrarsızlığın dünyanın pek çok bölgesinde hayatın bir parçası olmasına sebep olan emperyalistler arası rekabet, gün geçmiyor ki yeni bir çatışmanın kıvılcımını ateşlemesin. İşçi sınıfının kazanımlarına yönelik dünya çapındaki saldırıların ve yoksullaşmanın önemli boyutlara ulaştığı bugünlerde, Büyük Ortadoğu Projesinin eli kanlı mühendisi ABD, hegemonyasını koruma gayreti ile dünyanın dört bir köşesine “demokrasi” ihraç etme şampiyonluğuna devam ediyor. “Demokrasi” ithal etmek zorunda kalan son ülke de ABD’nin “arka bahçesi”nin yoksul ada-devletlerinden Haiti oldu. ABD’nin desteği ile 1994’te Haiti’nin ilk seçilmiş Devlet Başkanı olan Aristide, Amerikan emperyalizminin çıkarlarına engel olmaya başladığı noktada ABD ve yerli işbirlikçileri ...

“Büyük Ortadoğu” ya da Genişletilmiş Emperyalist Paylaşım

Emekçi yığınların bu kan ve barut atmosferinde ayağa kalkması ezilen ulusların emekçi kitlelerinin hareketinin proletaryanın mücadelesiyle birleşmesi “Büyük Ortadoğu”yu bir devrimci buhran sürecine itecektir. “Büyük Ortadoğu” sonuna kadar devrim, karşı-devrim anaforuna çekilecektir. Böyle bir ...

ŞİLİ: 1973 Yenilgisinin Dersleri

Şili deneyimi, reformizmin ve Stalinist sınıf işbirlikçi politikaların işçi sınıfını sürüklediği felâketin en trajik örneklerinden birini teşkil etmektedir. Şili, “kansız ve barışçı” bir geçiş ütopyasıyla devrimden kaçınan küçük-burjuva reformistlerin sonuçta binlerce insanın hayatına mal olan bir karşı-devrimin zeminini nasıl döşediklerinin ibret verici bir örneğidir.

Seçimleri kim kazandı

Burjuva düzeninin tek alternatifi işçi sınıfının iktidarıdır. İşçi sınıfı içinde yaşadığımız sermaye düzenini yıkabilecek tek sınıftır. Paris Komünüyle işçi iktidarının nasıl bir iktidar olacağını tüm dünyaya gösterenler, Rusya'da Ekim Devrimiyle bu iktidarı hayata geçirenler işçilerdi. Yakın tarihimizde, işçi sınıfının azılı düşmanlarından Özal'ın partisini deviren Zonguldak maden işçilerinin eylemleri olmuştu. Son genel seçimlerde 30 yıllık partileri yok eden de yine işçilerdi. Ve buna hazır olduklarında tüm dünyada kapitalizmi son tuğlasına kadar yıkacak olanlar da yine o işçiler olacak!

Terörizm Heyulası ve Burjuvazinin “Terörle Mücadele” Terörü

Terörle mücadele argümanı ve bu mücadelenin gereği olduğu öne sürülen düzenlemeler, emperyalizmin yeni bir dünya düzeni oluşturma stratejisinin temellerinden birisi haline geldi. Kapitalistler daha fazla “savaşçıl” yöntemler kullanmak durumunda kaldıkça, bunun sonuçlarına maruz kalan işçi sınıfının mücadele gücünü tırpanlamak için onu “terörle mücadele” terörü ile yıldırmaya uğraşıyorlar. Çünkü derinleşen krizle birlikte işçileri kapitalizmin yeni politikalarına razı edebilmenin daha “yumuşak” araçlarını yitirmeye başlayan burjuvazinin, işçi sınıfını kontrol altında tutabilmek için terörize etmeye ihtiyacı var.

Kapitalizm İnsanlığı Tehdit Ediyor

Sezonluk İşçiler: “Dershane öğretmenleri”

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh