Navigation

November 2003 tarihli yazılar

The Realities Behind the Attacks in Istanbul

Crocodile tears

News about possible attacks on Turkey which have been appearing for some time in the foreign press have now turned into reality.

Ciudad Juarez: Zenginler, Çürümüşler ve Katiller

Kadın İşçilere Karşı Soykırım

Bu kadınların öldürülmeleri henüz birbiriyle bağlantılandırılmamıştı (1999 kışında), ancak çoğunda cinayetlerin işlenişi ve aşırı şiddet bakımından bir ortaklık vardı. (. . .

İmam-Hatip Liseleri, Laiklik ve TC

Laiklik en genel tanımıyla din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmadan yürütülmesidir. Oysa TC hiçbir zaman laik bir devlet olmamıştır ve şu anda da değildir. Okullarda zorunlu din dersi uygulamaları; tüm eğitim müfredatının iktidardaki hükümetlerin muhafazakârlık derecesine bağlı olarak dini bir bakış açısıyla belirlenmesi; imam-hatip okullarının bizzat devlet eğitim sisteminin bir parçası olması; sadece Sünni Müslümanların hizmetinde olan Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla devletin bireylerin dini inançlarını ve yaşantılarını tepeden belirlemesi ve burjuvazinin çıkarları doğrultusunda yönlendirmesi; Cuma namazlarında, gündemini ve içeriğini siyasi iktidarın ve MGK'nın belirlediği Diyanet fetvalarıyla kitlelerin beyin yıkama işlemlerinden geçirilmeleri... Bütün bunlar, laikliği, kadınları kafalarındaki örtüyle devlet dairelerine ve kendi kutsal alanlarına (Meclis, Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Orduya ait alanlar gibi) sokmamaya indirgeyen TC'nin, kuruluşundan bu yana dinden elini hiç çekmediğinin göstergeleridir.

1986 Netaş Grevi

Netaş Grevi, sınıf mücadelesinin ve sınıf dayanışmasının sadece bir fabrikayla sınırlı olmadığını, yerel, ulusal ve uluslararası mücadele ve dayanışmanın zorunlu olduğunu bir kez daha göstermiştir. Netaş işçileri uluslararası dayanışmayı örgütlemenin her koşulda mümkün olduğunu da bu alanda yaptıklarıyla kanıtlamışlardır. Avrupalı sınıf kardeşlerinden önemli miktarda maddi destek görmüşlerdir.

TC’nin Dış Politikasının Temelleri ve Yayılmacı Emelleri

Kendi ulus-devletini kurduktan sonra Türkiye burjuvazisi de kendi nüfuz ve egemenlik alanını arttırmasını sağlayacak yayılmacı istemlerini koşullar uygun oldukça gündeme getirmiş ve bu istemlerin peşinde koşmuştur. Şüphesiz yayılmacı arzulara sahip olmak henüz emperyalist bir devlet olduğunuz anlamına gelmez. Tıpkı Lenin’in Birinci Dünya Savaşına yayılmacı niyetlerle girdiğini belirttiği, ancak gerçek anlamda emperyalist bir ülke olarak değerlendirmediği Rusya gibi, pek çok kez yayılmacı niyetlerini hayata geçirmiş ya da geçirmeye çalışmış TC de henüz emperyalist bir devlet sayılamaz. Niyetinin bu olduğuna ve bu konuda gayretkeş olduğuna şüphe yok, ancak henüz emperyalist hiyerarşide hakim noktalarda olmadığı da açık. Türkiye burjuvazisi, emperyalist hiyerarşide bulunduğu mevkideki olanaklarla yetinmek ve ancak fırsat bulduğu zaman bu olanakları zorlamak durumundadır. Emperyalist hiyerarşi içerisinde daha gerilerde yer alan Türkiye gibi kapitalist ülkeler zaman zaman emperyalist iştahlarının kabarmasıyla çeşitli maceralara da kalkışsalar, eninde sonunda büyük emperyalist güçlerin çıkarlarına ters düşen meselelerde uzun vadede başarılı olma şansına sahip değillerdir.

Bu kez direnişin adresi Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi

Cam işçilerinin İstanbul direnişinin ardından, direnişin adresi şimdi de Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi. Fabrikanın adı tanıdık: “Paşabahçe”.

