Navigation

May 2003 tarihli yazılar

Emperyalistler Arasında Sıkışan Türk Burjuvazisi

ABD ve İngiliz emperyalist savaş makinaları Irak halkının üzerine tomahawk füzeleri yağdırırken, Türk burjuvazisinin kalemşorları tozu dumana katmış savaş güdüsüyle dizlerini dövüyorlardı. Çünkü burjuva meclisten savaş tezkeresi geçmemişti ve Türkiye savaşa resmen girmemişti. Günlerce kitlelerin bilincini esir aldılar ve ABD’nin yanında savaşa girdiğimizde neler kazanacağımızı ballandıra ballandıra anlattılar. Efendim, 24 milyar dolarlık bir kredi gelecek, ABD Türk üslerinde girişeceği inşaatlara dolar akıtacak, Türkiye Irak paylaşılırken masada olacak ve savaşın ganimetinden pay alacaktı. Bir düşünün, krizde olan Türkiye ekonomisi krizden çıkacak, milli gelirimiz artacak, yani her şey “çok güzel olacak”tı! Ama, işte olmadı.

“Türk Solu” burjuvazinin soludur

İşçi sınıfının “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olan 1 Mayıs ile aynı hafta içinde, İstanbul üniversitelerinde devrimci gençliğe yönelik saldırılar gündemi yoğun bir şekilde meşgul etti.

Merkezci Simya mı, Marksizm mi?

Almanya’daki gruplaşmalar ve uluslararası sorunlar

Almanya’daki politik yaşam o kadar ezilmiş ve yenilginin sonuçları kitleler tarafından o kadar şiddetli bir şekilde hissedilmiştir

Uluslararası Komünist Birliğin Temel Teorik Görüşleri Üzerine Bir Tartışmaya Katkı

1.

Türk-İş Ankara Mitinginden İzlenimler

Türk-İş, AKP hükümetinin çıkarmak üzere olduğu iş yasasını protesto etmek için bütün üyelerine 17 Mayısta Ankara'da miting çağrısında bulundu.

Sermaye patronları işbaşında

Sermaye güçleri, kârlarını artırmak, kımıldamaya başlayan örgütlülüğü, hak arama çabalarını ortadan kaldırmak için, iş yasasının pek çok maddesini daha da geriye götüren bir değişiklik yapıyorlar.

Emperyalist Paylaşım Savaşı Devam Ediyor

Emperyalist savaş baronlarının, bugün Ortadoğu’da yürüttükleri huruç harekâtında iki sefer arasındaki savaş molası bizi şaşırtmasın, rehavete sürüklemesin. Böylesi savaş araları, emperyalist savaşların gerçek karşıtlarıyla sözde muhaliflerin ayırdedilmesini sağlayan test dönemleridir. Emperyalist-kapitalist sisteme kökten karşı çıkmaksızın ne gerçek bir sosyalist, ne gerçek bir barış yanlısı ve hatta ne de gerçek bir çevre dostu olunabilir. İnsanlığı yıkıma ve gezegenimizi felâkete doğru sürükleyen bu sistemden kurtulabilmek için, dönem dönem parlayıp sönen istikrarsız küçük-burjuva bir muhalifliğe değil, her koşul altında diri ve mücadeleci olmayı becerebilen örgütlü militan bir işçi hareketine ihtiyaç var. Sıcak savaş dönemlerini olduğu kadar, savaş molalarını da emperyalist sisteme karşı mücadelenin yükseltilmesi bilinciyle değerlendiren enternasyonalist komünist tutumu tüm dünyada güçlendirmek için ileri!

The Imperialist War of Division Continues

“Let them hate, provided they fear.”[1]

The new period ushered

"İlaçtan Ölmek!" - Sağlık Uyarısı: Kapitalizm Öldürür!

