Navigation

Kapitalizmin Tarihsel Kriz Sahnesinde Büyüyen Göç Dalgası

Umut yolculuğu denizlerin karanlık sularında son bulan binler; savaştan, ölümden, açlıktan, işsizlikten kaçarak iyi bir yaşam hayaliyle yollara düşen, sınır kapılarında bekletilen, şiddete maruz kalan, hastalık ve açlıkla boğuşmak zorunda kalan, insanlık dışı kamplarda tutulan milyonlar; tacize, tecavüze uğrayan kadınlar ve çocuklar… Tarihsel krizin içinde debelenen kapitalizmin insanlığa yaşattığı cehennemin sadece bir kesiti bu.

Sınıf Penceresinden Bakmak Gerek

Bugün idamı getirmek, (bir kısım insanların haykırdığı gibi) “suçluyu Taksim Meydanında sallandırmak” ne çözüm olacak, ne de bu gibi yollarla sistemin içine düştüğü çürümüşlük koşullarında kadın ve çocuk tacizlerinin son bulmasını sağlayacaktır. İdam sehpasına ise kapitalist sömürü düzenine karşı çıkanlar çıkartılmak istenecektir. Çocuk tacizleri, kadına şiddet ve tecavüz son bulsun diye kapitalist sömürü düzenine karşı mücadele verenler yani…

Gezegeni Kim Yiyip Bitiriyor?

Kuraklık, buzulların erimesi, nesli tükenen canlılar, yoğun hava kirliliği! Dünyamız bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Sorun ortada, burjuva bilim insanları da bunu inkâr etmiyor. Ama sorunun asıl müsebbibi teşhir edilip ona karşı mücadele edilmedikçe bu felâketten kaçılamayacağı da ortada.

Meksika’da Obrador’un Zaferinin Gösterdikleri

Obrador’un sınıf karakteri de politik duruşu da gayet net bellidir: Sosyal demokratlığın ötesine geçmeyen bir düzen solculuğu. Yaklaşmakta olan ekonomik çöküş sürecinde onun asıl işlevinin yükselişe geçme potansiyeli artan işçi hareketini düzen sınırları içinde tutmak olacağı da açıktır. Ancak Obrador’u iktidara taşıyan dinamikler onun şahsından çok öte bir anlam ve önem taşımaktadır. Öyle görünüyor ki Meksika’yı daha da hareketli günler beklemektedir.

Kâr Hırsının Bilançosu: 24 Ölü, 338 Yaralı!

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Uzunköprü-Halkalı seferini yapan yolcu treninin raydan çıkarak devrilmesiyle resmi rakamlara göre 24 yolcu hayatını kaybetti, 338’i ise yaralandı. 8 Temmuz Pazar günü göz göre göre gelen facia, resmi makamların sorumluluktan kaçan açıklamalarının aksine, alınmayan önlemlerin ve denetimsizliğin bir sonucu olarak gerçekleşti. Yaşanan tren kazasından sonra alınan ilk “önlem” ise kazaya dair haberlere ilişkin yayın yasağı getirmek oldu!

Ortadoğu’da Savaş Sona mı Eriyor?

Akıldan çıkartılmaması gereken en önemli nokta, Suriye savaşının, bugün yürüyen dünya savaşının bütününü değil, yalnızca bir cephesini temsil ediyor oluşudur. Savaşlar büyük güçler arasında, nüfuz alanlarını yeniden paylaşmak üzere yürütüldüğüne göre, elbet bir noktada taraflardan biri, o nokta ya da alanda, diğerinin üstünlüğünü kabul eder. Ama sözkonusu olan bir dünya savaşıdır ve mesela Suriye cephesinde bir tarafın ağır basması savaşın tamamen sonuçlandığı anlamına gelmez.

“Yansın Dünya, Bana Ne!”

“Fakir doyar evde yemekle, zengin oynar çekle senetle. …Zengine rezidans, fakire gecekondu. …Erkek yapar eder dediniz de kadının şiddette yararı ne…” Bir şarkıda geçen birkaç söz bunlar. Sözler basit ve kısa; müziği etkileyici, kolaylıkla gençlerin diline dolanıyor. En sıradan, aynı zamanda en çok eğlendiren hiç de politik görünmeyen şarkılar ve TV programları, kimi zaman en tehlikeli ideolojik propaganda araçları olabiliyor.