Berlin’de Hüküm Süren Düzen Hâlâ Yıkılmayı Bekliyor

Kapitalist sistemin derin çelişkileri, emperyalist çağda siyasal yükselişlerin ve alçalışların ani değişimlerle birbirlerinin peşi sıra ortaya çıkmasına yol açar. Bu, devrimci ve karşı-devrimci dönemlerin birbirlerini izleyen süreçler halinde sık sık toplumsal mücadele gündemine gelmesi demektir. Bu yüzden her devrimci süreçte parti önderliğinin rolü olağanüstü bir önem kazanır. Komünist partilerin böylesi durumlardaki zayıflıkları, kararsızlıkları, hazırlıksızlıkları ve liderliğin hataları yenilgiye giden yolu döşer. Her keskin değişim toplumun kaderini devrimci partinin ellerine verir. Lenin iki ya da üç günün uluslararası devrimin kaderini belirleyebileceğini söylerken, devrimci partinin rolünün öneminin altını çiziyordu. İşte Alman Devrimi böylesi bir devrimci partinin olmaması ve inisiyatifi reformist Sosyal Demokrat Parti liderlerinin ele geçirmesi sonucu boğulmuştur.

Nihayet "küçük Amerika" olduk!

Levent ve Beyoğlu'nda patlayan bombalardan sonra Türkiye egemenleri timsah göz yaşları döküyorlar.

Kapitalist Devlet Mülkiyeti ve Özelleştirme

Sosyalizm adına hareket edenler, devlet mülkiyeti konusunda net bir Marksist tutum benimsemedikleri sürece, yalnızca işçi sınıfının tarihsel deneyimini yanlış değerlendirmekle kalmayacaklar, aynı zamanda en yakıcı güncel sorunlarda bile işçi sınıfını, burjuva ideolojisinin saldırıları karşısında savunmasız bırakmaya mahkûm olacaklardır.

Ulusal Sorun Üzerine Perspektifler

İspanyol Komünizmi ve Katalan Federasyonu

8 Temmuz 1931

Ulusal Sorun Üzerine Perspektifler

Katalan Milliyetçiliğinin İlerici Karakteri

17 Mayıs 1931

Katalan Federasyonu’nun sözde milliyetçiliğine gelince, bu çok önemli ve ciddi bir sorundur. Bu konudaki hataların ölümcül sonuçları olabilir.

Venezuela’da Neler Oluyor?

Nesnel koşulların bugün tümüyle olgunlaştığı ortamda, tarihsel sürecin kilidini açacak tek anahtar öznel etkenin, partinin elindedir. İşte bu yüzden, bu anahtarı kullanacak devrimci bir partinin dünya ölçekli inşası bugün çok daha yaşamsal bir öneme sahiptir. Uluslararası devrimin kaderini belirleyecek günlerle karşılaşma olasılığımızın oldukça fazla olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz. Dünyanın büyük bir bölümünde işçiler mevcut durumlarından ve sağ ya da sol burjuva partilerden hoşnutsuz olduklarını sokaklara dökülerek gösteriyorlar. “… siyasal durumdaki sola doğru her keskin değişim, kararı devrimci partinin ellerine vermektedir. Kritik durumu kaçırdığı anda, durum ters tarafa yön değiştirir. Bu koşullarda parti önderliğinin rolü, olağanüstü bir önem kazanır. Lenin’in, iki ya da üç günün uluslararası devrimin kaderini belirleyebileceği şeklindeki sözleri, İkinci Enternasyonal çağında neredeyse anlaşılmaz sayılabilirdi. Çağımızda ise bu sözler çok sık doğrulanmıştır ve Ekimi saymazsak hep de olumsuz yönden doğrulanmıştır.”

Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum

1. bölüm

Kapitalist sistemin II. Dünya Savaşı sonrasından 21. yüzyıl başlangıcına dek uzanan dönemi, tüm iniş ve çıkışlarına rağmen ekonomik yaşamda genel bir canlılık sergiledi.

Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum

"Kapitalist sistemin II. Dünya Savaşı sonrasından 21. yüzyıl başlangıcına dek uzanan dönemi, tüm iniş ve çıkışlarına rağmen ekonomik yaşamda genel bir canlılık sergiledi. Derin krizlerin ve nice insanın yaşamını yok eden iki büyük dünya savaşının ardından gelen bu canlılık dönemi, "kapitalist üretim sürecinin önemli ölçüde karakter değiştirdiği" yolundaki görüşlerin de yaygınlık kazanmasına yol açacaktı. Zamane iktisatçıları, kapitalist sistemin artık krizlerini atlatabilecek yetkinliğe ulaştığını ve sistemin eski dönemin özelliklerine benzemeyen yeni bir tarihsel döneme girdiğini şişinerek ilân ediyorlardı. Burjuva iktisatçıların ekonomik yükseliş dönemi boyunca kapitalist sistemi tahkim edici ideolojik çıkarsamalar yapmalarında ve kapitalizmin artık ölümsüz bir çağa girdiği mavalını okumalarında garipsenecek bir yan yoktu. Tuhaf olan, bir zamanlar Marksist geçinen kişilerin de neredeyse burjuva iktisatçıların kuyruğundan sürüklenircesine bu propagandadan etkilenmeleriydi."

