Navigation

12 Eylül Darbesi 38. Yıldönümünde Protesto Edildi

12 Eylül askeri faşist darbesi 78’liler Girişimi ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla gerçekleştirilen bir eylemle protesto edildi. Faşist darbenin 38. yıldönümünde, 1 Mayıs 1977’de onlarca insanın katledildiği Kazancı Yokuşu’nda gerçekleştirilen eylemde “Darbeciliğe Karşı Demokrasi İçin Mücadele!” şiarı öne çıktı.

Ortadoğu’da Kimin Silahları Konuşuyor?

Ortadoğu’daki savaş süreci boyunca IŞİD’e giden silahların büyük bir bölümünün NATO ve AB ülkeleri orijinli olduğu, silah ve cephane sevkiyatının ABD ve Suudi Arabistan üzerinden yapıldığı, bir araştırma kuruluşu olan Çatışma ve Silahlanma Araştırmaları (CAR) tarafından belgelenmiş durumda. 2014-2017 yılları arasını kapsayan bu araştırma sonuçları, IŞİD’e silah ve cephane akışını gözler önüne sererek, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün üzerinden de yoğun bir silah hareketi olduğunu gösteriyor.

Kinimiz Patronlara

Bizim oturduğumuz evin birinci katında oturan Jorjet teyze o yıllarda 8-9 yaşlarında bir kız çocuğuymuş. Evleri portakal bahçesinin içerisinde küçük bir evmiş. Ailesi geçimini narenciye ile sağlıyormuş. O gün, 6 Eylülde İstanbul’da olan olayları radyoda dinlediklerinde ailesinin ne kadar korktuğunu, üzüldüğünü anlattı.

Devrimci Mücadele Kaçkınlarının Safsataları

BBC’nin web sitesinde yer alan bir makalede, dünya çapında düzenlenen çeşitli protesto gösterileri üzerinden, kitle hareketlerinin, bir anlamda toplumsal mücadelelerin işe yarayıp yaramadığı sorgulanıyor. Makale her ne kadar tarafsız gibi görünmeye çalışsa da ve güya her türlü görüşe yer verse de, sonuç olarak kitlelerin mücadelesinin aslında pek de bir işe yaramadığı düşüncesini inceden inceye işlemiş oluyor.

“Nâzım’ın Çilesi”

Fiş, Nâzım’la dost olduğu yıllar boyunca onunla her konuda uzun uzun sohbet etme, onunla yolculuklara çıkma, anılarını dinleme, düşüncelerini, duygularını öğrenme fırsatı bulmuştur. Bu nedenle romanda sık sık iç monologlara başvurur, büyük şairin duygularını, düşüncelerini onu konuşturarak, şiirlerinden, kitaplarından alıntılar yaparak kendi ağzından aktarır. Nâzım’ın dizelerinden önce o dizeleri ortaya çıkaran mekân ve anları tasavvur etmeye çalışır. Kısacası Nâzım’ın Çilesi, komünist bir şairi, o şairi var eden dönemi anlama çabasıdır.

Ruhi Su İle Türküler Söylemeye Devam Ediyoruz

Ruhi Su'nun sesinde, sözünde, sazında pırıl pırıl bir direnç vardır. Onun sesi fırtınayı derinlerinde mayalayan ve kabarmak için zamanını sabırla bekleyen denizin durgunluğunu taşır. Bugün de, aydınlık düşüncelere, insan sevgisine, emeğe, emekçi sınıflara düşman totaliter rejimin egemenlerine inat “yattığımız yerde güller bitecek/ gün ışıyıp gelir sabret” diyen sesiyle hepimize umut ve cesaret vermeye devam ediyor.

Krizin Sorumlusu Sermaye Düzeni, Mağduru İşçi Sınıfıdır

İktidar ortada bir kriz olduğunu reddedip yaşanılan süreci dış güçlerin Türkiye’nin önünü kesmek için giriştiği ve ekonomik araçlarla yürütülen bir savaş olarak adlandırırken, düzen muhalefeti krizin hükümetin izlediği hatalı iktisadi politikalardan ve tek adam rejimi uygulamalarından kaynaklandığını öne sürüyor. Her iki açıklamada da gerçekliğin bir kısmı abartılıp tek boyutlu olarak öne çıkartılıyor. TC’nin ABD’yle yaşadığı gerilim de, hükümetin kayırdığı sermaye kesimleri lehine aldığı kararlar da, tek adamın keyfi karar ve uygulamaları da gerçektir ve bugünkü krizin seyrinde önemli etkileri vardır. Ancak bunlar ağırlaştırıcı faktörlerdir, mevcut krizin gerçek nedeni değil.