İşçiler Mücadele İçinde Değişir

İşçilerin siyasi ve toplumsal gelişmeleri kendi sınıf çıkarları açısından değerlendirebilmesi, bu çıkarlara uygun hareket edebilmesi, sınıf bilinci ve kimliği edinebilmesi tabiri caizse ha deyince olmuyor. Dönüşüm her alanda zor ve sancılı bir süreçtir. Söz konusu olan işçilerin dönüşümü olduğunda bu daha da zorlu bir süreçtir ve işçi süreklilik kazanan örgütlü mücadelenin bir parçası olmadan bu dönüşümü yaşama şansına sahip değildir.

Çocuklarımızın Güzel Günler Görmesi Bizim Elimizde

Burjuvazinin ahlâksız ikiyüzlülüğü karşısında işçi sınıfının yaşadığı sefalete ve çocuklarının karanlık geleceğine hayıflanarak geçireceği zamanı yoktur. İşçi sınıfı örgütlenip mücadelesini yükselttikçe çocuklarımızın da makûs talihi değişecektir. Başka türlüsü, Jones Ana’nın dediği gibi, “çocuklarımızı burjuvazinin kâr sunaklarına kurban vermektir”.

Celalettin Can’ın Silivri Cezaevi Tanıklığı

Yapılan konuşmalarda cezaevlerindeki mevcut durumun neredeyse 12 Eylül süreci ve 90’lı yıllar ile benzer olduğu vurgulandı. Siyasi mahpuslara yönelik tecridin gündelik hayatın bir parçası olduğu, hasta mahpusların durumuna bakıldığında ise sağlığın bir hak olmaktan çıkarılarak bir cezalandırma aracı haline dönüştürüldüğü dile getirildi.

Ali Oğlu Halit’in Garip Ali’si

Dedem Garip Ali, bir asır yaşadıktan sonra 2018’in Şubat ayında göçüp gitti bu dünyadan. Garip Ali, ailesinin I. Emperyalist Paylaşım Savaşında ve sonrasında yaşadıklarını ninesinden, anası ve babasından dinlemiş. Kendisi de eşine ve çocuklarına anlatmış. Ailesindeki ve çevresindeki insanlar Garip Ali dedemin anlattıklarının, o savaşların geride kaldığını düşünmüşler.

Bu Dünyaya Marx Geldi! /3

Manifesto’nun ilan ettiği gibi, komünistler hangi ülke söz konusu olursa olsun, mücadelede ulusalcılığa düşmemekle ve işçilere daima tüm proletaryanın dünya ölçeğindeki ortak çıkarlarını göstermekle yükümlüydüler. Komünistler bu anlayışla enternasyonalizm bayrağı altında mücadele yürütürlerken, diğer yandan ezilen halkların mücadelesinin tarihsel haklılığını kabul etmeli ve desteklemeliydiler.

Sinema ve İdeoloji, Hollywood ve Burjuvazi /3

Gerek süper kahraman filmlerine gerekse felâket filmlerine “kriz dönemi filmleri” de denilmektedir. Bu film türlerinin muhtevasını anlamak açısından herhalde bundan daha uygun bir tanım da seçilemezdi! 1970’ler, bu film türlerinin “altın çağını” yaşadığı bir dönemdi.

50. Yılında 1968 Devrimci Dalgası

Çok açık ki, dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan emekçiler için sosyal ve ekonomik koşullar hiç de parlak değil. Kapitalizm gençlere bir gelecek vaat edemiyor. Kapitalizmin tek sunduğu umutsuzluk, hayal kırıklığı, öfke! ’68 kuşağı gibi, burjuva ideolojisiyle zihinleri dumura uğramamış bugünün gençleri de, azgın sömürü ve saldırganlık hırsıyla dünyayı cehenneme çeviren emperyalist kapitalist sisteme karşı giderek daha büyük öfke duyuyorlar.

What the June 24 Elections Indicate

The period in the run-up to the election reveals that a serious potential on the part of the masses is there in the struggle against the one-man regime. At least half of society does not want this new regime and its leader. Coupled with the recent practices of the government and the conditions that point to an economic crisis, these factors may cause serious vacillations among the working masses that voted AKP.