Sermayenin Yeni Bir Saldırısı: Kamu Personel Rejimi Tasarısı

İşçi sınıfı bugün örgütsüz ve dağınık durumdadır. İşçi sınıfına önderlik etme yeteneğindeki devrimci bir siyasal örgütlülüğün henüz ortada bulunmadığı, sınıfın sendikal örgütlerinin ise sendikal bürokrasinin boyunduruğu altında felçleştirilmiş olduğu bir durumda, işçi sınıfının en ölümcül saldırılara karşı bile anlamlı bir direniş mevzisi oluşturması mümkün gözükmüyor. Yine de, mevcut saldırıya karşı nasıl bir direniş hattının örülmesi gerektiği, bu direniş hattının hangi argümanlarla inşa edileceği sorunu öneminden bir şey kaybetmiyor. Yasaya karşı çıkmak adına, burjuva ideolojisinin şu ya da bu argümanını ileri sürerek, sendika bürokrasisinin bir kesimini harekete geçirmeye çalışmak belki kısa vadede sonuç verebilir, ancak bu olsa olsa burjuva ideolojisinin ve en başta da milliyetçiliğin ve devletçiliğin sınıfın geniş kitleleri arasında daha derin ve sağlam kökler salmasıyla sonuçlanacaktır.

İklim Değişiklikleri: Tehlikede olan nedir?

Tarihte ilk defa insanlık, onun doğumuna ve gelişimine şahit olan bu gezegeni yok edecek araçlara sahiptir. Ama aynı araçlar, kapitalist azınlığın elinden alınır ve işçi demokrasisi bağlamında kullanılırsa, hiçbir beşeri ve maddi kaynak israf edilmeden, bu gezegeni açlığın, savaşların ve sefaletin sonsuza kadar silindiği bir cennet bahçesine dönüştürebilir. Bizi bugünkü duruma getiren kararlarda hiçbir söz hakkına sahip olmayan nüfusun büyük çoğunluğu, neyin tehlikede olduğuna dair bilinçlendirilmelidir.

YöK’E DE YEK’E DE HAYIR!

6 Kasım 1981’de bizzat 12 Eylül Cuntası tarafından kurulan YÖK cenderesi tam 23 yıldır üniversiteli gençliğin ve eğitim emekçilerinin gırtlağını sıkıyor.

Sağlık çalışanlarının 5 Kasım Grevi

5 Kasım Çarşamba günü ülkenin her yerinde sağlık çalışanları 1 günlük uyarı grevi yaptılar.

6 kasım YÖK protestosu

6 Kasım YÖK protestosu yaklaşık 1500 öğrencinin katılımıyla Beyazıt meydanında 4 farklı organizasyonla gerçekleşti.

Doğan Lastik'te işçi kıyımı

Gebze Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Doğan Lastik'te aylar öncesinden olacağı söylenen işten çıkarmalar gerçekleşti.

ÇBS'de eylem

Gebze Çayırova'da kurulu bulunan ÇBS boya fabrikasında 100 kadar idari personel geçen hafta bir gün eylem yaparak çalışmadı.

Rus Devrimini Savunurken

1932 Sonbaharında, bir Danimarkalı sosyal-demokrat öğrenci grubu, Rus Devriminin on beşinci yıldönümü konulu bir konuşma yapmak üzere Troçki’yi Kopenhag’a davet etti. Konuşma, 27 Kasım 1932’de yaklaşık 2 bin kişilik bir dinleyici kitlesi önünde yapıldı. Bu konuşma, Troçki’nin on bir yıllık son sürgünlüğü boyunca büyük bir dinleyici kitlesi önünde yaptığı tek konuşmaydı.

Birleşik Metal-İş Gebze Şubesi kongresinden notlar

DİSK Birleşik Metal-İş Gebze şube kongresi 26 Ekim 2003 Pazar günü Gebze Gürses Düğün Salonunda yapıldı.