Özgürlüğün ve Devrimci Onurun Sembollerinden Biri: Elektra

Avrupa’da faşizmin yükselişi ve alt edilmesi süreci farklı biçimlerde de olsa, faşist rejimlerle mücadele etmek isteyenler için öğretici deneyimlerle doludur. İtalya’dan Almanya’ya, Bulgaristan’dan Yunanistan’a faşizme direnenlerin deneyimleri ve cesaretleri insanlığa ümit ve ilham veriyor. “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı romanıyla tanıdığımız Dido Sotiriu’nun “Elektra” adlı romanı da bu deneyimlerden bir demet aktarıyor.

21. Yüzyılı Doğru Kavramak

SSCB’nin çöküşünden sonra dünyadaki siyasi dengelerin kökten değiştiğini, kapitalizmin tarihsel bir sistem krizi içine girmiş bulunduğunu, buna hegemonya krizinin, 3. Dünya Savaşının ve siyasi gericileşmenin eşlik ettiğini, sonuç olarak dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiğini, önemli altüst oluşların yaşandığını ve daha da yaşanacağını ne zamandır söylüyoruz. Dünyadaki ve Türkiye’deki tüm gelişmeleri de bu çerçeve ve bütünlük içinde değerlendirmek gerektiğini, yoksa hiçbir şeyin anlaşılamayacağını ve açıklanamayacağını belirtiyoruz.

Uyuşturucu Sorununda da Gerçeklik Tersyüz Ediliyor

Türkiye’nin de içinde olduğu kapitalist devletlerin, bu sorunu çözmek gibi bir dertleri yoktur. Egemen sınıf, kendisine isyan eden ve mücadeleye atılan bir gençlik istemez. Sorgulayan, gelecek için mücadele eden, kendisi ve çevresiyle uyumlu bir gençlik yerine, beyinleri uyuşmuş, her an suça itilebilecek, kindar nesilleri tercih eder. Bu sorun baskıcı, yasakçı uygulamalarla çözülemez. Sorunu yaratan, gençliği çürüten kapitalizmdir.

Dış Mihrak Nedir, Kimdir?

Eskimeyen hatta her fırsatta ortaya çıkan dış mihrak söylemi özellikle bu günlerde dillerden düşmüyor. Devlet büyüklerinin ayağı taşa değse onun altından da dış mihraklar çıkıyor. Bunlar ülkelerin düzenini bozmakla kalmıyor, adıyla bile toplumlara korkular salıyorlar. Peki, bu kimliği meçhul dış mihraklar kim ya da kimler?

Asıl Biz Farkındayız!

Totaliter rejim kendi ideolojisini “yerli ve milli kültür” kılığında kitlelere dayatmaktadır. Kitleleri gerçek dışı hayallerle besleyip ruhlarını ele geçirerek kuyruğuna takmaya çalışmaktadır. Savaş ve kahramanlık filmleri, tarihi çarpıtan çeşitli diziler vb. bu kapsamda gündeme getirilmektedir.

Memleketimden Dolar Manzaraları

Konumuz Ordunun berberleri. Yanlış okumadınız berberleri. Çünkü Ordu’nun Ünye ilçesindeki berberler bir araya gelerek “Amerikan tıraşı” yapmama kararı almışlar. Bu kararlarını da işyerlerinin camlarına asarak son günlerde hızla yükselen dolara karşı tepkilerini dile getirmişler.

Hindistan’daki İntiharlar ve Çelişkiler

Geçtiğimiz Temmuz ayında Hindistan’da bazı ailelerin intihar haberleri yansıdı basına. Bir ay içinde üç aile toplu halde intihar etti. Bu ailelerden biri 11 kişilikti, diğer ikisi ise 6 ve 9 kişilik. Bu üç aileden ikisinin (9 ve 6 kişilik olanların) intihar nedeni komşularının ifadelerine göre yoksulluk ve çaresizlik.

Kayıpların Ardından: “Tükenmedi Umudum, Solmadı Karanfilim!”

