May 2003 tarihli yazılar


Emperyalistler Arasında Sıkışan Türk Burjuvazisi

ABD ve İngiliz emperyalist savaş makinaları Irak halkının üzerine tomahawk füzeleri yağdırırken, Türk burjuvazisinin kalemşorları tozu dumana katmış savaş güdüsüyle dizlerini dövüyorlardı. Çünkü burjuva meclisten savaş tezkeresi geçmemişti ve Türkiye savaşa resmen girmemişti. Günlerce kitlelerin bilincini esir aldılar ve ABD’nin yanında savaşa girdiğimizde neler kazanacağımızı ballandıra ballandıra anlattılar. Efendim, 24 milyar dolarlık bir kredi gelecek, ABD Türk üslerinde girişeceği inşaatlara dolar akıtacak, Türkiye Irak paylaşılırken masada olacak ve savaşın ganimetinden pay alacaktı. Bir düşünün, krizde olan Türkiye ekonomisi krizden çıkacak, milli gelirimiz artacak, yani her şey “çok güzel olacak”tı! Ama, işte olmadı.

“Türk Solu” burjuvazinin soludur

Merkezci Simya mı, Marksizm mi?

Emperyalist Paylaşım Savaşı Devam Ediyor

Emperyalist savaş baronlarının, bugün Ortadoğu’da yürüttükleri huruç harekâtında iki sefer arasındaki savaş molası bizi şaşırtmasın, rehavete sürüklemesin. Böylesi savaş araları, emperyalist savaşların gerçek karşıtlarıyla sözde muhaliflerin ayırdedilmesini sağlayan test dönemleridir. ...

The Imperialist War of Division Continues

"İlaçtan Ölmek!" - Sağlık Uyarısı: Kapitalizm Öldürür!

Sonuç olarak, ilaç kampanyacıları tarafından ilaç-mafyası olarak da bilinen büyük ilaç şirketlerinin belgeselde gösterilen her bir uygulaması insani açıdan iğrençtir. Fakat ilaç-mafyası yöneticilerinin, bu yöntemleri özellikle kötü ve duyarsız insanlar (kesinlikle çoğu öyledir) oldukları için kullandıklarını düşünmemeliyiz. Gerçek neden onların kâr elde etmek için üretim yapmalarıdır. Bu, acayip, korkunç, insanlık dışı bir mantıktır, fakat her şeyden önce kapitalizmin mantığıdır. Bundan dolayı, bu örnek, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve insanlığın ihtiyaçları arasındaki çelişkiyi gösteren en iyi örneklerden birisidir. Bu tür belgeseller, insan hayatına hiç saygı göstermeden çalışan bu acımasız çokuluslu şirketleri mükemmel bir şekilde teşhir ediyorlar. Dünya ilaç piyasasının beş ...

Nijerya

Geçtiğimiz günlerde Nijerya’daki bir fabrikada korkunç bir olay yaşandı. Fabrika işçileri bu olayı 19. yüzyılda değil. 21. yüzyılda yaşadılar. Dinlenmek için odasına giden patron, işçilerin binadan dışarı çıkmalarını engellemek için fabrika kapısını kilitlemişti. Sonuç, 100 yoksul Nijeryalı işçinin kavrulmuş bedenleri oldu. Bu kapitalist barbarlığı yıkmak için bundan daha büyük bir sebep olabilir mi? Bu makale, Nijerya’da çıkan Workers' Alternative [İşçilerin Alternatifi] adlı Marksist gazetenin Mayıs sayısında, “Kapitalizm açlık, yoksulluk ve ölüm demektir” başlığıyla yayınlandı. Gerçekten de öyle!

1 Mayıs'ın Aynasında Yansıyanlar

Bu 1 Mayısta Çağlayan meydanına çıkan işçi sınıfı, bazı olumlu gelişme ve eğilimler olmakla birlikte, genel olarak baktığımızda sorunlarına yaraşır ölçüde "çağlayamadı". Bu bize bir kez daha aynı temel sorunu, yani önderlik sorununu hatırlatmalı. Bu nedenle, mitinglerin, özellikle de 1 Mayıs mitinglerinin, toplumda biriken enerjinin akması için daha esaslı bir kanal olmasının yolu önderlik sorununu çözmekten, bu yolda güçlü, sahici adımlar atmaktan geçiyor.

Kapitalist Sistem Sağlıklı Bir Toplum Yaratamaz

Ölümü kabul etmek ne kadar zor olursa olsun, doğadaki her canlı organizma doğuyor, büyüyor ve göçüp gidiyor "her dalı yemiş yüklü dünyadan". Ama kimi kuş sütüyle beslenerek, kimi "beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yiyemeden doyasıya". Evet yaşadığımız toplumda sağlık sorunu, sınıflı bir toplum olan kapitalist toplum gerçeğinden koparılarak tartışılamaz.

Merkezci Kombinasyonlar ve Marksist Taktikler

Polonyalı Yoldaş V.’ye Bir Mektup

Gebze'de 1 Mayıs

1 Mayıs'ın Kökenleri Nedir?

Marxist ATTITUDE home page Reload and refresh