Sonuç olarak, ilaç kampanyacıları tarafından ilaç-mafyası olarak da bilinen büyük ilaç şirketlerinin belgeselde gösterilen her bir uygulaması insani açıdan iğrençtir. Fakat ilaç-mafyası yöneticilerinin, bu yöntemleri özellikle kötü ve duyarsız insanlar (kesinlikle çoğu öyledir) oldukları için kullandıklarını düşünmemeliyiz. Gerçek neden onların kâr elde etmek için üretim yapmalarıdır. Bu, acayip, korkunç, insanlık dışı bir mantıktır, fakat her şeyden önce kapitalizmin mantığıdır. Bundan dolayı, bu örnek, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve insanlığın ihtiyaçları arasındaki çelişkiyi gösteren en iyi örneklerden birisidir. Bu tür belgeseller, insan hayatına hiç saygı göstermeden çalışan bu acımasız çokuluslu şirketleri mükemmel bir şekilde teşhir ediyorlar. Dünya ilaç piyasasının beş muazzam çokuluslu şirket tarafından yönetiliyor olması, her gün dünyada milyonlarca insanın ölmesinin doğrudan nedenidir. Bu beş devin devletleştirilmesi ve demokratik denetimi sorunu ortadadır. Bu belgeselin yarattığı isyan duygusu doğru bir yöne, bizzat kapitalizme karşı mücadeleye kanalize edilmelidir.

Nijerya

Geçtiğimiz günlerde Nijerya’daki bir fabrikada korkunç bir olay yaşandı. Fabrika işçileri bu olayı 19. yüzyılda değil. 21. yüzyılda yaşadılar. Dinlenmek için odasına giden patron, işçilerin binadan dışarı çıkmalarını engellemek için fabrika kapısını kilitlemişti. Sonuç, 100 yoksul Nijeryalı işçinin kavrulmuş bedenleri oldu. Bu kapitalist barbarlığı yıkmak için bundan daha büyük bir sebep olabilir mi? Bu makale, Nijerya’da çıkan Workers' Alternative [İşçilerin Alternatifi] adlı Marksist gazetenin Mayıs sayısında, “Kapitalizm açlık, yoksulluk ve ölüm demektir” başlığıyla yayınlandı. Gerçekten de öyle!

1 Mayıs'ın Aynasında Yansıyanlar

Bu 1 Mayısta Çağlayan meydanına çıkan işçi sınıfı, bazı olumlu gelişme ve eğilimler olmakla birlikte, genel olarak baktığımızda sorunlarına yaraşır ölçüde "çağlayamadı". Bu bize bir kez daha aynı temel sorunu, yani önderlik sorununu hatırlatmalı. Bu nedenle, mitinglerin, özellikle de 1 Mayıs mitinglerinin, toplumda biriken enerjinin akması için daha esaslı bir kanal olmasının yolu önderlik sorununu çözmekten, bu yolda güçlü, sahici adımlar atmaktan geçiyor.

Kapitalist Sistem Sağlıklı Bir Toplum Yaratamaz

Ölümü kabul etmek ne kadar zor olursa olsun, doğadaki her canlı organizma doğuyor, büyüyor ve göçüp gidiyor "her dalı yemiş yüklü dünyadan". Ama kimi kuş sütüyle beslenerek, kimi "beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yiyemeden doyasıya". Evet yaşadığımız toplumda sağlık sorunu, sınıflı bir toplum olan kapitalist toplum gerçeğinden koparılarak tartışılamaz.

Merkezci Kombinasyonlar ve Marksist Taktikler

Polonyalı Yoldaş V.’ye Bir Mektup

Sizin IAG örgütleri konferansı ile ilgili mektubunuzu büyük bir ilgi ile okudum ve çok yararlandım, zira raporunuz çok açıklayıcıydı.

Gebze'de 1 Mayıs

Gebze Sendikalar Birliğinin düzenlemiş olduğu 1 Mayıs mitingi 16:45'te trafo meydanından yürüyüşle başlayıp 18:30'da Cumhuriyet meydanında bitti. Mitinge yaklaşık 8.000 kişi katıldı.

Marksist Tutum'a Gelen 1.Yılını Kutlama Mesajları

Marksist Tutum Bir Yaşında!



1 Mayıs'ın Kökenleri Nedir?

Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya'da doğdu.