Onların haykırışları işkencelerle, katliamlarla, baskılarla, yasaklarla yok edileceği sanılan işçi sınıfının yeniden ve yeniden doğurduğu nice yiğit oğulların ve kızların mücadelesinde yankılanacak! Kayıplarımızın hesabı kazanacağımız dünyanın mücadele yolunda sorulacak!

Pages

Subscribe to Front page feed

e-brochures

Elif Çağlı
Under present conditions where the working class has no revolutionary international organisation, there is no other way of struggle than to labour and work out revolutionary Marxist solutions and try to carry them over to international platforms. Therefore it is inevitable to get involved in various experiments to solve the question of international organisation of the working class. It must be kept in mind that all great revolutionary advances could be successful thanks to revolutionary class attitude, which means plunging into actual work without being intimidated by difficulties and daring to experiment.
Marksist Tutum
The process of the capitalist development of Turkey is a rather belated process with respect to the West. This historical delay flows from the peculiar socio-economic structure upon which Turkish capitalism developed. For this reason, in order to understand the peculiarities of Turkish capitalism, it is necessary to have an overview of the economic and social history of the Ottoman Empire that forms the historical background of modern Turkey today.
Elif Çağlı
Although such experiences are pleasing in themselves since they carry forward the mass of the class, they are by no means enough for the working class to break the chains of wage-slavery and achieve freedom. Conditions of emancipation can develop depending on the quality and quantity of the distance taken by workers towards political consciousness and organisation. In this respect, it has a vital importance to make sure that at least the vanguard elements of the class are capable of answering the questions such as “what kind of organisation?” or “what kind of a unity?” in a way to carry forward the struggle.
Levent Toprak
The wave of popular uprisings that started in Tunisia and continued with Egypt embracing North Africa and the Middle East has reached a new phase. Though one needs to analyse the situation in Egypt in the aftermath of Mubarak’s overthrow, there is no doubt that the process of mobilisation of millions and Mubarak’s eventual step-down in itself is already a serious source of inspiration in the eyes of other Arab peoples. New upsurges of mass movement that are taking place especially in Yemen, Bahrain and Libya are a demonstration of this fact. Whatever the short term results of this mass wave of revolt it is clear that there is a new era in this region unfolding and that nothing will be the way as they were so far. The social-political struggles to take place in this region in the period ahead and the kind of regimes to be established will be the focus of attention for revolutionaries as well as bourgeois political realm.
Elif Çağlı
When you look into the various cases of opportunist tendencies within Marxist movement you cannot but see that a common feature of all opportunist tendencies is to turn a deaf ear to revolutionary criticism. Although the opportunists sometimes seem to accept general revolutionary principles when they are squeezed, in effect they keep following their well-trodden opportunist way. Thus opportunism makes upsurges that are generally unavoidable. Giving concrete examples will surely make clear these features of opportunism that we state here very briefly. As a striking example we can take the upsurge of opportunism in the case of the IMT (International Marxist Tendency) lead by Alan Woods.
Elif Çağlı
The struggle for the creation of the international organization of the working class requires intransigence in principles and flexibility in tactics. Neither opportunism pursuing short term so-called political achievements nor sectarianism unwilling to see and accept anything other than its own small organization can be of any use for this struggle. The reality we face today in the issue of building the revolutionary international organization of the proletariat puts very important responsibilities and tasks over the shoulders of the internationalist communists. Those who are self-confident will continue revolutionary efforts in every field undertaking these responsibilities and tasks. Those who are not intimidated will move forward. All big problems in history have been resolved this way.
Marksist Tutum
The importance of theoretical struggle on national question springs essentially from the need to take a correct political attitude based on Marxist foundations in the face of the liberation struggle of oppressed nations. Marxism is not an impressionist or positivist philosophy limiting itself only with interpreting the world, but an integral world view which strives to change the world and develops in an inextricably dialectical relationship with revolutionary practice.
Marksist Tutum
Capitalism makes the mankind suffer hell. The reign of a handful capitalists makes billions of people all over the planet suffer in the grip of hunger, poverty and deprivation, unemployment, incredible inequality and injustice, bloody wars, oppression and torture, endless decay and alienation. The only force that can save mankind from this swamp and lead it to socialism is the working class which is said to be “extinct”. The truth is that, the billions who strive to survive through selling their labour force in return for a wage, i.e. the working class, still have nothing to lose but their chains. But they have a world to win!