Pages

Subscribe to Front page feed

e-brochures

Elif Çağlı
Under present conditions where the working class has no revolutionary international organisation, there is no other way of struggle than to labour and work out revolutionary Marxist solutions and try to carry them over to international platforms. Therefore it is inevitable to get involved in various experiments to solve the question of international organisation of the working class. It must be kept in mind that all great revolutionary advances could be successful thanks to revolutionary class attitude, which means plunging into actual work without being intimidated by difficulties and daring to experiment.
Marksist Tutum
The process of the capitalist development of Turkey is a rather belated process with respect to the West. This historical delay flows from the peculiar socio-economic structure upon which Turkish capitalism developed. For this reason, in order to understand the peculiarities of Turkish capitalism, it is necessary to have an overview of the economic and social history of the Ottoman Empire that forms the historical background of modern Turkey today.
Elif Çağlı
Although such experiences are pleasing in themselves since they carry forward the mass of the class, they are by no means enough for the working class to break the chains of wage-slavery and achieve freedom. Conditions of emancipation can develop depending on the quality and quantity of the distance taken by workers towards political consciousness and organisation. In this respect, it has a vital importance to make sure that at least the vanguard elements of the class are capable of answering the questions such as “what kind of organisation?” or “what kind of a unity?” in a way to carry forward the struggle.
Levent Toprak
The wave of popular uprisings that started in Tunisia and continued with Egypt embracing North Africa and the Middle East has reached a new phase. Though one needs to analyse the situation in Egypt in the aftermath of Mubarak’s overthrow, there is no doubt that the process of mobilisation of millions and Mubarak’s eventual step-down in itself is already a serious source of inspiration in the eyes of other Arab peoples. New upsurges of mass movement that are taking place especially in Yemen, Bahrain and Libya are a demonstration of this fact. Whatever the short term results of this mass wave of revolt it is clear that there is a new era in this region unfolding and that nothing will be the way as they were so far. The social-political struggles to take place in this region in the period ahead and the kind of regimes to be established will be the focus of attention for revolutionaries as well as bourgeois political realm.
Elif Çağlı
When you look into the various cases of opportunist tendencies within Marxist movement you cannot but see that a common feature of all opportunist tendencies is to turn a deaf ear to revolutionary criticism. Although the opportunists sometimes seem to accept general revolutionary principles when they are squeezed, in effect they keep following their well-trodden opportunist way. Thus opportunism makes upsurges that are generally unavoidable. Giving concrete examples will surely make clear these features of opportunism that we state here very briefly. As a striking example we can take the upsurge of opportunism in the case of the IMT (International Marxist Tendency) lead by Alan Woods.
Elif Çağlı
The struggle for the creation of the international organization of the working class requires intransigence in principles and flexibility in tactics. Neither opportunism pursuing short term so-called political achievements nor sectarianism unwilling to see and accept anything other than its own small organization can be of any use for this struggle. The reality we face today in the issue of building the revolutionary international organization of the proletariat puts very important responsibilities and tasks over the shoulders of the internationalist communists. Those who are self-confident will continue revolutionary efforts in every field undertaking these responsibilities and tasks. Those who are not intimidated will move forward. All big problems in history have been resolved this way.
Marksist Tutum
The importance of theoretical struggle on national question springs essentially from the need to take a correct political attitude based on Marxist foundations in the face of the liberation struggle of oppressed nations. Marxism is not an impressionist or positivist philosophy limiting itself only with interpreting the world, but an integral world view which strives to change the world and develops in an inextricably dialectical relationship with revolutionary practice.
Marksist Tutum
Capitalism makes the mankind suffer hell. The reign of a handful capitalists makes billions of people all over the planet suffer in the grip of hunger, poverty and deprivation, unemployment, incredible inequality and injustice, bloody wars, oppression and torture, endless decay and alienation. The only force that can save mankind from this swamp and lead it to socialism is the working class which is said to be “extinct”. The truth is that, the billions who strive to survive through selling their labour force in return for a wage, i.e. the working class, still have nothing to lose but their chains. But they have a world to win!